ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

Eti kimin, kemiği kimin?

Çetin Alkan

16 Eylül 2014 Salı 02:32
  • A
  • A

Öğretmenim,
Canım benim canım benim,
Seni ben pek çok,
Pek çok severim.
Sen bir ana,
Sen bir baba,
Her şey oldun,
Artık bana.

Okut, öğret ve nihayet,
Yurda yararlı bir insan et.

Sahi biz eskiden öğretmenlerimizi “canımızdan çok” mu seviyorduk?

“Öksüz” ya da “yetim” miydik ki bize “anne” “baba” oluyorlardı?

“Yurda yararlı insan” da ne demek “üniversiteyi kazanalım” yeter

Oha falan oldunuz değil mi, şimdi yani?

Ataerkil, anaerkil ailelerden, evlaterkil ailelere… “Benim yoktu evladımın olsun”… “Ben görmedim evladım görsün” anlayışı ile sevgiyle yaratılan küçük sevimli canavarlar, gün geçtikçe büyüyor!

Her geçen gün, kontrolsüz bir şekilde ahlaki ve manevi anlamda uçuruma sürüklenen nesiller; onlarca yıl sonra dedelerinin, ninelerinin notlarında bu şiire rastladıklarında emin olun “Neyin kafasını yaşıyormuşlar” diyeceklerdir.

Oysa toplumumuzu, ahlakımızı, saygımızı, aile yapımızı ayakta tutan, hani o herkesin bildiği “eti senin, kemiği benim” teslimiyeti ile başlayan eğitimdi.

Kopmasın gençler ödünüz, eskiden hiçbir usta çırağını kesip et kemik ayırarak babasına postalamıyordu, bu kemik senin hakkın diye.

Çocuk velileri, öğretmene ya da ustaya çocuğun eğitiminde kendisine “tam yetki verdiğini” anlatmak için söylerlerdi.

Günümüzde maalesef o “tam yetki” birçok farklı merci tarafından paylaşılmış.
Bir kısmını internet, bir kısmını oyunlar, bir kısmını televizyon, bir kısmını da bu üçünün yönlendirdiği kontrolsüz çevreler alınca, öğretmen de “hani bana?” demiş.

Eskiden öğretmenler “tam yetki” ile donatılmıştı. Yalnız öğretmenler mi “akrabalarınız”, “komşularınız” hatta ve hatta “hiç tanımadığınız insanlar”…

Nasıl mı? İsterseniz elinizde sigara ile dolaşın, hiç tanımadığınız bir adamdan yerdiniz fırçayı, tokadı. Sadece sigarada değil hırsızlıkta, yalancılıkta dahi…

Yeter ki yanlışını görsünler, babadan çok toplum döverdi çocukları.

Şey, pardon, hmm, şiddet uygulardı. Kötü bir şey yani, çok kötü…

Hani günümüzde öğrencilerin, velilerin öğretmenlerine uyguladığı cinsten şiddet…

Birçok sebep var günümüzdeki bu çöküntüyü beraberinde getiren. Anne-babanın çalışmasını ve çocuğuna vakit ayıramaması da bir etkendir mutlaka. Siyasi bakarak eğitim sistemini eleştirmekse en kolay düşülen yanılgıdır.

Kimse kusura bakmasın, herkes benden dertli bu konuda. Her kesimden insanın ortak sorunu bu... Çocuğunu severek büyütenin de, şımartarak büyütenin de, döverek büyütenin de…

İki elini öne doğru açarak “ne yapalım, zamane çocukları böyle” deyip geçiştirmekle bir yere varamayız.

Komşunun çocuklarına bakarak “şükür benimki en azından sigara içiyor” demekle de varılmaz bir yere.

Dayak, elbette asla çözüm değil.

Elimizde olmadan çağımızın büyük oyununa düştük.

Çocukların eğitiminde, geçmişte “öğretmene” “ustasına” “akrabalarımıza” “komşularımıza” verdiğimiz tam yetkiyi sözüm ona güvenmeyip ellerinden alarak, bilmediğimiz “sanal öğretmenlere” verdik.

Ne zaman bu yetkiyi geri alıp, ne zaman yetmediğimiz yerde çocuklarımıza ahlaki yönden gelişimlerini desteklersek, “iyi, hayırlı insan” olmayı hedefletirsek, ne zaman evlaterkil sistemi terk edip ataerkil-anaerkil sistemi tercih edersek, bir süreliğine kötü anne baba olsak da sonucunda örnek bireyler yetiştirmenin gururunu yaşayacağızdır.

Bugün bu konudan yakınmayanlar ve çözümüne odaklanmayanlar; en basitinden yarın otobüse bindiklerinde, bacak kadar çocuk dururken, benim yaşıtlarımdan yer istemesinler(!)

İstemesinler, çünkü istemeden yer verir benim terbiyeli neslim.

Başımızın gözümüzün üstüne…

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.