ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 24 Kasım 2014 Pazartesi 13:37

Türkiye'de kişi başına düşen kırmızı et

Türkiyede kişi başına düşen kırmızı et

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, "Avrupa'da tüketilen etin yüzde 62'si domuz eti, koyun, keçi, sığır, dana toplamında kişi başına et tüketimi 17 kilogram. Türkiye'de ise kişi başına kırmızı et tüketimi 13 kilogram" dedi.


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, "Avrupa'da tüketilen etin yüzde 62'si domuz eti, koyun, keçi, sığır, dana toplamında kişi başına et tüketimi 17 kilogram. Türkiye'de ise kişi başına kırmızı et tüketimi 13 kilogram" dedi.

Bakan Eker, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk oldu. Türkiye'de hayvancılık meselesinin önemli olduğunu ifade eden Eker, Türkiye'nin hayvansal üretimin tarımsal üretim içindeki payının olağanüstü düşük olduğunu, Türkiye'nin toplam tarım desteklerinin yüzde 4'ünün hayvancılığa verildiğini söyledi.

Türkiye'nin 1925'ten itibaren benimseye geldiği hayvancılık sisteminin büyükbaşa dayalı olduğunu belirten Eker, şöyle konuştu:

"Yani sığırcılığa dayalı. Bu da hep ithal yolla karşılandı. İlk ithalat 1925'te yapıldı, damızlık sığır ithalatı. 1935'te yapıldı, ondan sonra devam etti. Niye? Çünkü Anadolu coğrafya ve iklim şartları itibarıyla Anadolu'nun kendi yetiştirdiği sığır ırkları küçük cüsseli, verimi son derece düşük. Avrupa'nın yağışı çok olan iklimi elverişli ülkelerinden Türkiye'ye sığır ithalatı yapılmış. En büyük sorun şu: Hayvancılık maliyetinin yüzde 70'ini yem oluşturuyor. Çok fazla yem tüketimi olan büyük cüsseli hayvanı Türkiye'de yetiştirdiğinizde, yem üretme alt yapısını beraberinde geliştirmemişseniz ki Türkiye'de geliştirilmemiş, o zaman pahalı ürettiğiniz yemi, pahalı bir şekilde hayvana yediriyorsunuz, bu da size çok pahalıya geliyor."

Türkiye'nin avantajlı olduğu hayvancılık alanının küçükbaş hayvancılık yani koyun ve keçi olduğunu ifade eden Eker, "300-400 milimetre yağış alınan coğrafyada ancak karlı ve avantajlı olarak koyun beslenebilir. Rekabet gücünü dikkate alacağız. Ötekini yetiştirmeyelim demiyorum, sistemini kurup yetiştirelim, diyorum" dedi.

Bunun için yem bitkisinin ekilmesi ve destek verilmesi gerektiğini dile getiren Eker, Türkiye'de 2002'de tarım sektörüne verilen toplam 1 milyar 890 milyon liralık hibenin 83 milyon lirasının hayvancılığa, 30-35 milyon liranın da yem bitkilerine verildiğini, gerisinin süt prim desteği olarak verildiğini anlattı. Eker, 2014'te 9,7 milyar liralık desteğin yüzde 31'inin hayvancılığa verildiğini, 2002'deki desteğin yüzde 4'ü hayvancılığa aktarılırken, 2014'te bu oranın yüzde 31'e yükseldiğini söyledi.

Cumhuriyet tarihinde koyun ve keçinin ilk kez kendileri tarafından destekleme kapsamına alındığını bildiren Eker, koyun ve keçinin gerçek değerini tanıyarak, oradan elde edilen etin ve sütün miktarını artırdıklarını, sığırcılığı verimli kılacak işletme modeli kurarak, daha çok desteklenecek projeleri hayata geçirdiklerini anlattı.

Türkiye'de 8 milyon tondan devraldıkları süt üretimini 18 milyon tona çıkardıklarını belirten Eker, bir hayvandan elde edilen süt ve et miktarının artırılmasını belirli aşamaya getirdiklerini kaydetti. Yem bitkilerinin ucuza getirilmesini destek kapsamına aldıklarını ifade eden Eker, suni tohumlama denilen yapay döllemeyle hayvanların ıslah edildiğini, 600 bin olan bu rakamı 4-5 milyona çıkardıklarını kaydetti.

"Kırmızı et tüketimi 1 milyon tona çıktı"

Türkiye'nin 420 bin ton olan kırmızı et tüketiminin 1 milyon tona çıktığını bildiren Eker, Türkiye'nin talebinin büyüdüğünü, nüfusun, turist sayısının, refahının arttığını, insanların daha fazla et tükettiğini ifade etti.

Gelişmiş ülkelerin, eti etçi ırktan, sütü sütçü ırktan aldığını anlatan Eker, şöyle konuştu:

"Biz, fukara işi yapıyorduk. Süt hayvanı alıyorsun, dişini sürüye katıyorsun süt alıyorsun, erkek yavrusunu da besliyorsun ondan et alıyorsun. İlk bakışta doğru gibi geliyor. Ama biraz daha derinden baktığımızda aradaki verim farkı, et açısından bir etçi ırka nispetle ilave 60 kilogram fazla et alırsın. Çünkü birinin kemiği iri eti az, ötekinin ise kemiği ince ve küçük ama eti fazla."

Angus'un etçi ırk olduğunu anlatan Eker, zengin ülkelerin etçi ırk geliştirdiğini, melezleme yaptığını veya ithal etçi ırklarla sistemlerini kurduklarını kaydetti. Türkiye'de bu dönüşümü hayvancılıkta yaptıklarını dile getiren Eker, şimdi küçük baş hayvandan elde edilen süt ve et miktarını artırma sistemi kurduklarını ifade etti.

Küçük baş hayvan destekleriyle ilgili bilgi veren Eker, çözüm süreciyle Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki meraların daha fazla ve verimli kullanılmasıyla ilgili ilave imkanlarının olduğunu, bunların Türkiye'de etçi sığır popilasyonunu, koyun ve keçiyi artırma çalışmalarıyla birleştirerek, bir takım projeleri hayata geçirdiklerini söyledi.

Türkiye'deki büyük işletmelerin kapasitelerinin yarı yarıya boş olduğuna dikkati çeken Eker, kapasitesinin altında hayvanı olanlara, belgelemek şartıyla, kapasite açığı kadar etçi olmak kaydıyla hayvan ithalatına izin verdiklerini bildirdi. Eker, Türkiye'nin ete ihtiyacının olduğunu kaydetti.

Geçmişte çeltikte bu sisteminin uyguladığını ifade eden Eker, çeltik üretimini 360 bin tondan 900 bin tona çıkardığını belirtti.

"Artık kapalı sistem hayvancılık var"

Türkiye'de hayvancılığın gerilediği algısının doğru olmadığını dile getiren Eker, "Artık kapalı sistem hayvancılık var. Yani dışarıda çok fazla görünmez. İki, bu işlerde her zaman bu işlerden kestirmeden ve kolay çözümlerle para kazanmak isteyen lobiler var. İthalat lobisi deriz biz bunlara. Bunlar da etkililer" dedi.

İthalat lobisinin, etin pahalı olması gibi açıklamalar yaptıklarını anlatan Eker, burada enformatik kirlilik olduğunu ifade etti.

Avrupa'da ve Türkiye'de kişi başına et tüketimine de değinen Bakan Eker, Avrupa da kişi başına et tüketiminin yılda 100 kilogram, Türkiye'de ise 10 kilogram olduğu şeklinde açıklanan rakamların yanlış olduğuna dikkati çekti. Eker, Avrupa'da tüketilen etin yüzde 62'sinin domuz eti, koyun, keçi, sığır, dana toplamında kişi başına et tüketiminin 17 kilogram , Türkiye'de ise kişi başına kırmızı et tüketiminin 13 kilogram olduğunu açıkladı. Eker, fiyatlarda da benzer durumun söz konusu olduğunu belirtti.

Avrupa'nın birçok ülkesinde, market fiyatlarında birimin libre olarak verildiğini bildiren Eker, "Libre 454 gramdır. 454 gramın fiyatını veriyor, kilogram olarak söylüyor. Avrupa'da fiyat şu, biz de bu. Dünyanın en pahalı şeyini... Ne yapacağız? İthal edin, diyor. Böylece kestirmeden bunu yapsın, algısı var. Bu doğru değil, enformatik kirlilik var. Türkiye'de kırmızı et üretimi 420 bin tondan 996 milyon tona çıktı. Hayvan sayısında ciddi artış var" dedi.

Türkiye'de ilk hayvan sayımının 1984'te yapıldığını, önceki yıllarda tahmini rakamın yazıldığını anlatan Eker, muhalefetin bu konuda 1981 yılının rakamlarını verdiğini söyledi. Eker, 1984'te Türkiye'nin sığır varlığının 12,4 milyon olduğunu, 2002'de bu rakamın 9,8 milyona düştüğünü, 2013'te ise rakamın 14,5 milyona çıktığını bildirdi. Eker, sığırın sayısal artışının yanında kalite artışının da olduğunu ifade etti.

Bakanlığa personel alımı 

Bakan Eker Anadolu Ajansının Twitter hesabına gelen soruları da yanıtladı.

Eker, personel alımına ilişkin bir soru üzerine 2015 yılı bütçesinde Maliye Bakanlığının kamuya ne kadar personel alınması ile ilgili kararını vereceğini söyledi. O kararın verilmesinin ardından kurumlara ne kadar kontenjan alınacağının belli olacağına dikkati çeken Eker, şöyle konuştu:

"O kontenjan bize verildiğinde o kontenjanlarımızı biz de meslektaşlarımızla paylaşacağız. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı en son 1989 yılında toplu alım yapmıştı, 250 kişi. 1989'dan 2003 yılına kadar bakanlık hiç böyle toplu eleman almadı. Biz var olanın üzerine yaklaşık 2 kat koyduk. Bakanlıkta o tarihte 20 bin kişi var ise 20 bin küsur kişi aldık teknik eleman . Çok sayıda fakülte var, çok sayıda mezun var, çok sayıda branş var. Bu kardeşlerimizin tamamının kamuda istihdamı tabii ki mümkün değil. Yapmamız gereken şey şu. Biz bu kardeşlerimizin özel sektörde de çalışmalarına imkan tanıyacak şekilde sektörlerin gelişmelerini sağlıyoruz. Örneğin sertifikalı danışmanlarla kim sözleşme yaparsa, onları istihdam ederse para veriyoruz. Bu şekilde binlerce meslektaşımıza da iş imkanı sağladık. Birçok bölgede yeni imkanlar yeni fırsat alanları getirdik. Tek başına kamuda bunları çalıştırma imkanımız yok, dolayısıyla sınırlı sayıda olur 2015 yılı içerisinde de. Maliye Bakanlığı ne kadar verirse biz de bu kardeşlerimizi istihdam edeceğiz."


 

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

Rusya'nın petrol kayıpları

SONRAKİ HABER

Ifo İş Dünyası Güven Endeksi, 7 ay sonra ilk kez arttı