ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

AK Parti, CHP ve Yargının Fonksiyonu ve Balyoz Davası

Hakan Uzandı

12 Ekim 2013 Cumartesi 12:45
  • A
  • A

İlk önce iki ayrı tepki ile konumuza başlayalım.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Yargıtay’ın Balyoz Davasına ilişkin kararıyla ilgili şöyle demektedir: “Bu karar hukuka oturmamıştır, vicdanlara oturmamıştır, vicdanları yaralamıştır. Hizbullah Davası ile bu davanın gerekçeleri farklıdır.”

Davada, Hizbullah Davasının gündeme gelmesinin sebebi gerek Balyoz Davası gerekse de Hizbullah Terör Örgütü Davasının ikisinin de genellikle dijital verilere dayanmasıdır. Yargıtay, dijital verilerin delil olup olmayacağı noktasında daha önce Hizbullah Silahlı Terör Örgütü Davasında da dijital verileri kullandığını ifade etmiştir. Hamzaçebi’nin gerekçeler farklı açıklamasına gelince, Hizbullah Silahlı Terör Örgütü Davası “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkıp yerine şer’i bir devlet kurmak” iken Balyoz Davası ise “Seçilmiş hükümeti askeri güç kullanarak devirmek yani darbe yapmak”tır. Hamzaçebi’nin açıklamalarından anladığımız darbe yapmak isterseniz dijital veriler delil değildir ama rejimi değiştirmek davalarında geçerlidir. Çifte standardı görüyor musunuz?

İkinci tepki AK Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik’ten. Hüseyin Çelik şöyle diyor:

"Mahkemelerin verdiği kararı başta sanıkların kendileri olmak üzere aileleri ve herkes eleştirebilir, bunu haksızlık olarak değerlendirebilir, birileri bunu hakkın tahakkuku olarak değerlendirebilir. Demokrasilerde bu konularda çok açık bir alan vardır. Bu, yapılabilir. Ancak Balyoz davasının açıklanmasından beri mahkemeyi, Yargıtay'ı tahkir eden, tezyif eden, yani hakaret eden ve mahkemeye ağız dolusu suçlamalarda bulunan bazı sözüm ona değerlendirmeler görüyoruz. Kendi yargı sistemimize böyle bir haksızlık yapmamamız gerektiğini düşünüyorum.

Dedim ki, 'Kimse halkın aklıyla alay etmesin.' Hiçbir şey olmamış gibi hiç kimse davranamaz. Neleri yapmak için ne tür planlar yapıldığını iyi kötü hepimiz izledik, gördük. Bağımsız mahkeme bu konuda karar vermiştir. Mahkûm ettikleri ile ilgili mahkemeyi hakaret yağmuruna tutacaksınız, peki beraat ettirdikleriyle ilgili ne söylüyorsunuz. Mahkeme bu insanların düşmanı olamaz ki. Yargıtay yanlış karar veremez mi? Yargıtay 'da yanlış karar verebilir. Karar tashihi için müracaat edersiniz. Daha ötesi uluslararası mahkemelerde eğer müracaat etme hakkınız varsa oralara da gidersiniz. Ama kendi adalet sisteminizi topa tutmanın elbette bir mantığı yoktur. Bunu da yapmamamız gerekiyor."

Mahkûmiyet de beraat de değiştirilmesi ve taklit edilmesi mümkün olan bir “delile” dayanıyorsa elbette eleştirilir. Karşımızdaki ceza davası basit bir borç alacak davası değil ki? Ama CMK’da şöyle bir hüküm vardır:

“Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir.” (CMK; 217) Ceza Davasıyla basit bir borç alacak ilişkisindeki delil dayandırması aynı olan ve meseleleri hâkimin vicdanına havale eden (ya hâkim vicdansızsa veya “Özel” yerlerden talimat alıyorsa) bir anlayışın ceza hukukunda yeri olabilir mi? Bu madde sanığın aleyhindeki delilleri görebilirsin lehindeki delilleri görmezsen sorumluluğun yok anlamına gelebilir.

Hüseyin Çelik önce şunu bilmelidir. Kendi yaptıkları ceza muhakemesi kuralları objektif kurallardan mahrumdur. Aynı dijital verilerle birilerini mahkûm eden diğerlerini beraat ettiren ve dijital delillerin durumunu geçmişte de böyle hüküm verdik diye açıklayan kimseler elbette vicdanları yaralayacaktır. Ceza Hukuku’nda birisini mahkûm edecekseniz kararınız her türlü şüpheden uzak somut gerekçelere dayanmalıdır.

Türkiye’de yargı toplumsal hayatı şekillendirmek ve siyasi hayatı dizayn etmek için kullanılabilmektedir. 7 Şubat Tarihi’nde hükümeti MİT üzerinden devirmek isteyenler, Başbakan’ın tabiriyle yargıyı kullanmışlardır. Yargının bu fonksiyonunu Balyoz Davasında gündeme getirmeniz “yargıya hakaret” ama MİT Davasında gündeme getirmeniz yerine getirilmesi gereken bir görev.

Elbette darbe planlanmıştır ve bizim geleneğimiz bir darbeler geleneğidir. Ama ceza mahkemesi ayrı bir olaydır. Bizim kanaatlerimiz ayrı bir meseledir yargılama ayrı bir meseledir. Bu kadar militanca yargılamadaki yanlışlıkları savunmanız insanların hukukunu tehlikeye atmaktadır. Bu ülkenin vatandaşlarının ihtiyacı olan şey objektif yargılama esaslarıdır. Ama anlaşılıyor ki bu durum Hüseyin Çelik gibi isimlerin zihniyeti ile mümkün değil. Hamzaçebi gibiler için ise Kemalist veya ulusalcı değilseniz zaten suçlusunuz.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.