ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL31°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Üzeyir Garih cinayetinin panoraması -1

fatih şahintürk

08 Haziran 2013 Cumartesi 10:51
  • A
  • A

Fransız İstihbaratı, Fransa'da üç tane üst düzey bayan pkk'lının öldürülmesinin ardından Ömer Güney adlı başka bir pkk'lıyı baş zanlı olarak tutuklayınca aklıma nedense Garih cinayeti geldi. Garih cinayeti de çok komplex ve profesyonel işlenmişken, olaydan 24 saat geçmeden içişleri bakanı Yücelen, 14 yaşındaki Fuat isimli bir sokak çocuğunu, zanlı olarak açıklamıştı. Kısa sürede çocuk bulunmuş tutuklanmış ve işkence ile suçu kabul etmesi istenmişti. Ancak kısa sürede olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığı çalışmalar adli tıp raporu ve diğer deliller, bu cinayetin basit bir tinerci cinayeti olmadığını gösterecekti.

Sevi'nin Gizli Kurmayları adını verdiğimiz çalışmamızda, bu olayla yani Üzeyir Garih Cinayetinden yola çıkılarak hazırlanmış bir sosyolojik incelemeydi.

Peki o gün, yani 25 Ağustos 2001 günü ne olmuştu? Üzeyir Garih neden ve nasıl öldürülmüştü? Gerçekten de cinayeti Yener Yermez mi işlemişti? Cinayetin ardında kimler vardı? Yoksa işin içinde örgüt veya örgütler mi vardı? Yoksa İstihbarat servisleri mi?

Olaydan sonra, başta köşe yazarları, akademisyenler, komplo teorisyenleri ve stretejler, olayı kendi bakış açısından yorumladı, çözümledi, analiz etti... Olay'dan on gün sonra memleketine, yani kayseri'ye giden bir otobüsün içinde yakalanan Yener Yermez, gerçekten fail miydi? En can alıcı soru aslında şuydu: Adam öldüren biri, memleketine gider mi? Üstelik asker kaçağı iken... Veya Garih'i öldürdükten sonra cep telefonunu çalan adam, telefonu elden çıkarmaz mı? Yermez, Hasdal Askeri kışlasında sinyal veren Garih'in cep telefonu sonrasında yakalanabilmişti. Veya Cezaevinden yeni çıkmış biri, 100 200 lira için adam öldürebilir mi, hem de 10 bıçak darbesiyle...

Daha güzel işler de vardı. o sırada Hasdal Askeri kışlasında Mekanize Alay Komutamı olan isim de, bugün de kamuoyunun yakından tanıdığı Ergenekon davası sanıklarından Fikri Karadağ idi. Yine Ergenekon'dan içerde Murat Oğuz da Yermez'in komutanlarındandı.

Cinayet işlendiği gün, yani 25 Ağustos 2001 tarihinde, olaya cinayet masası yerine Organize şube el koyuyor. Olaydan iki gün sonra olay cinayet masasına devrediliyor. Organize Şube'nin başındaki isim de tanıdık: Ergenekon'dan tanıdığımız, psikolojik işkencede nobele aday Adil Serdar Saçan... Yani olay işlenirken ve takip eden iki gün boyunca kediye ciğer teslim edilmiş...

Biraz geriye, 12 yıl öncesine gidelim...

Daha önce adam öldürmeden içeriye alınan ancak yaklaşık 1,5 yıl sonra Rahşan affıyla şartlı tahliye edilen Yermez, salıverilmesinin hemen ardından 23 aralık 2000 tarihinde askerlik görevini yerine getirmek için askere alınıyor. Sivas temeltepe'deki acemi eğitiminden sonra muhtemelen şubat 2001'de Hasdal Askeri Kışlasına gelerek, askerlik görevini yerine getirmeye başlıyor...

24 Ağustos 2001 günü, yani yaklaşık yedi aylık askerken, cuma günü komutanından izin alarak çarşıya çıkıyor, komutanına bankamatik kartının kaybolduğunu söylüyor ailesinin gönderdiği parayı bankadan çekeceğini söylüyor... Oysa Yermez'in o gün hiç banka hareketi olmamış...

Ertesi gün ise çarşı iznine çıkmış... Yener Yermez'in psikolojik sorunlu asker olduğu ve yoksul olduğu biliniyor. Ancak görülen komutanları tarafından bol bol çarşıyla ödüllendiriliyor...

Gairh ise sabah Bulgaristan'dan gelen bir heyeti ağırladıktan sonra Alarko Holding'e ait sahibi olduğu holding binasından öğle vakti ayrılıyor... Sık sık yaptığı gibi Eyüp Sultan'da Nakşi şeyhlerinden Küçük Hüseyin Efendi'nin mezarını ziyaret ediyor...

Saat 13:15... Garih siyah mercedes marka otomobilini Eyüp Sultan otoparkına park ettikten sonra pier loti yokuşunu tırmanmaya başlıyor... mezarlık patikasında dilenen çocuklar etrafını çevreliyor... Çocuklardan biri de olayın ilk zanlısı 14 yaşındaki Fuat isimli bir çocuk... Garih çocuklara biraz para verdikten sonra yoluna devam ediyor... Garih'in temposunu ve yaşını hesaba katarsak muhtemelen 13:25, 13:30 sıralarında olay yerindeydi...

13:45... Eyüp polis karakoluna, mezarlıkta bir ceset olduğuna dair telefon ihbarı geliyor... Söz konusu ihbar, eyüp meydandaki telefon kulubelerinden yapılmış... Demekki cinayeti gören kişi, veya cesedi gören kişi tekrar pier loti yokuşundan aşağıya inerek telefonlara kadar yürüyor... Söz konusu mesafe hızlı adımlarla beş dakikalık yol.... O halde muhtemelen cinayet saati, 13:30-13:40 arası...

Oysa Yermez'in emniyetteki ifadesinde Garih'ten para istediğini, vermeyince, bir de üstelik ters cevap verince, sinirlenip, eyüp meydanına inip, bir bıçak satın aldığını, tekrar yokuşu tırmanıp Garih'i öldürdüğünü söylüyor...

Soru açık: Kısa süre önce cezaevinden çıkmış, askerlik vazifesini yerine getiren bir insan, bir cep telefonu veya 200 tl için bir insanı, 10 yerinden bıçaklayacak kadar nefret duygusuyla bıçaklayabilir mi? Velevki çok sinirlendi, aşağıya indi, bıçak satın aldı, tekrar yukarı çıktı ve Garih'i bıçakladı diyelim... Söz konusu mesafe için en az 10 dakikaya ihtiyacı var... Psikologlar, bir insanın maksimum sinir değerinin geçmesi için sadece 40 saniye'ye ihtiyacı olduğunu söylüyorlar... Ancak Yermez değil 40 saniye, 40*15=600 saniye üzerine Garih'i 10 yerinden bıçaklıyordu... Yani siniri hiç yatışmamıştı...

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.