ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

HARA-BEREZATİ... KARANLIKLAR İÇİNDEKİ SIR...

arif akdaş

13 Kasım 2014 Perşembe 20:34
  • A
  • A

HARA-BEREZATİ

KARANLIKLAR İÇİNDEKİ SIR…

Kayıp Şehirler ve Uzayda Kara deliklerin Ötesi…

Mirac’tan bir sır…

Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki."Cabluka ve Cablisa iki şehristandır. Biri Maşrikte ve biri Mağriptedir. Maşrikte olan şehre Cabluka derler. Yeşil Zümrütten inşa edilmiştir ve ikisi de Kaf dağına ulaşmıştır.
(Kaf dağı diye tabir edilen evren yada galaksimiz olabilir.. )
Her şehrin uzunluğuysa, 13 milyon kilometre,
Yani 2000 fersenktir, her fersenk, 6232,2 metre…
Bugüne kadar hiç bir ademoğlunun ulaşamadığı, ulaşmak bir yana yolunu bile bulamadığı,bulsa bile gitmeye cesaret edemeyeceği, sadece kutsal kitaplarda anlatılan,kaf dağının ötesinde ki iki şehir…
Rivayete göre;
Kimsenin gücünün,kuvvetinin yetmediği karanlıklar içerisinde 4 ay boyunca seyahat edilerek gidilebilecek şehirlerdir.
birisi doğuda birisi batıdadır.doğuda ki Cabluka, batıda ki Cablisa'dır. her şehrin uzunluğu da eni de iki bin fersahdır. karanlıklar içindedirler.her iki şehrin de kalelerinin biner adet dar geçidi bulunur ki biner kapısı olan bu kalelere varmak için bu dar geçitlerden geçmek gerekir.
Bu dar geçitlerde senede bir kez nöbet sırası gelen biner tane de asker bulunur ki,bu iki şehir birbiriyle gece-gündüz savaş halindedir.
Bu iki şehir halkının ademoğullarından haberi yoktur,yeryüzünde insanların yaşadığından da habersizdirler. Ve onlar şeytanın da var olduğunu bilmezler, dünyayı da göremezler öyle ki, Yüce ALLAH’ın güneşi, ay’ı ve Yıldızları yarattığını da bilmezler. onların aydınlığı kaf dağı'nın yaydığı ışıktır. şehirlerin duvarları ve taşları nur gibi ışık verir.
Orda yaşayan ALLAH’ın kulları o varlıklar ne yerler ne içerler böyle bir ihtiyaçları yoktur. Ve hatta üstlerinde elbise yoktur. Melek değillerdir,ama melekler gibi sadece ALLAH’a olan itaat ve ibadet üzeredirler.
Ad milleti'nden üç kişinin, hz. Hud'a aleyhisselam iman getirdikten sonra kaçtıkları,bu iki şehristana ulaştıkları,orada vefat ettikleri rivayet edilir.

Ve yine rivayete göre;
Zülkarneyn'in aleyhisselam bu şehirlere varmak arzusunu gösterdiği, fakat sonradan vazgeçtiği anlatılır.
Tasavvuf inanışına göre ise bu iki şehir, insanların mutlak'a ulaşma çabalarının son varış noktalarıdır.
Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu: "Onlar cennet ehlidir, İslam dini üzeredirler. Mi'rac gecesi Cebrail beni o tarafa iletti. Ben onlara İslam'ı arz ettim. Müslüman oldular. ALLAHU Tealaya ve bana iman ettiler. Ben de onlardan birisine İslam'ın şartlarını öğrettim, o kişiyi onların üzerine halife bıraktım. Ondan sonra Cebrail beni Faris ve Fid'i tarafına ve Yecüc Mecüc iklimine ve Münsel ve Bakil ve Naris kavmine iletti. Onlara İslamı arzettim, kabul etmediler. Cümlesi kafirlerdir." Ondan sonra Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem devam etti; o şehirlere ulaşmaya hiçbir insanın gücü, kudreti, kuvveti yetmez, çünkü dört ay karanlıklarda gidilmek lazım gelir ki mümkün değildir. Amma Ad kavminden üç kişi Hz. Hud peygambere iman getirmişlerdi. Onlar Ad'dan kaçtılar ve o şehristana yerleştiler. " dedi.

NOT :Peygamber Efendimiz’in sallallahu aleyhi vesellem Mi'rac Gecesi tüm alemleri gezip İslam'ı arz etmesinden sadece bir tanesi. Bu da bizim galaksimizden bir başka canlılar... Yani gerçekten yalnız değiliz…

anlaşılıyor ki:
Çok uzaklardaki bir arabanın farları bize döndürüldüğünde parlak far ışığını görebilmemize rağmen farın yanında gezinen bir ateşböceğini göremeyiz. Hem ateşböceğinin ışığı uzaklara ulaşacak kadar güçlü değildir, hem de arabanın farları onu kaybedecek kadar parlaktır. Bir gezegenin yansıttığı ışık, çevresinde bulunduğu yıldızın yanında, örnekteki farın yanındaki ateşböceğinden bile düşüktür. Yani, değil başka bir yıldızın çevresindeki bir gezegenin hayata müsait olup olmadığını, orada bir gezegen olduğunu bile tesbit etmek şu anda imkânsızdır. Sözkonusu uzaylıların bunu aşacak bir teknolojileri olduğunu varsayarsak, gördükleri bir gezegendekileri ziyaret için başka verilere sahip olmaları lazımdır, meselâ orada akıllı hayat olup olmadığı gibi. Bunu tesbit etmeleri için bizim burada olduğumuzu belirleyebilecekleri tek veri, yaptığımız televizyon ve radyo benzeri yayınlardır. Radyonun icad edilmesi henüz çok yenidir. Dünya üzerindeki ilk radyo yayınları şu anda en fazla 80 ışık yıllık bir mesafeye ulaşmıştır. Yani, daha uzaktaki kimse bizim burada olduğumuzun farkında olamaz.
Bizim burada olduğumuzu uzaya kaçan radyo sinyallerinden anlamaktan başka bir yol olmadığı konusunda tüm bilim dünyası hemfikirdir. Bu durumda muhtemel ziyaretçilerimizi 80 ışık yılından daha uzak mesafeden bekleyemeyiz. Hatta bu mesafe bile onların ilk radyo sinyallerini alıp o anda yola çıkıp 1 saniyede buraya gelmeleri ve bugünlerde dünyaya varmaları halinde geçerlidir. Sahip oldukları düşünülen gemilerin ışık hızında hareket ettiği kabul edilse bile, buraya gelmeleri 80 yıl civarında süreceğinden, asıl mesafeyi 40 ışık yılına çekmek durumundayız. (Ziyaretçilerin 40 ışık yılı mesafede olduğunu, 40. yılda bizi duyup 40 yıl da seyahat ettiklerini kabul etmemiz gerekiyor!) Ayrıca ilk ve en yoğun UFO gözlemlerinin 1950’li yıllarda olduğu düşünülürse, bu yıllarda ilk radyo sinyallerinin henüz 30 yıllık olması sebebi ile, mesafe daha da azalacaktır. Böylece radyo dalgalarının henüz 30 yıllık mesafeye ulaştığı bu yıllarda 40 da değil 15 ışık yılı mesafe içindeki yıldızların bir incelemesini yapmak uzaylı ziyaretçilerimiz ile ilgili iddiaları araştırmak için yeterli olacaktır…

Selam Ve Dua İle
Arif Akdaş…

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - ibrahim akyüz:14 Kasım 2014, Cuma 14:04

    maşallah. tek kelimeyle müthiş.