ÖNE ÇIKANLAR :

YAZARLAR

Sekülerizm, Ahlak Tartışmaları ve AK Parti'nin Çıkmazı

Ahmet Akgünler

09 Kasım 2013 Cumartesi 04:12
  • A
  • A

Biyoloji konusunda ihtisas yapan bilim adamı J. Robert Nelson şöyle demektedir: “DNA ve hücre gelişimi ile ilgili bilgiler hızla arttıkça yalnızca hayatın tabiatı değil, gayesi ve değeri de sorgulanmaya başlanmaktadır. Eğer insan organizması görünür bir şekilde bir protein ve aminoasit kümesine indirgenirse ve moleküler seviyede diğer organizmalardan ayırt edilemez bir hal alırsa, insan hayatının ayrıcalığı nerede bulunacaktır? Ve bulunursa, nasıl açıklanacaktır?”

Üniversiteler vesilesiyle ahlak meselesini konuşuyoruz. Ama zeminimiz ne kadar doğru?

Kanun çıkartan meclislerin üst, ahlaki referansı var mı? Teoride hâkimiyet onlara ait olduğundan üst ve emredici ahlaki kaideleri olamaz. Zaten laiklik, dinin değer üretmesine veya dikte etmesine izin vermez. Anayasa’da yazan “genel ahlak” ibaresini geçiniz, zira bunları da çıkartan güçlerin üstünde bir güç yoktur. Meclisler, aklı, bilimi ve çevre şartlarını gözeterek kanun çıkartırlar. Kendi içinde dönen fasit daire…

Türkiye’de ahlaki problemler, güvenlik eksenlidir. Omurgası yoktur!.. Güneydoğu’da şifreli kanallar açıktı. Her erkeğin flörtü olmak zorundaydı. Kız arkadaşı ile gezmeyen erkek terörle mücadelenin potansiyel hedefiydi, bir zamanlar… Pek tabii ki PKK içinde aile, aşiret ve ahlak tehditti. Feodalizm kavramıyla ahlakı mahkûm etmekten pek hoşlanırdı yoldaşlar. Ahlak ve namus oldukça Kürt Kızları dağa kaldırılıp yoldaşların altına alınamazdı. Devrimci kızlarımız da hizmette kusursuz!..

28 Şubatçı askerlerimiz için “kimse duymasın milletin tamamı düşmandı.” Büyük Suriye için ahlak ayaklar altına alınmalıydı. Televole Kültürü icat ettiler. Yolsuzluk ibadetti. Başkan Esed gibi karanlık odada her haltı karıştırmalıydılar. Ama 2001 yılında duvara tosladılar.

2001 yılından sonra toparlanmak istediler. Ama ip şirazesinden koptu bir kere… Hedonist gençlik yetişti… Hayvanlar, cinsel hazlarını kıskandı. Muhafazakârlık ile önü alınır zannedildi. Ama muhafazakârlık da netice de bir ideoloji… Hem de en omurgasız bir ideoloji… Eşcinselliği bile derin bir hürmet gösteren bir ideoloji… İçlerindeki iyi niyetliler de Türkiye Toplumunun 90 yıl önce üst referanslarının ayaklar altına alındığını görmedi. Ezanı asli diline çevirmekle biter zannetti. Esas mesele bu toplum, gökten inen kitapla yönetilmiyor. Zaten kurucu irade zengin olmak için dinsiz ve ahlaksız olmak gerekir demişti.

Çözüldük biz… Adalet Bakanı, müjdeyi veriyor: “4 yılda hapishane kapasitesini iki katına çıkartacağız.” Güzel, bari orada bir araya geliriz. Ama artık her eve polis, dikseniz de boş. Yaşamın anlamını yok ettiniz. Polisler de patır patır intihar ediyor. Boşanmalar, evlilikleri solladı. Aile içi entest, makul artık. Eşcinselliği eleştirmek nefret suçu… Eminim önlerine “terör örgütleri gençleri kız erkek ilişkileri vesilesiyle kullanıyor, buna önlem almak lazım” diye bir rapor geldiği için ahlaktan bahsediyorlar. İyiye iyi, kötüye kötü demeyen bir toplum olduk. Gençlerde idealistlik yok.

Bilim gözünde insan ile hayvanı ayıran bir değer yok!.. İkisi de hücrelerden oluşuyor. Bütün ideolojilerin ortak kıblesi bilimin, insana bakışı bu!.. Allah, insana ipini indirmişti oysa…. Ve Rabbimiz, insanın düşmanı değildi. Ama insan, onu düşman bildi. Türkiye, halkı daha komşusunda Esed ve İran’ın zulümlerini haykıramıyorsa ne ahlakından ne erdeminden bahsediyorsunuz. Merhamet ve adalet olsaydı Türkiye Halkı, Suriye’ye yürümeliydi. Ama ayaklarında derman yok. Hizmetçilerimiz ise bu zalim çarktan bizi niye tasfiye ediyorsunuz diye ağlaşıp koçların kucağında yeni 7 Şubatların hayallerini kuruyor.

Gidişat berbat!.. Ama buraya kadar… “AK Parti Dönemi Bitmiştir” isimli yazımda özetle şöyle demiştim:

“Ama her şeyin bir sonu var… Gezi olayları da gösterdiği gibi AK Parti Dönemi’nde çapulcu ve Narsist bir gençlik yetişmiş. İslamcı çevreler fazlasıyla iktidara angaje olduklarından idealist bir gençlik yetiştirme imkânlarından mahrum kalmışlardır. Devleti dönüştürecek tek güç olan İslamcılar, köşeleri kapma oyunu oynamıştır. En örgütlüsü 7 Şubat’ta büyük ihtimalle İsrail’in adına hükümet darbesi planladı. Ger gör halim ne olmuş…

AK Parti’nin bundan sonra ülke içinde atacağı pek fazla bir adım kalmamıştır. Anayasa yapılamıyor, ekonomi yapısal olarak değişemedi. Kürt Meselesi onca iyileştirmeye rağmen yerinde duruyor. İçeride binlerce siyasi suçlu bulunmakta. Mahkemeler, siyasi ve sosyal hayata müdahale için kullanılmakta. TMK ile düşüncelerin bile suç sayıldığını bizzat Adalet Bakanı bile ifade ediyor. Dünyada en çok terörist bizim ülkemizde. Bu TMK durdukça daha binlerce hapishaneye ihtiyaç var. Allah var, Adalet Bakanımız cezaevi standartlarını çok yükseltti. Bir de şu bir yatakta beş kişi olmasa. Boşanmalar hiç olmadığı kadar arttı. Kısaca hükümet, insanlara bir ufuk sunamamakta.
Bunu gören geniş bir kesim, “hükümet, devletle müdahalede bulunmasın. Zira devlet gemisi her an devrilebilir” inancına kapılmış durumda. AK Parti’nin tabanı da artık “muhafazakâr.” Bakın Suriye meselesine… Suriye’de Esed, binlerce insanı öldürüp kadınlara tecavüz ediyor ve bebekleri bile yakarak öldürüyor. Ama bu canilik karşısında sesini yükselten sadece Erdoğan ve Davutoğlu. Taban ve parti teşkilatları halkı harekete geçirmek için adım bile atmıyor. Halk da değişim arzusunun olmaması olabilecek en tehlikeli durum. Dikkat edin iktidar destekli gazetelerin tirajı her türlü desteğe rağmen yerinde sayıyor. En çok satılan gazetemizin bayi satışı sadece 20.000!..
Değişim arzusu yoksa köşe kapma oyunları tabana da yayılmış demektir. Ama bir evde köşe sayısı sınırlıdır. Sınırlı olan köşe sayısı varsa ayak oyunları ve iktidar içi çatışmaları bekleyin derim. Görebildiğim kadarı ile Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davudoğlu’nun belli bir ideali var. İçlerindeki zulme tepki ve adalet isteği ölmemiş. Ama yalnızlar!.. Sadece yalnız olmayı bırakın devlet tarafından ayaklarından çekiliyorlar. Bu yalnızlığı aşmak için herkesi kendilerine bağlamak istiyorlar ama bu durum da papağanların yetişmesinden başka bir işe yaramıyor.

Türkiye arabası durmuyor. Ama duvar yakın gibi…”

Böyle yazmıştım ama duvarın bu kadar da yakın olduğunu tahmin etmemiştim.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.