ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

Bir tuşla kuş katliamı...

Çetin Alkan

30 Aralık 2013 Pazartesi 22:43
  • A
  • A
Bir taşla iki kuş, bir taşla üç kuş, derken… Bir tuşla kuş katliamı…

İlk etapta iktidar-cemaat arasındaki bir mesele gibi gösterilen kasetler, operasyonlar ve sonuçları, bambaşka boyutlara doğru ilerliyor. İktidar’ın mı cemaat kavgası, Cemaat’in mi iktidar kavgası bilinmez… Madem öyle biz de gelin o sevilen, sevinilen başlık ile bizi ilgilendiren boyutlarını ele alalım. Bu başlığın nasıl anlamsızlaşacağını göreceksiniz.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

Tarihimizde ilk defa imzaladığımız, İngiltere ve ABD’nin masada olmadığı bir petrol anlaşmasından sonraki sevincim kursağımda kaldı. Irak yönetimi ile imzalar atıldı. Kuzey Irak bölgesindeki petrol akışı fiziksel olarak Türkiye üzerinden pazarlansa da para akışı artık Halkbank yerine, ABD Federal Bank üzerinden ve elbette dolar kuru ile sağlanacak. Daha açık mı olayım bizim topraklarımızın altındaki borudan petrol, ABD’nin borusundan para akacak. Eski düzen, değişen bir şey yok.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

Türkiye'deki Müslüman gruplar karşı karşıya bırakılarak, bir çekişme fitne ortamı hazırlandı. Muhafazakârlara karşı bir güvensizlik ortamı yaratıldı. Lügatımıza kimin soktuğu belli olmayan, aslında pek de sevmediğim o deyimleri ile parayla imanın kimde olduğu halen bilinmiyor. Çalışılmış ama klasik İslamofobi tutumu.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

İktidara geldiği günden bu yana 3Y yani; yoksulluk, yasaklar ve yolsuzluk ile mücadele eden bir Başbakan’ın, kendi silahı ile vurulmak istenmesi manidar. Bununla birlikte Başbakan’ın buna karşılık olarak, yolsuzluk iddialarında adları geçen Bakanlarını ve Milletvekillerini görevden alması ya da istifa etmeleri tarihimizde benzeri görülmemiş bir olay. Nitekim geçmişten süregelen, Anadolu deyimi ile “Yedik-içtik Allah bin bereket versin” döneminin kapandığının en büyük göstergesi. Madem bir suç var ortada buyurun, dokunulmazlıkları olmayanlardan başlayarak yargılayın. Çok pardon, yargıya müdahale etmeyecektim.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

Bir milli takım maçında, milli bir oyuncunun; kendi lig takımının forması ile sahaya çıkması gibi değerlendirdiğim; kimi kamu kurumları da demeçleri ile olaya müdahil olmaya başladılar.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

Türkiye’yi şahlandıracağı düşünülen ve çılgınca görülen; Kanal İstanbul, 3. Boğaz Köprüsü, Nükleer santral ve Bölgenin En Büyük Havaalanı Projeleri engellenmek üzere.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

Geçmişte Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik davaları yürüten odaklar ile bugünün yolsuzluk davalarını yürüten odakların aynı olması ile toplumun kafası allak bullak edildi. Hemen hemen herkes, bugünkü doğruysa dünkü de doğru; dünkü yanlışsa bugünkü de yanlış diyemiyor. Hangisini savunursanız savunun, zamanlamalarını dikkate aldığınızda, iki şekilde de “aynı elden” kamu kurumlarına kurulan bir “kumpas” ortaya çıkıyor.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

Kimileri de oturmuş ülkelerinin seçilmiş Başbakanı’nı devirecekler diye ellerini ovuşturuyor. Kendilerine ya da muhalefete olan güvensizliği “Demokrasiye olan güvensizlik” şeklinde yorumlayan çevreler; Taksim olaylarının ardından olduğu gibi, “yolsuzluk sandıkta aklanmaz” ifadeleri ile sahadalar. Farkında olmadan hizmet ettikleri anlayış aslında eski hastalığımız; bir darbe beklentisi ve ardından yapılacak seçimlerde kendi istedikleri başa gelene kadar “beğenmedim değiştir” modeli bir istikrarsızlık ya da işleyişi hantallaştıran bir “koalisyon” zemini.

Bir önceki yazımda dediğim gibi;

Kurdun lafıyla koyun kesilmez, tilkinin lafıyla da horoz kesilmez…

Hiçbirimiz yolsuzluğu affetmeyiz de, oynanan bu kirli oyunu ve oyuncularını affedecek miyiz?

Yoksa yine işimize geldiği gibi mi değerlendireceğiz?

Yarın farklı bir parti iktidara geldiğinde, bugünkünden daha şeffaf bir şekilde bu devlet yöneteceklerine garanti verilebilir mi?

Peki aynı ellerden, işlerine gelmeyen bir noktada benzer bir tezgâhla karşılaşmayacaklarına garanti verilebilir mi?
Devlet, tabi ki yol yapacak, hava alanı yapacak, köprü yapacak…

10 yılda trilyon TL’lik vergi aldılar bizden diyorlar. Hesap doğru, peki 10’dan önceki yıllarda kaç trilyon vergi alındı?
Ya da ne yapıldı ne yapılmadı, muhasebesini yaptık mı hiç?

Sözde, “milyonluk” yolsuzluğun peşine düşüp, “milyarlık” zararlar verilmektedir.

Ülkemizde, benim gibi düşünmeyen milyonlarca insan olduğu kadar, benim gibi düşünen de milyonlarca insan var.

Her iki cümleden de ortaya çıkıyor ki bu topraklarda “milyonlarca insan var”.

Bu topraklarda milyonlarca insan varken; bu oyunları çizen, oynayan, yürüten kirli “eller” ile bizim ne işimiz var?

Ya da biz bize yetmiyor muyuz?

Her şeyden önce onların bizim coğrafyamızda ne işi var, ne söz hakkı var?
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.