ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL35°C
Sıcak
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 25 Eylül 2014 Perşembe 12:10

Kredi derecelendirme kuruluşları sorgulanıyor

Kredi derecelendirme kuruluşları sorgulanıyor

Uluslararası finans uzmanları,Fitch Ratings, Moody’s ve Standard & Poor’s’un özellikle küresel ekonomik krizin ardından eylemlerini ve güvenilirliklerini sorguluyor.


Piyasalarda “üç büyükler” diye anılan uluslararası kredi derecelendirme şirketlerinin ülke notlarına ilişkin reyting metodolojileri dünyanın pek çok farklı noktasında eleştiri konusu olmaya devam ediyor. Ülkelerin hazineleri, yatırımcıları daha iyi bilgilendirmeleri amacıyla genelde en az iki reyting kuruluşuyla ülkenin derecelendirilmesi için ücret karşılığında bir anlaşma yapıyor. Fakat ülkelerin ekonomi yönetimleri istediği takdirde reyting şirketleri ile olan anlaşmalarını feshedebiliyorlar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'ye yönelik değerlendirmelerini ekonomik gerçekler yerine siyasi bir tutumla yaptıklarını belirttiği kredi derecelendirme kuruluşları Fitch ve Moody's'in mevcut tavırlarını sürdürmesi halinde, bu iki kurumla ilişkinin kesileceğini ifade etmişti.

"BRIC ülkeleri" kavramının mucidi, uzun yıllar Goldman Sachs'in Başekonomistliğini ve Varlık Yönetimi Başkanlığını yürüten ünlü İngiliz ekonomist Jim O'Neill de reyting kuruluşlarının güvenilirliğini sorgulayan uluslararası finans uzmanları arasında yer alıyor.

O’Neill, “Reyting kuruluşları oldukça yavaş hareket ediyor, piyasayı geriden takip ediyor. Piyasada gelişmeler olduktan sonra hareket geçip güvenilirliklerini kazanmaya çalışıyorlar” ifadesini kullandı.

"Neden açıklamalar borsa işlem saatinde yapılıyor?"

Sermaye Piyasası Yatırımcıları Derneği (SPYD) Başkanı Arif Ünver de finansal piyasalarda “kısa vadeli” fiyatlamalar algı neticesinde gerçekleştirilirken, “orta ve uzun dönemde” rasyonel gerekçelerin fiyatları oluşturduğunu belirtti.

Uluslararası kredi derecelendirme şirketlerinin reyting kararlarını borsada işlem saatleri içerisinde açıklamasının, ilgili AB düzenlemelerine göre mümkün olmadığını hatırlatan Ünver, bu kuruluşların not kararlarını borsa işlem saatlerinde açıklamasa da siyasi ve politik risklere ilişkin piyasada etki yapabilecek açıklamaları günün her saatinde yapabildiğine işaret etti.

Ünver, “Not kararlarının işlem saatleri içerisinde açıklanmamasına karşın, politik orijinli açıklamaların piyasalar açık iken yapılması bir çelişkiler yumağıdır. Gelişmiş ülkelerin başı çeken dünya ekonomi liderleri, gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri üzerinde bu kuruluşlar vasıtası ile bazı amaçlarını realize ediyor olabilirler” ifadelerini kullandı.

Reyting kuruluşlarının uygulamalarını yapıcı bir dille eleştiren Ünver, “Bu reyting kuruluşları kafalardaki soru işaretlerini kaldırmak istiyorlarsa, çelişkili uygulamalarına son vermeliler. Sonuç olarak kısa vadeli algıda oynama yapabilme güçleri olsa bile orta ve uzun vadede ekonomik realiteler son sözü söylüyor” dedi.

"Borçlarını her zaman ödeyebilen Türkiye cezalandırıldı"

Standart Bank Gelişmekte olan Piyasalar Başekonomisti Timothy Ash ise uluslararası reyting kuruluşlarının arada anlaşma olmasa bile genellikle diğer müşterilerinin taleplerini değerlendirerek derecelendirme işlemine devam ettiklerini söyledi.

Ash, Türkiye’nin geçmiş performansının uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından yeteri kadar iyi değerlendirilmediğini vurgulayarak,  “Reyting şirketlerinin problemlerinden birisi de aslında Türkiye’nin borçlarını ödemesine ilişkin geçmiş performansına, ödeme isteğine yeteri kadar ağırlık verilmemesi. Türkiye borçlarını her zaman ödedi ve bence bazen buna rağmen haksız bir şekilde cezalandırıldı” diye konuştu. 

Ash, Rusya’nın 1999-2000 yılları arasında borçlarını ödeyememesine rağmen notlarla “ödüllendirildiğini”, borçlarını her zaman ödeyebilen Türkiye’nin ise “cezalandırıldığını” vurguladı.

Daha önce Berkeley Üniversitesi’nden araştırmacılar; Paola Fulghieri, Günther Strobl, Han Xia’nın hazırladığı bir akademik makalede de "Bazı uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının talep edilmemiş reytingleri, tehdit amaçlı kullanabileceği" ileri sürülmüştü. Akademik çalışmanın sonuç bölümünde, “Talep edilmeyen olumsuz reyting notlarının verilmesi, reyting kuruluşlarının müşterilerinden daha yüksek ücret tahsil etmesine ve derecelendirmeyi reddedenlerin ise cezalandırılmaları yoluyla tehdit edilmelerine neden olduğu sonucunu ulaştık"  ifadelerine yer verilmişti. 

Fitch ve Moody’s’ten eleştirilere yanıt yok

Türkiye’yi halihazırda “yatırım yapılabilir ülke” notuyla değerlendiren Moody’s, reyting metodolojilerine ilişkin sorularını cevapsız bırakırken, Fitch Ratings ise sadece Türkiye’ye ilişkin son değerlendirme notunu göndermekle yetindi.

Türkiye’nin yakın dönemde uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları ile en büyük anlaşmazlığı 2012 yılında yaşandı. Türkiye 2011 yılında yüzde 8,5 oranında büyüyerek OECD ülkeleri arasında birinci, ekonomisi gelişmiş ülkeler arasında ise (G-20’ler) Çin’den sonra ikinci sıraya yükseldi.  O dönem piyasalarda Türkiye’nin notunun artırılmasının beklenmesine rağmen S&P 1 Mayıs 2012 tarihinde Türkiye’nin kredi görünümünü “pozitif"ten "durağan"a çevirdi. 

Türkiye’deki ekonomi yönetimi S&P’nin kararına sert tepki gösterdi. Türkiye’nin o dönem S&P ile olan anlaşmasını iptal edeceğini açıklaması üzerine S&P Global Operasyonları ve Analizlerinden Sorumlu Başkanı Paul Coughlin, AA muhabirine verdiği demeçte “Fransa reyting anlaşmasından 2000 yılında geri çekildi. Fransa’yı halen derecelendirmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye, S&P ile olan anlaşmasını feshetmesine rağmen S&P Türkiye’yi derecelendirmeye, ülke raporları açıklamaya devam etti. S&P halihazırda Arjantin, Avusturalya, Hindistan, İtalya, Portekiz, İsveç ve Türkiye’yi “talep edilmemiş” şekilde (unsolicited rating) değerlendiriyor.

Ülkeler reyting kuruluşlarına dava açıyor

En son geçen yıl ABD yönetimi kredi derecelendirme kuruluşu S&P’ye 2007 yılında yaptığı mortgage kağıtları derecelendirmeleri ile bağlantılı olarak dava açacağını duyurmuştu. Bazı mortgage kredileri için çıkarılan kağıtlara hak etmediği yüksek kredi notunu verdiği, şirkete karşı getirilen eleştiriler arasında bulunuyor.

İtalya da, S&P’yi ülkenin tarihi ve kültürel zenginliklerini hesaba katmadan notunu düşürdüğü için mahkemeye vermeye hazırlanıyor.

İtalya’daki Sayıştay,  S&P’nin ülkenin tarihi ve kültürel özellikleri yok sayılarak kredi notunun düşürülmesiyle piyasaların negatif etkilendiğini ve bu şekilde İtalya’nın 234 milyar avro seviyesinde zarara uğradığını iddia etmişti.

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER