ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 13 Mayıs 2013 Pazartesi 14:04

"IMF'ye değil, ona muhtaç edenlere kızmıştım"


Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, "Gerek mart ayı gerekse ilk çeyrek cari açık rakamları; endişe edenlerin, korkanların ve korkutanların düşüncesinin tam tersi olarak gerçekleşti" dedi.

Çağlayan; Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Direktörü Erdal Tanas Karagöl ve Araştırma Asistanı Ahmet Semih Bingöl tarafından hazırlanan "Türkiye-IMF İlişkilerinde Yeni Dönem" başlıklı analize ilişkin düzenlenen panele katıldı.

Panelde, cari açık verileri konusunda değerlendirmelerde bulunan Çağlayan, "Gerek mart ayı gerekse ilk çeyrek cari açık rakamları endişe edenlerin, korkanların ve korkutanların düşüncesinin tam tersi olarak gerçekleşti" diye konuştu.

Türkiye'nin IMF'nin karşısındaki tutumunun değişmesinin altında ihracatın ve Türkiye ekonomisinin son yıllardaki büyüme rakamlarının yattığını ifade eden Çağlayan, şunları söyledi:

"Türkiye'nin daha fazla büyümesi, ihracatını daha fazla artırması gereken bir dönemdeyiz. Böyle bir ortamda Türkiye'nin artık iç piyasasını ciddi canlandırması lazım. Faiz konusunda Merkez Bankası'nın geç de olsa aldığı kararların Türkiye ekonomisine nasıl doğru yansıdığını gördük. Şimdi Merkez Bankası ürkekliği bir kenara bırakmalı, gideceği daha çok yol var. Türkiye'nin gelmiş olduğu faiz seviyesi ülkenin gerçeklerini yansıtmıyor. Para Politikası Kurulu'nun faiz indiriminin Türkiye'ye sağlamış olduğu kazançları görmesi gerekir."

"IMF'ye değil, ona muhtaç edenlere kızmıştım"
    
IMF ile ilişkilerin tarihi bir konu olduğunu belirten Çağlayan, "Ben IMF'ye karşı bir adam değilim. Yıllarca IMF'ye karşı çok ağır söylemlerim oldu. Ama ben geçmişte Türkiye'yi IMF'ye muhtaç hale getirenlere kızmıştım" diye konuştu.

Türkiye'nin IMF ile 19 stand-by anlaşması imzaladığını hatırlatan Çağlayan, IMF'nin son 52 yılının 32 yılının, Türkiye'nin stand-by anlaşmalarının olduğu yıllardan oluştuğunu kaydetti.

Sonuçta ise ülkenin koca bir hüsranla karşı karşıya kaldığını dile getiren Çağlayan, "IMF niye size gelip polislik yapar- Yüzsüz hükümetlere, siyasi ve ekonomik karar almakta zorlanan hükümetlere 'sen bu işi yapamazsın' der. Hükümetler de, 'gel, ben bu işi yapamam sopayla, dikteyle bir şekilde yaptır.' IMF-Türkiye ilişkisi hep bu anlamda olmuştur" değerlendirmesinde bulundu.
    
"Krizde IMF'siz başarılı olduk"-
    
Türkiye'nin, AK Parti hükümetleri döneminde IMF'ye ihtiyaç duyulmaksızın küresel krizde başarılı olduğunu anlatan Çağlayan, ülkenin siyasi, ekonomik istikrar ve kamu borcu ile bütçe açığı gibi alanlarda başarılı olmasının bu sonucu doğurduğunu dile getirdi.

AK Parti hükümetleri öncesinde topladığı vergiler ile borcunun faizini ödeyebilen bir Türkiye bulunduğuna işaret eden Çağlayan, 52 yıllık IMF döneminde Süleyman Demirel'in 7, Bülent Ecevit'in 5 kez başbakanlık yaptığını belirterek, anılan dönemlerde ekonomik anlamda çok önemli kayıplar yaşandığını söyledi.

Küresel krizin başladığı dönemde Türkiye'nin de IMF ile görüştüğünü anımsatan Çağlayan, şöyle devam etti:

"Böyle bir ortamda, MÜSİAD'ı ayrı tutuyorum, STK'ların başkanları bana gelerek, 'Siz, bizim içimizden geldiniz. Ne olur IMF ile anlaşma yapın' demişlerdi. Ben de kendilerine durumun Hükümet tarafından izlendiğini ve kimsenin endişe etmemesi gerektiğini söylemiştim.

O günün şartlarında Türkiye de IMF ile görüşmeler yaptı. Her ne olursa olsun, ihtimal bile olsa böyle bir ihtimalin değerlendirilmesi açısından Hükümetimiz görüştü ancak tüm dünyanın değiştiği bir ortamda değişmeyen iki tane şey var. Bir tanesinin IMF'nin, bir diğeri de kredi IMF etkisi altında kalan kredi derecelendirme kuruluşlarının çifte standartlı davranışları. Bunların bu davranışları genelde Türkiye'ye karşı oluyor."

"Oturma düzeni değişiyor"
    
Türkiye'nin IMF çıpası yerine Ekonomi Koordinasyon Kurulu, kendi müteşebbisi ve toplumun birlik ve beraberliği sayesinde bugünkü seviyelerine geldiğini anlatan Çağlayan, böylece Türkiye'nin, rakiplerinden pozitif olarak ayrıştığını kaydetti.

"IMF ile Türkiye'nin rolleri değişiyor. Masanın oturma düzeninde ciddi bir değişiklik yaşıyoruz" diyen Çağlayan, IMF'ye olan borcun son taksiti ile ilgili ödeme talimatını bugün itibarıyla verdiğini bildirdi.

Türkiye'nin artık veresiye satandan peşin satan konumuna geldiğini ifade eden Çağlayan, "Herkese 'değiş' diyen IMF'ye ben de Ekonomi Bakanı olarak 'gel, sen de değiş' diyorum" ifadesini kullandı.

Geçmişte Türkiye'nin, IMF'den 1 milyar dolar borç almadığı takdirde memurunun maaşını ödeyemeyeceği bir pozisyonda olduğunu kaydeden Çağlayan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'de küresel bir lider gibi karşılanacağını belirterek, "Şimdi IMF'den 1 milyar dolar isteyen bir ülke değil, IMF'ye 5 milyar dolar verecek bir ülke olarak ABD'ye gidiyoruz" dedi.

Çağlayan, IMF ile ilişkilerde Türkiye lehine oluşan bugünkü ortamın meydana gelmesinde özel sektörün payının önemli olduğunu söyledi.

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER