ÖNE ÇIKANLAR :
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 25 Aralık 2012 Salı 13:29

Türkiye ekonomisinin büyüklüğü fark edilmedi

Türkiye ekonomisinin büyüklüğü fark edilmedi


Yapı Kredi Özel Bankacılık ve Varlık Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Mert Yazıcıoğlu, Türkiye’nin çok önemli bir ekonomiye sahip olduğunu söyledi. Uzun yıllar yaşanan sorunlar sebebiyle söz konusu büyüklüğün fark edilmediğini belirten Yazıcıoğlu, “Ağzımızda hep bir kriz lafı vardır. Avrupa’da ‘kriz’ diye bir laf konuşulmaz. Adı durgunluktur, düşük büyümedir. Yüzde 4 büyümüş bir ülkeyiz. Nasıl bir kriz var burada? 4 büyümeyi kriz diye nitelendirmek ekonomi literatüründe yoktur.” dedi.

Yapı Kredi, Hilton Oteli’nde Adana’daki müşterilerine yönelik, “2013 yılına ilişkin ekonomik beklentiler” konulu seminer düzenledi. Önümüzdeki yıl ülkenin yüzde 4’ten fazla büyüyeceğini ve fonlama maliyetinin düşeceğine işaret eden Mert Yazıcıoğlu, Türkiye’nin Endonezya ve Brezilya ile birlikte gelişen ülkeler arasında lider konuma gelmeye başladığını kaydetti. Global krizin doğduğu 2008 sonrası Brezilya, Rusya ve Hindisnan ve Çin’den (BRHÇ) bahsedildiğini hatırlatan Yazıcıoğlu, “Çin ve Hindistan 1. ligde, Brezilya, Rusya 2. ligde değerlendiriliyordu. Şimdi çok net bir şey var. Hindistan artık çok daha az konuşuluyor. Dünya Hindistan’daki eğitim durumunun küçüklüğünün gelecek vaat etmediği hususunda mutabık. Bunun yerine Endonezya ve Brezilya konuşuluyor. Böyle olunca bütün yabancı fonlar Türkiye’de bir yatırımının olmasını istiyor. Fon yatırımcısı, ‘Türkiye gibi herkesin bildiği bir piyasada ben olmasam, yarın başımı belaya alırım’ diyor. Dolayısı ile buraya bir ilgi var.” diye konuştu.

2011’de özelleştirmenin çok düşük kaldığını buna rağmen yabancıların 13 milyar dolar şirket alımı gerçekleştirdiğini ifade eden Yazıcıoğlu, özelleştirmenin en fazla yapıldığı 2007’de dışarıdan gelen sermayenin 8.7 milyar dolarda kaldığına işaret etti. Dünyada kriz var, hiç iş olmuyor denilen bir dönemde yurt dışından şirketlere 13 milyar dolar para geldiğini tekrarlayan Yazıcıoğlu, şöyle devam etti: “Tabi ki kimse yabancı ortağa karşı olmaz. Ama bunun şirketlerin ve şansızımın stratejisi çerçevesinde olması gerekir. Üzüldüğüm konu, yabancı geldiyse ‘mutlaka satmalıyız’ diye şirketin bir iş planı olmadan satılma eğimlidir. Ama şunu da düşünmek lazım: Niye ve neye teklif veriliyor. Bireysel olarak bir iş planının olması gerekir. 13 milyar dolarlık satış karşısında aynı büyüklükte bir plan yapıldığını düşünmüyorum.”

BÖLGE HEP SORUNLU OLMUŞTUR

Türkiye’nin tarih boyunca sorunlarla yaşamaya alıştığını ve bunun avantaj–dezavantajlarını yaşadığına dikkat çeken Genel Müdür Yardımcısı Yazıcıoğlu, “Yaşamasaydık daha iyi olurdu. Ama bu sorunların getirdiği bazı avantajları da göremezdik. Yıllarca çok ciddi sorunlu olduğumuz Irak ile savaştan sonraki ilk ilişkimizde Güneydoğu Anadolu ekonomilerinde çok pozitif etkileri oldu. Biz orda net bir rol oynuyoruz. Biz refahımızın bir kısmını aslında Kuzey Irak’ın yeniden yapılandırılması projesine borçluyuz. Bir ekonomik canlılık var. Biz bu problemlerle yaşamaya devam edeceğiz. Gönül istiyor ki sorunlarımızın az olduğu, avantajlarımızın çok olduğu bir dönem yaşayalım. Ama bunun da kalıcı olduğunu düşünmek tarihi inkâr etmek gibi bir durum. Demek ki biz böyle yaşamaya devam edeceğiz. Bu koşullarda nasıl iş yapılacağını öğreneceğiz.”açıklamasını yaptı. Dünyada negatif faiz döneminin devam edeceğini ve Merkez Bankaları’nın para basmayı sürdüreceğini dile getiren Yazıcıoğlu, Türkiye açısından yeni bir kredi notu artışının uzun vadeli yabancı para akışını hızlandıracağını ve borsa ile şirketler için çok farklı değerlendirmelerin gündeme gelebileceğini sözlerine ekledi.

EKSİ BÜYÜYEN AVRUPA’YA GÖRE ÇOK İYİYİZ

Yapı Kredi Hazine Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Mert Öncü ise 2012’nin beklendiği gibi ilk üç ayının zor geçtiğini, daha sonra iyileşme döneminin başladığını söyledi. Global likitidenin ülkeye pozitif yansıdığını ifade eden Öncü, şunları söyledi: “Para girişiyle beraber özellikle son üç çeyrekte ihracat da büyüme sağladı. İç tüketim zayıf kaldı esasında. 2013’te iç tüketimin yavaş yavaş geriye gelmesini bekliyoruz. 2014’te seçimler yapılacak. Bunun ivmesi 2013’te başlayacak. Yapabilirsek hem iç tüketim hem de ihracat desteğiyle Irak, Afrika, Libya gibi ülkelerde yeni piyasalar açıldı gibi görünüyor. Bu piyasaların desteğiyle bu yıla göre 2013‘ün daha olumlu geçmesini bekliyorum. Olumlu demenin de bir karşılaştırmasını yapmak lazım. Yüzde 10 büyüyen bir yerden yüzde 4’ün altında inen bir ülke sınıfına geldik. Tabi 10’dan 3’e gelme ciddi bir yavaşlamadır. Eksi büyüyen bir Avrupa ile karşılaştırırsak çok iyiyiz. Yüzde 10 büyüdüğümüz bir yıl öncesine göre daha kötüyüz. Konuya göreceli bakmak lazım. 2013 daha enflasyon ve büyüme açısından daha pozitif geçecek gibi görünüyor. Cari açık biraz daha kötü olabilir. Ama bu iyi yönetildiği sürece bir sıkıntı olmayacak gibi. Fakat geçmişteki yüzde 10’luk büyüme seviyesine gelmeyeceğiz.”

TÜRBÜLANSI YAŞAMAK ZORUNDAYIZ

Eskiden kredi ve mevduat faizi beraber hareket ettiğini, Merkez Bankası’nın (MB) bu yıl aldığı önlemler sayesinde şu an beraber hareket etmediğini vurgulayan Mert Öncü, Türkiye’nin kredi notunun artmasından sonra yurt dışında sıcak para girişinin hızlandığını belirtti. Kurun bozulup, Türk lirasına çevrildiğini hatırlatan Öncü, “Türk lirası da faize yatırılıyor. MB, ‘faiziniz çok miktardaysa yurt dışından çok para girişi oluyor’ diyor. Bunun önüne geçmek için özellikle kısa vadeli faizleri çok aşağıya indiriyor. Ki kısa vadeli para faiz için gelmesin. Çünkü bu bizim cari açığımızı negatif etkiliyor.”değerlendirmesini yaptı. Amerika’nın ekonomisine çözüm bulmaya çalıştığını, Avrupa’nın çok daha fazla zorda olduğuna değinen Öncü, günü kurtarmayı çalışan Avrupa’nın 3–5 yılda ancak oturabileceğini aktardı. Uçurumun kenarına gelen ülkelerin çok mantıklı hareket etmesinin beklenemeyeceğini anlatan Öncü, “Bir anlık dalgınlıkta her şey yaşanabilir. Bildiğimiz tek şey bir sürü değişiklik olacağıdır. Bu eksende uçağımız ve pilotumuz sağlam mı? Sonuçta türbülans var mı; var. Ama bir yere gitmek istiyorsak da o türbülansı yaşamak zorundayız. Önemli olan şirketlerin ve şahısların kuvvetli olmasıdır.”

Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan, Ticaret Borsası Meclis Başkanı Şahin Bilgiç, Ticaret Odası Başkanı Ali Gizer ve Sanayi Odası Başkanı Sadi Sürenkök’ün de katıldığı toplantıda katılımcıların sorularına da cevap verildi.
 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER