ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

Osmanlı’da Devlet Bekası İçin, Bir İhtilalin Adı: Yavuz S. Selim Han!

saltuk sarı

17 Kasım 2014 Pazartesi 11:00
  • A
  • A

Öncelikle ihtilal kelimesini, neden kullandığımı açıklamak istiyorum. İhtilalin birden çok kelime anlamı bulunmaktadır. Bunlardan birisi ‘Hükümet Darbesi’dir. Bir diğeri de ‘Bir ülkenin içinde bulunduğu durumu beğenmeyip, daha iyi hale getirmek için yapılan hareketler, bütünüdür’. Yani aslında çeşitli anlam süslemeleri yaparak sizde bir cümle kurabilirsiniz. Bana en yakın gelen ikinci yazdığım tanımdır. Türkiye çok darbeler, ihtilaller gördü ve buna binaen hiçbirini tasvip etmediğimi söylemek isterim. Hiçbir zaman darbesever veya ihtilalsever olmadım. Çünkü Türkiye’de yapılan bu eylemlerin dış mihraklı olduğunu çoğumuz bilmekteyiz. Ben ve benim gibi Devlet bekasını, vatan sevdasını, bayrak sevgisini, ezan dinmez diyen, gönül neferleri ve hürriyetsiz yaşamam diyen her Müslüman –Türk insanı bilir ki, ‘Biz senaryosunu kendimizin yazmadığı hiçbir oyunu oynamamaya özen gösteririz’. Lakin tarihimizde öyle anlamlı ihtilaller var ki bunu da göğsüm kabara kabara söylüyorum. Gerçi ona tahttan indirme diyorlar ama bence günümüzde ki modern anlamı ’ihtilal’dir. Şimdi yine yanlış anlaşılmasın her tahttan indirilmeye de sevinmem. Örneğin; Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesi.

Şimdi biz asıl konumuza dönelim. Bizim konumuz, Yavuz Han’ın babası II. Bâyezid’ı tahttan indirmesi.

Konuyu fazla derin tutmayacağım, çok detaya inip tarihsel bir şölen sunmak isterdim, fakat epeyi uzun bir yazı olur. Onun için nokta atış yapıp bir şeyler aksettireceğim.

II. Bâyezid Osmanlı devleti tahtına padişah olarak cülûs ettiği yıllar 1481-1512 yılları arasıdır. Tahta çıktığı yıl oğlu Yavuz’u Trabzon Sancak Beyi yapıyor. Yavuz Han Trabzon’da Sancak beyi olan ikinci ve son şahsiyettir. Kardeşler arasında bir çekişme yaşanıyor, devletin önde gelen adamları, Şehzade Ahmed’i istiyor ama bir sorun var. Yeniçeriler ise Şehzade Selim’i istemekte. Kısacası Yavuz han bu çekişmeden galip gelen taraf olacak. Çünkü arkasında yüzlerce adam var, herkes Fatih Sultan Mehmed Han’dan sonra böyle cengaver birini görüyordu. Zaten Yavuz Han’a ismini dedesi Fatih koyuyor. Anlamı: Yiğit, mert, güçlü demektir. Bir insan adıyla ancak bu kadar özdeşleşebilir.

Yavuz Han babasına bir gün bir mektup yazmaya karar verir. Mektubun içeriğinde ise Anadolu da ki şii(acem) tehlikesinden bahseder. Kısacası yazacak olursak; Yavuz Han Anadolu da acemin oyunlarını görür ve babasına defalarca bu tehlikeden bahseder. Ama babası pek aldırış etmez bu duruma. Diğer kardeşlerinin de etkisi bulunuyor tabi bu aldırış etmemesine. Yavuz Han belki o psikolojide çok düşünmüştür biz bunu bilemeyiz. Kim bilir o da düşünebilirdi diğer kardeşleri gibi sefa içinde yaşamayı. Düşünebilirdi, ‘Beni ilgilendirmez bu durum, ben keyfime bakarım, bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ diye. Ama o öyle yapmadı, Yavuz Han, Padişah babasına şahsi bir kin beslediği için babasını tahttan indirmek istemiyordu. Yavuz Han seçim yapmak zorundaydı. Devletin bekası ile babası arasında kaldı. Göz göre göre Anadolu’nun Şah İsmail’in eline geçip halkın büyük kısmının “Şii” olmasına katlanacak, ya da bu gidişe “dur” demek için her şeyi göze alacaktı. Her vatanını sevenin, her devletini sevenin yapacağını yaptı ve babasını tahttan indirdi. Tahttan indirirken bile edebini korudu. Hiçbir zaman saygısını, babasına karşı bozmadı.

II. Bâyezid artık yaşlanmıştır. Üstelik çok hastadır. Yavuz Han, sarayda kalmasını, babasından rica etmiş, ancak o Dimetoka’ya gitmekte ısrarcıdır.
Yavuz, babasının Dimetoka’ya gidişine eşlik ederken, büyük bir baba saygısı ve devlet terbiyesi içinde babasını taşıyan tahtırevanın yanı sıra saatlerce yaya yürümüştür. Bayezid’in ömrü, Dimetoka’ya ulaşmaya yetmemiş, yola çıkışından 32 gün sonra, Edirne’ de vefat etmiştir. Babasının vefatından sonra çeşitli dedikodular çıkmıştır. Acem yine fitnededir. Yavuz Han’ın babasını zehirlediği fitnesini salmıştır. Ama kardeşi Ahmed’in Memluk Sultanına, gönderdiği mektupta; Babalarının hastalanarak vefat ettiğini, ancak halk arasında, vefatına kardeşi, Selim’in sebep olduğu yolunda dedikodular çıktığını yazar.

Bu tür dedikoduların, Şah İsmail’in casusları tarafından çıkarıldığı pek tabidir. Acem her zaman olduğu gibi yine fitnelerini Osmanlı’nın üstüne salar ama ne çaredir ki Yavuz Han bunları bilir. Yavuz Han bilir acemin İslam alemine verdiği zararı. Yavuz Han bilir, acemin insanları kandırdığını, insanlara fitne salarak birbirine düşürdüğünü. Yavuz Han bilir, acemin sahabelere kötü söz kullandığını. Kısacası Yavuz Han acem tehlikesini bilir ve satranç tahtasını kurar ama karşısında oynayacak acem çıkamaz..
Ve seferler başlar aceme karşı, oralara pek girmeyeceğim. Yavuz Han sekiz senelik Padişahlığında seksen senelik işler yapar. Aceme ders verir, uzun bir süre zaten acem toparlanamayacaktır. Tarih bilgim beni yanıltmıyorsa, yanılabilirim de ama ta 3.Ahmed’e kadar acem doğrulamıyor.

Evet, bir ihtilalden bahsettik, şerefli bir ihtilal. Edeb, haya ve saygı sınırları içinde bir ihtilal. Tıpkı Enver Paşa’nın Bab-ı Ali’ de yaptığı gibi. Çünkü Enver’de o terbiyesini ceddinden alıyordu. Devlet bekası için yapılan bu hareketler kimileri tarafından hoş karşılanmaya bilir, biliyorum. Lakin devletin ali menfaatleri için, yapılan bu hareketler devleti ayakta tutmuştur. Bir de fitneden bahsettik, acemin fitnesinden, bu fitnelerden ders çıkaramayanlar, tarihini iyi okuyamayanlardır.
Günümüzde, yani bu çağımızda aynen Yunus Emre’nin şu sözleri aklıma geliyor:
"Yusuf'u kaybettim Kenan ilinde
Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz"

Kenan ne? Kenan; kervanlar, eşkiyalar, seyyahlar, simyacılar, gülümseyişler, ağlayışlar, düğünler, cenazeler, doğumlar, ağıtlar, mutluluklar, kederler, doğruluklar, hırsızlıklar, şiirler, şarkılar, efsaneler, parlayışlar, sönüşler, sevgililer, düşmanlar, hekimler, hâkimler, garipler, hastalar, sağlamlar, kuyular, kurtlar, kuleler, saraylar…
Yusuf kim? Yusuf; ALLAH’IN kulu, nebisi, O’na sabretmiş, O’na inanmış, O'ndan yardım dilemiş… Şimdi bu Kenan’ içinde Yusuf’u bulmak? Ah o Yusuf’ u bulanlar ne kıymetli insanlar, ne şerefli insanlar. Bu kalabalığın içinde Yusuf’u bulmak ne müthiştir. Yusuf’u bulan Kenan’ı görmez daha. Şimdi herkes Kenan’ı bulmuş, Kenan ilinde. Yusuflar kuyuda, Yusuf’u kuyudan çıkaran, devlete hayırlı bir iş yapmış olur.

Rabbim Yusuf’u bulmayı nasip etsin. Vesselam


twitter.com/Fcavli

YORUM YAZ
TOPLAM 2 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Kudrettin Kıymık:20 Kasım 2014, Perşembe 09:50

    bide insana cevap vermiyor. yazıklar olsun, böyle faşistler kaldı mı memlekette!!! Allah bilir paralelcidir bu.

  • - Kudrettin Kıymık:19 Kasım 2014, Çarşamba 19:39

    Nedir bu acem dusmanligi, nedir bu irkcilik be kardesim? Bu hamaney size ne etti???