ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

Yanal’ın B Planı

Asım Çalık

11 Kasım 2013 Pazartesi 09:41
  • A
  • A

Dün akşam büyük çoğunluk Fenerbahçe’nin rakibini özellikle ilk 30 dakikada hücum presle boğmasını bekliyordu. Bu Ersun Hoca’nın “A planı” ‘ydı aslında. Ancak hem 6 puanlık farkın gizeminden, hem de rakibinin Galatasaray olmasından dolayı bu maçı “B planı” ile oynama hesaplarına girişmişti maç öncesinde Yanal. Bu şekilde enerjisinide ekonomik kullanacaktı Sarı Kanaryalar.

Göze hoş gelmeyen fakat futbol mantığı içeren bu plana göre oyunun adı; sakin, kontrollu ve pozisyon kaybetmeme üzerine kuruluydu. Bu üç ana maddeyi planına koyarken Yanal dip not olarak da şunu yazmış olmalydı; “ İlla ki golü ve golleri buluruz ama asla gol yememeliyiz ve hatta ilk golü yiyen biz olmamalıyız.” Hocayı bu fikre iten ana sebeblerden biri de takımının son saniyeye kadar golü araması ve ligdeki 3 maçını da 90 artılarda kazanmasıydı. Plan sadece bunla bitmemişti. Son iki haftanın gollerini skorborda yazdıran Emenike yedekdi ancak Bursa’da kilidi açan Webo sahadaydı. Webo defansına yeri geldi stoper gibi yardım etti, orta sahada gerekli faulleri alarak topun takımında kalmasına katkı sağladı, ve nihayetinde Sow’dan aldığı pasa asist yaparak Baroni’ye golü attırdı. Baroni’de bir alem doğrusu. İlk yarı takımını 10 kişi gibi oynamaya mahkum bırakırken, ikinci yarıda kımıldar gibi oldu ama yetersizliğine rağmen doğru zamanda, doğru yerde bulununca golü bırakıverdi rakip filelere. Bu golde bugüne kadar çalışkanlığı ve tecrübesiyle tanıdığımız Webo, futbol bilgeliğini de ortaya çıkardı ve Emenike’ye “dur sakın gitme” diyerek ofsaytı önledi ve maçın kaderini değiştirdi. Ve gol Fenerbahçe’de ki Yanal öğretisinin bir ürünüydü. Bu öğretinin adı da “hücum pres” ‘di. Galatasaray savunmasını mutlaka en az bir forvet diğer iki forvetle beraber rahatsız etmeliydi Fenerbahçe. O da ceza alanını iyi kullanan Webo olmalıydı. Emenike-Kuyt-Sow üçlüsü çok gezgin oldukları için bu özellikleriyle rakibi yeterli miktarda rahatsız edemeyebilirlerdi. Bu düşünce de tutmuştu.

İlk 20 dakikada kanatlarını neredeyse sadece Gökhan’la kullanan Fenerbahçe’nin Galatasaray’ın sahaya düzgün yerleşmesinin cevabını bulamaması etkenken, bu da planın başka bir parçasıydı. Eboue ve Bruma’ya karşı Caner çok çıkmamalı ancak Gökhan Kuyt’ın da yardımıyla; bu arada Kuyt sola da gelip gitti, kanat özelliği sıfır olan Burak ve asla bir sol bek olmayan Dany’e karşı kesinlikle çıkışlar yapmalıydı. Defanda Emenike ve Alves’e verilen görev Drogba’yı çevreleyip onu nötr hale getirmekti. Snejider’in olmaması, Selçuk’un da eski halini mumla aratmasından dolayı Drogba ilk yarıda attığı iki şut dışında tamamen pasifize edilmiş ve sıradan bir santrfor haline getirilmişti. Emenike’nin berbat futbolu, her topu ayağına dolaması ve aşırı güçsüzlüğünün dışında Yanal’ın planı kötü futbola rağmen harfiyen işlemiş, sakin ve mantıklı oyun zaferi getirmişti.

Mancini Kendi Planının Neresindeydi?

Mancini hem 3 stoper, hem de 3 ön libero özellikli futbolcuyla sahaya çıkınca aslında galibiyete değil de beraberliğe razı olduğunu belli etmişti. Onun için 6 puanlık fark kapanırdı ama yenilmemeliydi. Ama nasıl? Danny’nin önüne Burak’ı koyarak mı gelecekti bu beraberlik? Ya da kendi ayağına kurşun sıkarak, Şenol Hoca’nın parlatıp cilaladığı ve ülke futboluna yeniden hediye ettiği sol açık Burak’ı değil ama forvet Burak’ı kanatta yok edip, Drogba’dan uzaklaştırarak mı hanesine yazdıracaktı bu bir puan ya da mucizevi 3 puanı İtalyan teknik adam?

Galibiyete gelmemiş bir teknik adam olarak Mancini en azından risk alıp kazanma opsiyonunu da masaya yatırmalıydı. Bu sene İtalyan devi Juventus’un zaman zaman oynadığı 3-5-2 ile; illa 3 stoper ve 3 ön libero sahada mutlaka yer alacaksa, aynı Vidal-Pirlo-Pogba gibi Ceyhun-Melo-Ceyhun’u ortaya dizer, Asamoah ve Lichtstein gibi kanatlara Aydın, Emre, belki Engin, ve belki Umut’dan ikisini koyar, ileriye de Vucinic ve Tevez gibi; Drogba ve Burak’ı monte edebilir ve şansını zorlayabilirdi. Keşke Tugay Hoca Mancini’ye Burak’ın bir Tevez olmadığını yani hem sol, hem sağ kanat, hem forvet arkası oynayamayacağını hatırlatıp, Burak’ın en verimli yerinin Drogba’nın yanı olduğu bilgisini verebilseydi. Futbolcuları tanımaya başladığında Umut’un Burak’a göre sistemine daha uygun bir oyuncu olduğu söyleyen İtalyan teknik adamın Umut’u oyuna geç alması da garip olsa gerek.

11 Kasım 2013, Pazartesi, New York, 02:10

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.