ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 10 Aralık 2014 Çarşamba 13:11

İhracat odaklı ekonomi güç kazanacak

İhracat güç kazanacak

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, dengeli büyümenin 2015'te gerçekleşebileceğini belirtti.


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, "Öncü göstergeler yatırımlarda son çeyrekte değilse bile 2015 yılının birinci çeyreğinde bir miktar artış, artı yönde katkı olabileceğine işaret ediyor. Tüketim talebinin nispeten daha ılımlı seyredeceğini öngörüyoruz. Dengeli büyüme 2015'te gerçekleşebilecek bu sayede" dedi.

Başçı, "2015 yılında Para ve Kur Politikası" konulu basın toplantısında, küresel finans krizi sonrasında gelişmiş ülke merkez bankaları faizlerini sıfıra yakın seviyelere indirdiklerini ve halen oralarda devam ettiğini, uzun vadeli faiz oranlarının da yakın tarihteki en düşük seviyelere gerilediğini anımsattı.

Farklı ülkelere yönelik faiz oranlarını dile getiren Başçı, bunun yansımasının Türkiye'de hem nominal hem reel faizlerin tarihindeki en düşük seviyelerde olduğunu söyledi. Reel faizin denge değeri olarak çok düşük olmasının bütçe disiplini ve şubat ayında özel sektöre yönelik alınan tedbirlerle basiretli borçlanmayı teşvik etmesiyle gerçekleştiğini belirten Başçı, şunları kaydetti:

"Küresel ortam böyle olmasaydı da 2006'daki gibi olsaydı mesela bu mümkün olmazdı, o zaman bu olamazdı. Şu anda mevcut dünyadaki düşük faiz ortamı sayesinde artı basiretli borçlanma sayesinde bu olabiliyor. Bu Türkiye için olumlu bir döngüye dönüşebiliyor. Düşük faiz ortamında basiretli borçlanma, dengeli büyüme, gelir dağılımı ve istihdam için faydalı olacak. Türkiye net borçlu ülke olduğu için, daha ziyade düşük gelirli gruplar borçlu olduğu için düşük faiz gelir dağılımına da olumlu etki yapıyor. Bunların daha fazla borçlanmasında artık dikkatli olması lazım. Düşük gelir ortamındaki vatandaşlarımızın da aşırı borçlanmadan kaçınması gerekir. Makro ihtiyati önlemlerden en önemlisi gelire nispetle kredi kartı borcunun çok fazla olmaması. Bu bir düzenlemedir. Buna benzer düzenlemeler de faydalı olabilir."

 "İhracat odaklı bir büyüme giderek daha fazla güç kazanacak"

Türkiye'nin sürdürülebilir kredi büyümesi hızının yüzde 15 civarında olmasının sürdürülebilir olduğunu, bu oranın makro ekonomik hedefler ve Orta Vadeli Program ile uyumlu olduğunu ifade eden Başçı, Türkiye'de şubat ayından itibaren ticari kredilerin büyüme hızının tüketici kredilerinin büyüme hızının üzerinde kalmaya devam ettiğini söyledi.

Başçı, Türkiye'de şu anda yüzde 15'in üzerinde bir ticari kredi büyüme hızı, yüzde 15'in altında bir tüketici kredisi büyüme hızının bulunduğunu belirterek, şöyle dedi:

"Demek ki bankalarımız, finans sistemimiz artık tüketimin finansmanından, üretimin finansmanına, ithalatın finansmanından ihracatın finansmanına doğru kompozisyona kaydırıyorlar ki bu dengeli büyüme açısından elzem bir durumdur. Geçiş döneminde bir miktar bunun iç taleple ilgili yavaşlatıcı etkisi evet oldu ikinci ve üçüncü çeyrekte ama bunun geçici olduğunu düşünüyoruz. Dengeli büyüme başladığında bunun meyvelerini toplayacağız. Özellikle ihracat odaklı bir büyüme giderek daha fazla güç kazanacaktır, diye 2015 yılında tahmin ediyoruz."

 "Tüketim talebi nispeten daha ılımlı seyredecek"

Yatırımlarda bir kıpırdanma işareti olduğunu ifade eden Erdem Başçı, "Öncü göstergeler yatırımlarda son çeyrekte değilse bile 2015 yılının birinci çeyreğinde bir miktar artış, artı yönde katkı olabileceğine işaret ediyor. Tüketim talebinin nispeten daha ılımlı seyredeceğini öngörüyoruz. Dengeli büyüme 2015'te gerçekleşebilecek bu sayede" dedi.

Uzun vadeli borçlanmanın daha basiretli olduğuna ve basiretli davranmanın geleceği hesaba katarak davranmayı gerektirdiğine dikkati çeken Başçı, Türkiye'deki bankaların kısa vadeli faizler çok düşük olduğu için bunlarla borçlandıklarını, çok ufak bir pirim daha ödeyerek 5 veya 10 yıl vadeli borçlanabilecekleri halde bunu yapmadıklarını söyledi.

Başçı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama oradaki maliyet farkını dikkate alarak bunu tercih etmiyorlar. 'Sorun olmaz, nasıl olsa Merkez Bankası da arkamızda, ciddi bir rezerv var, kur ne olursa Merkez Bankası da öder' şeklinde kısa vadeli borçlanmayı tercih ediyorlar. Biz de diyoruz ki 'Biz kamuyuz ve sizin bu davranışınızın toplam üzerinde olumsuz etkisi var, aşırı kısa borçlanmanız Türkiye'nin risk pirimini yukarı çekiyor. Onun için bir miktar maliyetleri eşitlemeye çalışacağız. Bir miktar kısa vadeli zorunlu karşılıklı yukarı yönde ayarlayıp, en uzun vadelileri değiştirmeyip bu şekilde uzun vadeli borçlanmaya biz sevk edeceğiz'. Tercih edeceksiniz, 'uzun vadeli borçlanmak benim için daha iyiymiş' diyeceksiniz. Yapabilirler. Bankalarımız son derece sağlam şu anda. Dolayısıyla bunu rahatlıkla yurt dışından bulabilirler. Tek unsur maliyet. O maliyet farkını da biraz azaltacağız. Onunla ilgili teknik çalışmalar hazır. Döviz likiditesi yönüne de baktık. Oradan bir miktar çekiliyor ama rezervasyonlarından bir miktar serbest bırakacağız. İhtiyaç duyulan dövizleri bankalarımızın rahat bir şekilde bulmalarına imkan sağlayacağız. Bu şekilde planlama yapılmış durumda. Detayları daha sonra açıklayacağız."

 "Acil döviz ihtiyacı olan banka döviz repo piyasasından borçlanabilecek"

Başkan Başçı, reel sektörde uzun vadeli borçlanma yapıldığını belirterek, bankalar için zorunlu karşılıklarla ilgili bir adım atılabileceğini, bunun sadece bankaların bankalardan borçlanmaları olarak tanımlanan, çekirdek olmayan yükümlülükler için geçerli olabileceğini bildirdi. Türkiye'deki kısa vadeli borcun önemli kısmının bankalardan kaynaklandığını, diğer sektörlerin daha az olduğunu ifade eden Başçı, "Dolayısıyla bankalara alınan tedbir hızlı bir şekilde kısa vadeli dış borç stokunu aşağıya çekebilir önümüzdeki yıl" diye konuştu.

Borçlanmada en istikrarlı kaynağın mevduat olduğunu anlatan Başçı, mevduatı daha çok artıran bankaların zorunlu karşılıkları açısından daha avantajlı çıkacaklarını bildirdi. Sürekliliği sağlamak için rezerv opsiyonları ile döviz repo piyasasını birlikte düşündüklerini kaydeden Başçı, teknik bir düzenlemeyle acil döviz ihtiyacı olanların, döviz repo piyasasından borçlanabileceğini, bunu daha sonra rezerv opsiyonundan ödeyebileceğini, bunun sürekliliği sağlayacağını söyledi.

Döviz alım satımlarıyla rezerv biriktirme hızlarını ayarladıklarını anlatan Başçı, tedirginliği almak için bunu yaptıklarını dile getirdi. Başçı, ihracat reeskont kredilerinin hem döviz rezervlerine hem ihracata önemli ölçüde katkı sağladığına işaret etti. Başçı, "Bununla ilgili limiti yüzde 25 mertebesinde artırdık. En son 10-15 milyar dolarlık bir limit sağladık ihracatçılarımıza. Buradan da döviz rezervlerimize 2015 yılında önemli bir katkı gelmesini öngörüyoruz. Bu yıl gelen katkıdan daha fazla bir katkı gelmesini öngörüyoruz; ihracat reeskont kredileri yoluyla rezervlerimiz artacak" dedi.

 "(Merkez Bankası her zaman bizi kollar) dedirtmek de istemiyoruz''

Başçı, Amerikan Merkez Bankasının döviz repo piyasasına yönelik olası tedbirlerine ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:

"(2016'da eğer Amerikan Merkez Bankası sıkılaşma yaparsa bizde 1 puan bunu artırırız) diye öngörüyoruz. (Eğer biraz daha sıkılaşma yaparsa 9'a kadar çıkarabiliriz 2017 yılında, hazırız) diyoruz. Bunu ayarlamış oluyoruz şimdiden. Avroda ise herhangi bir sıkılaşma öngörmüyoruz. Bunlarda politika aracıdır. Dolayısıyla baktık bir tedirginlik var, bunları geçici olarak tekrar aşağı çekebiliriz. Ama bankaları da çok rahatlatmak istemiyoruz. Yani 'nasıl olsa Merkez Bankası her zaman bizi kollar' dedirtmek de istemiyoruz. O yüzden bunun sözünü vermiyoruz. Ama olağanüstü bir durum olursa her zaman kullanabileceğimiz bir araç. Geçici olarak bu dahada aşağıya çekilebilir."

Rezerv yeterliliği göstergelerinin en fazla takip edilen verilerden olduğunu vurgulayan Başçı, kredi derecelendirme kuruluşlarının en dikkat ettiği göstergenin rezervlerin kısa vadeli dış borçları karşılama oranı olduğunu söyledi. Başçı, Türkiye'nin döviz rezervlerinin ithalatı karşılama oranının iyileşmeye devam ettiğine dikkati çekerek, söz konusu durumun rezervlerdeki oranlı artışın ve ithalattaki düşüşten kaynaklandığını ifade etti.

"Oyun planımız"

Başçı, ithalat ve ihracatta yaşanan gelişmelere ilişkin de şunları kaydetti:

"İhracatta çok hafif bir artış var. Kasımda biraz zayıf ama aralık ayında tekrar artıya dönebilir belki, sıfıra yakın olacak. İthalat ise ekside olabilir. Rezerv yeterlilik göstergesinde ise 100 üzerinde ise rahatsınız tamamsınız diyorlar. Burada Türkiye'100'ün oldukça üzerinde, 115'in dahi şu anda üzerinde dolayısıyla bu anlamda yeterli. Rezervlerin kısa vadeli dış borçları karşılama oranında ise kalan vadeye göre bakıldığında şu anda yüzde 90'lar civarında. En çok eleştiri aldığımız husus da bu. Bu oran yüzde 100'ün üzerinde olmalı. Halbuki burada biz yurt dışı şubeleri çıkarırsak yüzde 100'ün biraz üzerine çıkıyoruz. Bu, dış borç vadelerinin uzamasıyla önemli ölçüde iyileşebilecektir. İki şey olacak toplam dış borçlanma ihtiyacı azalacak cari açık azaldığı için ve uzun vadeli borçlanma artacağı için kısa vadeli dış borçlar azalacak. 2015 yılında oyun planımız bu finansal istikrar açısından. Bunu yapabilirsek döviz rezervlerinde de ılımlı, tedirgin etmeyecek bir şekilde bir artış gösterebilirsek bu rasyoyu çok rahat bir şekilde dahada yukarılara çekebiliriz."

Başçı, Türkiye'nin 2015 yılında G-20 Dönem Başkanlığında dengeli büyümeyi gösterebileceği bir yıl olmasını temenni ederek, "Yapısal reformlarla büyüyebilen ve dengeli büyüyebilen, düşük faiz ortamında bir Türkiye örneği 2015 Dönem Başkanlığında son derece önemli bir başarı olacaktır. Bunun için çaba göstermemiz gerekiyor" dedi.

(

 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

İşsizler dikkat!

SONRAKİ HABER

Piyasalarda gün ortası