ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

Arap milliyetçiliği

ARİF KONAK

10 Mayıs 2013 Cuma 19:30
  • A
  • A

Osmanlı Devleti’nin 18.yüzyıldan sonra zayıflamasıyla Avrupalı güçler imparatorluğun topraklarını kendi çıkarlarını gerçekleştirmek üzere gizli anlaşmalar yapmıştır. Bu güçler kendi çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’ya sızmaya çalışmışlardır. Bu faaliyetler ticari, eğitim ve misyonerlik alanlarında olmuştur.

Osmanlının son dönemlerinde yaşadığı gelişmeler ve 1908 devriminden sonra Genç Türklerin Osmanlıda yönetimi ele geçirmesi ile Türk unsurunu ön plana çıkamaya başlayarak Jön Türklerin imparatorluğu Türkleştirmeye başlaması yani Osmanlı milliyetçiliğini Türk milliyetçiliğine dönüştürmeleri ile yaşanan değişim ve dönüşüm, Arap milliyetçi duygularının güç kazanmasına yardımcı olmuştur. Arap aydınlarının milliyetçiliğe yönelmelerindeki en önemli nedenlerden biri şuydu; bir taraftan Arap nüfusu düzensiz bir terkibe sahipti. Kendi içlerinde birçok Hıristiyan bölümleri ve hatta Yahudileri barındırıyordu.

Bir taraftan da Arap aydınlarının çoğu Müslüman değildi. Bu yüzden İslamiyet bağlayıcı bir etmen olamazdı ve bütün Arapları bağlayabilecek tek etmen Arap olmaktı. Bu yüzden Araplar için Arap olmak Müslüman olmaktan mukaddem idi. Bu karşı hareket olarak Arap milliyetçiliği karşısında özellikle Suriye ve Mısır’da Panislamizm hareketi ortaya çıktı. 1917’de Marksizm’in Rusya’daki başarısı Araplar arasında sosyalist ve komünist akımların yayılmasına neden oldu. Ancak Fransa’nın Suriye ve Lübnan’ı sömürmesi ve daha önceden bu ülkenin Mısır üzerindeki sömürgeci hakimiyeti ve bu ülkelerden Fransa’ya öğrencilerin gitmesine ve oradaki siyasi teşkilat tecrübelerin ve siyasi düşüncelerin bu ülkelere intikaline vesile oldu.

Her ne kadar Araplar İngiliz ve Fransızları bu topraklardan çıkardıysa da, bölgenin stratejik konumu, petrol kaynaklarının çokluğu ve Sovyetler Birliğinin nüfuz alanı içinde olması Ortadoğu’yu Batılılar için jeopolitik bir özelliğe dönüştürmüştü. Bir taraftan da Ortadoğu’nun kalbinde Siyonist devletin kurulması, yeni askeri paktların kurulması siyasi teşkilatların oluşmasına zemin hazırlamıştı. Arap ülkeleri arasında Mısır, Suriye ve Irak siyasi partilere sahip olan ilk ülkelerdi. Bu arada Suriye’nin Fransa’daki parti mahfillerinden(üyerinden) etkilenmesi bu ülkede sosyalizmin güç kazanmasına neden oldu.

Fransız İhtilalinin etkisiyle ortaya çıkan milliyetçilik, eşitlik, bağımsızlık fikirleri Ortadoğu’ya da misyonerlik faaliyetleri için açılan okullarla girmiştir. 19, yüzyılda ortaya çıkan milliyetçilik kavramı birçok toplumu tek bir ulus altında toplamayı amaçlamıştır. Ulus devletler yaratmak nihai hedefleri arasındaydı. Arap dünyasına baktığımızda, Arap milliyetçiliği Osmanlı ve Batı karşıtı düşüncelerle ifade ediliyordu. Kısa bir süre içinde Arap milliyetçiliği politik platforma taşındı. Pan-Arap ideolojisinin 1960’ların sonuna kadar gündemde kalması da bu sebeptendi. 1967 tarihi Arap milliyetçiliği için dönüm noktası oldu. Bu tarihten itibaren Pan-Arabizm çöküşü gerçekleşti. Tek tek Arap ülkeleri kendilerine özgü milliyetçiliklerini hayata geçirmeleri için bir başlangıç oldu.

Bugün itibariyle Arap milliyetçiliğini tanımlamak, bir temele oturtmak güç gözükmektedir. Arap Dünyasında halen çözülmeyi bekleyen problemler var. Bu sorunları üç temel başlıkta toplayabiliriz: Filistin sorunu, İslam ve Batılılaşma. Bu üç sorun, Arap milliyetçiliğini içeriğini belirleyecektir.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.