ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

Müşterek Evler Meselesi ve Muhafazakâr Ahlakın Sefaleti

Erol Denizler

06 Kasım 2013 Çarşamba 02:14
  • A
  • A
Kur’an-ı Kerim’de Peygamber (sav) Efendimizin ahlakından bahsedilirken şöyle buyrulmaktadır: “Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.” (Kalem Suresi: 4) Ahlak kelimesi, hulk kelimesinin çoğuludur. Hulk; din, tabiat ve karakter manasına gelmektedir. Buna göre ahlak; nefiste yerleşen bir melekedir ki, davranışlar fikri bir zorlamaya ihtiyaç olmadan, bu meleke sayesinde kolaylıkla ortaya çıkar. Bir nevi alışkanlıktır ama alışkanlık kelimesi ahlak kelimesini ihata etmez. Ahmet Rıfat şöyle demektedir: “Kâtibin bir şey yazarken harf harf düşünmediği, saz çalan kimsenin çaldığı sazın ahengini nağme nağme düşünmediği gibi, ahlaki fiilin de, kendiliğinden gelmesi icap eder.” Bu sebeple inanç ile ahlak arasında dolaylı değil direk bir ilişki mevcuttur. Resulullah (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Mü’minlerin iman yönünden en mükemmel olanı ahlakı en güzel olanıdır.”

Her dinin veya ideolojinin hayata yansıyan bir ahlak anlayışı mevcuttur. Muhafazakâr Demokratların da kendine mahsus bir ahlak anlayışı mevcuttur. Bilindiği gibi muhafazakârlık, var olan durumu koruma amacı güden ve toplumsal-kültürel değerlerin korunmasını savunan sağcı bir ideolojidir. Muhafazakârlar, toplumların geçirdikleri zaman içerisinde “bilgelik” ve “hikmet” biriktirdiklerine inanırlar. İşte bu bilgelik ve hikmetin korunması gerektiğine inanırlar. Elbette her toplumun bütün inanç ve ahlaklarının yanlış olduklarını söylememiz kolay bir hadise değildir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur: “Gerçekten Safa ile Merve Allah’ın alametlerindendir. Onun için her kim Hac veya Umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret ederse, bunları tavaf etmesinde ona bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah iyiliğin karşılığını verir, o her şeyi bilir.” (Bakara Suresi: 158) Bu ayet-i kerime, bazı müslümanların, kâfirler de Safa ve Merve’ye gittikleri için onlara benzememek amacıyla Safa ve Merve’ye gitmek istemeyen müslümanların gönlünü rahatlatmak için inmiştir. Ama ayette eskiden sırf bir adet veya ataların gelenekleri olarak yapılan doğru işlerin referansı İslam Fıkhı’na bağlanmaktadır. İslam Fıkhı’nın tutarlı bir bütünlüğüne bağlanmaktadır.

Karma eğitimden tutun, zinanın serbest olmasına oradan miras taksiminin seküler kanunlara göre düzenlendiği bir toplumda “aile yapısının” korunması adına “kadın-erkek” aynı evde yaşamasına karşı çıkmak ancak muhafazakârların ahlakı olabilir. Aslında ahlak anlayışları ortalamayı savunmaktan öteye geçemez. Kur’an-ı Kerim’de Peygamberimizin yüce bir ahlaka sahip olduğunu beyan ettiği ayetten sonra şöyle buyrulmaktadır:

“Onlar (müşrikler) istediler ki, yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.” (Kalem Suresi: 9)

Peygamberimiz (sav) Efendimiz, ortalama ahlakı savunmamıştır. O’nun ahlakı, Hz. Aişe (r.anha) Annemizin de söylediği gibi “Kur’an Ahlakı”dır. Zinayı serbest bırakıp sonra da ahlaktan bahsetmenin İslam ahlakı ile alakası olamaz. Kaldı ki ayn toplumda İslami Nikâh da yasaktır. Birden fazla kadınla evlenmek affedilmez bir suçtur.

Yukarıdaki ayette görüldüğü gibi Peygamberimizin (sav) yüce ahlakı kesinlikle “halk dalkavukluğuna” dayanmamaktadır. Muhafazakârların iktidarda olduğu bir dönemde boşanmaların evliliği aşması muhafazakâr demokratların ahlak anlayışının zavallılığını göstermekle beraber “muhafazakârlığın” bir şeyi muhafaza edemediğini ortaya koymaktadır. Zaman, İslam Ahlakına sahip çıkma zamanıdır.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.