ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

Nemrud'un adaleti ve 4. Yargı Paketi

Ahmet Balki

09 Nisan 2013 Salı 09:54
  • A
  • A

Devlet haksızlık eyleyebilir, hükümet siyasi hırslarıyla kitlesel zulme imza atabilir ve askerler kıyımlara vesile olabilir. Bütün bu ihtimaller karşısında yargı, tebaanın hamisi kesilmelidir.

Günümüzde kapalı mekanizması, savcının dava heyetiyle paralel derecesi dahası politik duruşmalar da ideolojik bakış açısı mahkemelere gölge olarak yeter.

Cefanın seti, adalet enstrümanıdır. Anomi, kargaşa, fitne ile yabancılaşmayı ancak hakkaniyet markajlar. Hz. Davud (as) Kur’an’da şöyle uyarılmıştır: "Ey Davûd!.. Biz seni yeryüzüne halife yaptık. O halde insanlar arasında Adâletle hükmet!.. (Sakın) Hevâ ve heveslerine tabi olma.” (Sad Suresi: 60)

Resuller dahi mizan hususunda ikaz görüyorsa, diğer insanların haydi haydi hassas olması gerekir. Mahkeme, diri toplumların fıtri duyarlılığıdır.

Müşrik; putlarına delicesine bağımlı cemiyetler bile adalet mevzusuna ihtimam göstermişlerdir. Bunlardan birisi de Nemrut Kavmi’dir.

Nemrud’a tevhid adına muhalif Hz. İbrahim (as), bir bayram sabahı kimse yokken mabetteki putları kırmıştır. Totemlerinin parçalandığını gören aşiretin aralarında geçen diyalogları “kitap”tan takip edelim:
"Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir. Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik. O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki şahidlik ederler” dediler. (İbrahim gelince ona) “Ey İbrahim! Bunu heykellerimize sen mi yaptın?” dediler.” (Enbiya Suresi: 59-62)

İşlenen cürüm açısından Hz. İbrahim (as) “kuvvetli suç şüphesi”ne maruzdur. Buna rağmen Nemrut’un Kavmi şöyle demektedir: “O’nu insanların önüne getirin, olur ki şahitlik ederler.” Tefsirler de bu konuşmanın nedeni şöyle açıklanmaktadır:

“Bunlar; kimseyi delilsiz- şahitsiz yakalayıp tutuklamayı uygun görmemiş ve bir kanıt arama çabası içerisine girmişlerdir. Ayette bundan önceki dönemlerde de herhangi bir kimsenin mücerret iddiayla sorumlu tutulmadığına dair delil vardır.”

Geçmişte birçok ahali daha dünyada iken helak edilmiştir. Fakat Kur’an’da Nemrud’un kavminin yeryüzünde telef edildiğine dair bir işaret söz konusu değildir. Onlar az-çok insani dürüstlüğe sahiplerdi.

Erdemin tezahürü ise kimseyi delilsiz suçlamamak ve aleni olarak yargılamaktır.

Ülkemizde bilhassa otoriteye karşı işlenen suçlarda inanılmaz mantık hataları mevcuttur.

Bir örnek verelim. TCK 314/2’ye göre örgüt üyesi olan kimselere 5 ile 10 yıl arasında ceza verilir.
Örgüt azası olmanın unsurları Yargıtay’a göre şunlar: Sürekli olma, düzenli ortaklık, hiyerarşi, eylemsellik, önceden anlaşma, iş bölümü, suç için birleşme, üyeler arası dayanışma ve disiplin.

Yine TCK 220/6’ya göre “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişilerin de örgüt üyesi gibi ceza alacağına” hükmetmektedir.

Çelişki şurada…

Kanun bu kişilerin örgüt üyesi olmadığını itiraf etmesine rağmen örgüt üyesi gibi ceza veriyor. Yani örgüt üyesi olmadığını bildiği halde ceza veriyor.

Gerek TMK’da gerekse de TMK (Terörle Mücadele Kanunu) çerçevesinde alınan içtihat kararlarında yüzlerce çelişkiye rastlamak mümkün. Devlet, kendisi aleyhine işlenen suçlar da ille de delil aramamakta (suçsuz olduğunu) bile bile ceza vermektedir. 4. Yargı paketi çözüm olabilir mi? Terörle Mücadele Kanunu’nun mantığı sorgulanmadıkça hayır…
İnsanlara Nemrud’un adaletini aratmayın.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.