ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Yağışlı
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 14 Mayıs 2013 Salı 11:46

İSEDAK İzleme Komitesi 29. Toplantısı


Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, bugünün ekonomik olarak tarihi bir gün olduğunu, Uluslararası Para Fonuna (IMF) olan borcun son taksitinin bugün itibariyle ödendiğini bildirdi.
     Yılmaz, Sheraton Otel'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) İzleme Komitesi 29. Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, bugün ekonomik olarak tarihi bir gün yaşandığını belirterek, "IMF'ye olan borcumuzun son taksitini bugün ödemiş bulunuyoruz" dedi.
     Türkiye'nin, bundan sonra IMF ile farklı bir ilişki biçimini devam ettireceğini, IMF'den borç alan değil, IMF'ye kaynak kullandıran bir ülke haline geldiğini anlatan Yılmaz, bundan sonraki süreçte IMF'ye 5 milyar dolarlık kaynak kullandırmanın söz konusu olduğunu, karar alma süreçlerinde daha etkin yer alınacağını söyledi.
     Etkilerini dünya çapında hissettiren küresel krizin ardından dünya ekonomisinin nispeten bir toparlanma eğilimine girdiğini ifade eden Yılmaz, "Ancak gelişmiş ülkelerin düşük büyüme performansı, Avrupa bölgesinde sürmekte olan finansal riskler ve dünyanın değişik bölgelerinde cereyan eden afetler küresel belirsizlik ortamının sürmesine neden olmaktadır" dedi.
     Son yıllarda gelişmekte olan ülkelerin, özellikle yükselen ekonomilerin küresel ekonomideki payındaki artış eğiliminin devam ettiğini dile getiren Yılmaz, dünya ekonomisinde gelişmekte olan ülkelerin paylarının her geçen yıl arttığını kaydetti.
     Dünya ekonomisindeki eksen kaymasının doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının dağılımını etkilediğine dikkati çeken Yılmaz, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansının (UNCTAD) verilerine göre, 2007 yılı itibariyle gelişmekte olan ekonomilerin dünyadaki toplam doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının yaklaşık olarak yüzde 29'unu çekerken, bu oranın 2011'de yüzde 45'e çıktığını söyledi.
     Gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisinin itici gücü olma yolunda hızla ilerlediğini vurgulayan Yılmaz, gelişmekte olan ülkeler grubunun iç dinamikler açısından oldukça heterojen bir yapıya sahip olduğunu bildirdi.
     İSEDAK ülkelerinin grup olarak dünya yüzölçümünün 6'da 1'ini ve nüfusunun 5'te 1'ini oluşturmasına rağmen ulaşılan ticaret hacminin potansiyeli yansıtmaktan henüz uzak olduğuna dikkati çeken Yılmaz, İSEDAK ülkelerinin toplam ihracatının 2002 yılından 2011'e kadar 4 katına çıkarken, toplam ithalatın aynı dönem içinde yaklaşık 3,8 katına yükseldiğini kaydetti.
     Küresel krizin ardından İSEDAK ülkelerinin ihracatının dünyadaki toplam ihracattan daha yüksek oranda artış gösterdiğini dile getiren Yılmaz, birkaç istisna dışında bütün İSEDAK ülkelerinin 2011'de büyüme oranlarının dünya ortalaması olan yüzde 2,7'den daha yüksek düzeyde gerçekleştiğini vurguladı.
    
     -"İSEDAK bölgesinde yabancı sermaye yatırımları tatmin edici olmaktan uzak"-
    
     Bakan Yılmaz, ticaret ve üretimle ilgili bazı yapısal sorunların mevcudiyetini devam ettirdiğini belirterek, "Kayda değer sayıda İSEDAK ülkesinin ihracatı sınırlı sayıda tarım ürününe ve hammadde ticaretine dayanmaktadır. Bu durum bazı üye ülkelerde önemli bir sermaye birikimine vesile olmakla birlikte olumsuz dışsal etkilere maruz kalmayı ve krizler karşısında kırılganlığı artırmaktadır. Sınırlı sayıda hammaddeye dayanan ihracat yapısı ekonomilerimiz için uzun vadede önemli bir yapısal sorun teşkil etmektedir" diye konuştu.
     İSEDAK bölgesine yapılan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının son yıllarda tatmin edici olmaktan uzak bir seyir izlediğine işaret eden Yılmaz, ülkelerin, daha fazla yabancı yatırım çekecek bir ekonomik atmosferi henüz yakalayamadığını bildirdi.
     Yılmaz, şöyle konuştu:
     "Bölgemizde doğrudan yabancı yatırımların arttırılmasına dönük olarak teşvik edici bazı köklü reformları hayata geçirmemiz elzemdir. Bu çerçevede, 29. İSEDAK Toplantısı Görüş Alışverişi oturumunun konusunun 'İİT Üyesi Ülkelere Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının Akışının Artırılması' olarak belirlenmiş olmasını son derece isabetli bulduğumu belirtmek isterim. Yabancı yatırımlar için uygun bir ortam oluşturduğunuz zaman kendi yatırımcınız için de uygun bir ortam olur. Ülkelerimizdeki yatırım ortamını iyileştirmek, hem iç yatırımcı açısından hem de dışardan gelecek yatırımcı açısından çok daha elverişli bir ortam oluşturmaktır."
    
     -"Çalışma gruplarının faal hale gelmesinden memnuniyet duyuyorum"-
    
     İSEDAK çalışma grupları hakkında bilgi veren Yılmaz, üye ülkelerin ortak sorunları ve potansiyel işbirliği alanları üzerinde tecrübe paylaşımı ve fikir teatisi konusunda büyük katkıları olan bu çalışma gruplarının faal hale gelmesinden ve mali işbirliği alanında son yıllarda ciddi gelişmeler olduğunu görmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
     Yılmaz, İSEDAK bölgesinde yoksullukla mücadele alanında yürütülen programları çok önemsediğini ifade ederek, "Bu çerçevede, İslam Kalkınma Bankası bünyesinde oluşturulan Kalkınma için İslami Dayanışma Fonu ve Afrika'nın Kalkınması için Özel Program ile İİT Pamuk Programı ve Mesleki Eğitim Programı (OIC-VET) etkin şekilde değerlendirildiğinde üye ülkelerde yoksulluğun azaltılması çabalarına çok önemli katkılar sağlayacak" dedi.
     Ekonomide, kalkınma çabalarında en temel unsurun insan kaynağı olduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Yoksullukla mücadele ederken bir taraftan da beşeri sermayemize en yüksek oranda yatırım yapmak zorundayız. Bu alanda yapılacak yatırımların sosyal adalet ve ekonominin uzun vadeli potansiyel büyümesini yukarıya çekmesi bakımından kritik öneme sahip" diye konuştu.
     İSEDAK bünyesinde gerçekleştirilen işbirliği program ve projelerinin başarısı için üye ülkelerin aktif katılımının elzem olduğunu bildiren Yılmaz, bu açıdan Türkiye'nin İSEDAK çalışmalarına verdiği desteği artırarak sürdüreceğini kaydetti.
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER