ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL23°C
Az Bulutlu
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 27 Ağustos 2014 Çarşamba 16:10

PPK kararları ardından piyasa yönelimleri

PPK kararları ardından piyasa yönelimleri

Ziraat Yatırımcı Ekonomisti Yılmaz: "Türkiye ekonomisi için olumlu algılanabileceğini ve kredi derecelendirme kuruluşları üzerinde de yapıcı etkileri olabileceğini düşünüyoruz"


 
 
 Ziraat Yatırım Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz, "Para Politikası Kurulu'nun (PPK) bugünkü kararların Türkiye ekonomisi için olumlu algılanabileceğini ve kredi derecelendirme kuruluşları üzerinde de yapıcı etkileri olabileceğini düşünüyorum" dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) PPK, politika faizini değiştirmemesine karşın faiz koridorunun üst bandını düşürmesinin ardından analistler, TCMB'nin enflasyonla büyümeyi birlikte gözettiğini belirtiyor.

Merkez Bankası politika faizini yüzde 8,25'te sabit tutarken, son 6 toplantıda değiştirmediği faiz koridorunun üst bandını yüzde 12'den yüzde 11,25'e indirdi. Merkez Bankası'nın kararlarına ilişkin analistler AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Yılmaz, TCMB’nin tepki fonksiyonunda yer alan “kur oynaklığı” ve “ülke risk primi”ndeki güncel hareketleri mevcut para politikası çerçevesiyle uyuşmadığını belirterek, "Bu nedenle, PPK politika faizini yüzde 8,25 oranında sabit tuttu. Bu karar olumlu yatırımcı algısı üzerinden Türk Lirasına değer kazanma yönünde etki edebilir" dedi.

Aynı zamanda kur oynaklığının azalmasının Türkiye ekonomisi üzerindeki belirsizlikleri ve "kur şoku" gibi çeşitli risklerin olasılığını iyileştireceğini ifade eden Yılmaz, şunları  kaydetti:

"Bu hamle, TL varlıklar için pozitif okunabilir. TL'nin güç kazanımı, TCMB’nin fiyat istikrarını tesis etme konusunda fiyatlama davranışları üzerinden yardımcısı olacaktır. Kur geçirgenliğinin tamamlanmaya yüz tutması ve yılsonu kur beklentilerinin iyileşmesi yılsonu enflasyonunu aşağı doğru getirebilir. Ağustos ayında geçen seneki baz etkisi nedeniyle enflasyonun artma olasılığı güçlü olsa da TCMB’nin faizi sabit tutması önümüzdeki hafta veri açıklandığında piyasadaki olumsuz etkileri sınırlanabilir.

Üst koridordaki indirimle TCMB’nin simetriyi artırarak faiz koridor esnekliğinden daha fazla yararlanmayı amaçladığını düşünüyoruz. Fonlama maliyetinde ağustos ayı içerisinde gözlemlediğimiz artışı bu ay faizlerin sabit tutulmasına yönelik bir sinyal olarak düşünmekteydik. Bankalararası piyasada maliyetlerin artmış olması ve ortalama faizin yüzde 8,80 oranında oluştuğunu göz önüne alacak olursak önümüzdeki döneme TCMB, likidite politikasını daha aktif kullanabilir."

"Bugünkü kararların Türkiye ekonomisi için olumlu algılanabileceğini ve kredi derecelendirme kuruluşları üzerinde de yapıcı etkileri olabileceğini düşünüyoruz" diyen Yılmaz, kredi derecelendirme kuruluşlarının TCMB’nin son dönemdeki faiz indirimlerine ilişkin Merkez Bankası’nın kurumsal işleyişiyle ilgili çeşitli çekincelerini ifade ettiğini anımsattı.

Bir hafta vadeli politika faizinin sabit tutulmasının Merkez Bankası’nın işleyişine ilişkin endişeleri azaltacağına dikkati çeken Yılmaz, enflasyonun yüzde 5 hedefinin belirgin şekilde üzerinde seyrettiği, Merkez Bankası’nın yüzde 7,6 oranındaki yılsonu tahminin de zorlandığı bir ortamda kurmayların politika faizinde değişiklik yapmamalarının, önceliklerinin fiyat istikrarını tesis etmek olduğuna işaret ettiğini söyledi.

Türkiye ekonomisinde enflasyonun seyriyle para politikası arasındaki geçici uyuşmazlığın ortadan kalktığı vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:

"Ağustos ayında geçen seneki baz etkisi nedeniyle yükselmesi mümkün olan enflasyonun eylül ayında üç aylık bir gecikmenin ardından beklenen gerileme trendine girmesi söz konusu. Fiyat istikrarı doğrultusunda kredibilite kazanan adımlar atılması kredi derecelendirme kuruluşlarının gözünden kaçmayacaktır.

Bugünkü kararın Türkiye’nin kredi notuna da yardımcı olması düşünülebilir. Çünkü enflasyonun artması durumunda ülkenin borçlanma maliyeti olumsuz etkileneceği için mali yapı istikrarını kaybedebilirdi. Bu nedenle, fiyat istikrarını tesis etmeye yönelik, enflasyonu sınırlandıran para politikası, Türkiye ekonomisinin en güçlü yanı olduğunu düşündüğümüz kamu maliyesine destek olarak yatırım yapılabilir seviyedeki kredi notunun korunmasını sağlayabilir"

"Enflasyonist riskler önümüzdeki dönemde TCMB tarafından kontrol altında tutulmaya devam edilecek"

Odeabank Ekonomik Araştırmalar ve Stratejik Planlama Direktörü Ali Kırali ise makroekonomik istikrarı sağlamak adına faiz koridorunun üst bandında yapılan indiriminin politika faizinde indirim yapılmasına kıyasla daha isabetli olduğunu ifade etti.

PPK kararına ilişkin olarak yayımlanan notta Merkez Bankası'nın enflasyon konusunda bir nebze daha kaygılı olduğunun görüldüğünü belirten Kırali, "Bu bağlamda gıda fiyatlarındaki yüksek seyrin enflasyon görünümündeki iyileşmeyi geciktirdiği vurgulanıyor ve jeopolitik risklerin de ilk defa karar metninde kendine yer bulduğunu görüyoruz. Ağustos enflasyonunun TCMB'nin de karar metninde işaret ettiği gibi olumsuz seyrin devamına işaret edeceğini ancak likidite politikası yoluyla sıkı para politikasının sürdürüleceği varsayımı altında enflasyonist risklerin önümüzdeki dönemde Merkez Bankası tarafından kontrol altında tutulmaya devam edileceğini tahmin ediyoruz" değerlendirmesini yaptı.

"Faiz indirimlerine kapı henüz kapatılmadı"

Burgan Yatırım Başekonomisti Haluk Bürümcekçi de faizlerin sabit tutulması sonrası gelecek dönem faiz kararlarına ilişkin net bir sinyalin verilmediğini, bir sonraki toplantıya kadar TCMB Başkanı Erdem Başçı'nın çeşitli iletişim kanallarıyla verebileceği mesajların önemli olacağını ifade ediyor.

Piyasa açısından toplantı bazındaki kararlardan çok indirimlerin hangi faiz seviyesine kadar devam edeceğinin daha değerli bir bilgi olmaya devam edeceğini dile getiren Bürümcekçi, "En son beklenti anketinde, söz konusu seviye medyan beklenti olarak en azından önümüzdeki üç ay için yüzde 8,25 seviyesine işaret ederken, faiz beklentilerinin ölçülebildiği diğer piyasalardaki (vadeli döviz kurları, swap, tahvil ikinci piyasa) fiyatlama da bu seviyenin altının beklenmediğini göstermekteydi" dedi.

Karar sonrası söz konusu piyasalardaki fiyatlamanın fazla değişmediğini gözlemlediklerini söyleyen Bürümcekçi, şunları kaydetti:

"Faizlerin gerileyebileceği nokta açısından diğer bir ölçüt ise, beklenen enflasyona göre hesaplanan reel faiz seviyeleri olabilir. Hatırlanacağı gibi, en son Beklenti Anketinde yılsonu TÜFE tahmini yüzde 8,70’e, gelecek 12 ay ve 24 ay TÜFE beklentisi de sırası ile yüzde 7,35 ve yüzde 6,80 düzeylerine yükselişler sergilemiş, TCMB'nin manevra alanını iyice daraltmıştı. 

Sonuç olarak, bizim okumamız faiz indirimlerine kapının henüz kapatılmadığı ve şartların uygun olması durumunda indirime gidilebileceği yönündedir. Ancak bunun zamanlaması tamamen piyasa koşullarına (getiri eğrisinin tekrar yataylaşması) bağlı olacaktır."

 "TCMB'nin üst bandı indirmesi piyasa üzerinde ciddi bir etki yaratmayacak"

Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı ise bu ayki PPK toplantısının TCMB için çok önemli bir kredibilite testi niteliğinde olduğunu ve ne küresel finansal piyasaların görünümünün ne de enflasyon görünümünün bir faiz indirimine müsait olmadığını belirtti.

Kanlı, şunları kaydetti:

"Diğer taraftan da TCMB'nin para politikasında sıkılığın bir göstergesi olarak daha önceki karar metinlerinde yer verdiği 'yataya yakın getiri eğrisi' ifadesine göre de faiz indirimi için hiçbir alan yoktu. Bu anlamda TCMB'nin politika faizini indirmemesi ekonomik konjonktürün gerekliliği olduğu gibi kendi krediblitesinin inşası için de gerekliydi. TCMB aynı zamanda 'yatay getiri eğrisine' vurgu yapmaya devam etti karar metninde. 

Bu da bizim görüşümüze göre, enflasyon belirgin biçimde düşmedikçe veya tahvil getirilerinde belirgin bir azalışa yol açacak biçimde küresel risk iştahında artış yaşanmadığı sürece politika faizinin sabit tutulacağına işaret ediyor. TCMB'nin üst bandı indirmesi ise piyasa üzerinde ciddi bir etki yaratmayacak bir hamle. Çünkü TCMB 'zor zamanlarda' yüzde 12 yerine yüzde 11,25 ile de TL'yi savunabilir diye düşünüyorum."

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER