ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 30 Ekim 2014 Perşembe 14:48

FED kararı sonrasında dolar ne olur?

FEDin alacağı karar ve sonrası

Küresel piyasaların gözü Fed'in vereceği faiz kararına çerildi.


Fed'in, aylık tahvil alımını sonlandırmasının ardından, piyasalar şimdi bankanın faiz kararına odaklanmış durumda.
Amerikan Merkez Bankasının (Fed), aylık tahvil alımını sonlandırmasının ardından, piyasalar şimdi bankanın faiz kararına odaklanmış durumda. Bankanın atacağı adım, dünyadaki likiditenin rotası bakımından büyük önem taşıyor.

Fed Başkanı Janet Yellen, daha önceki konuşmalarında tahvil alımları sona erdikten sonra "kayda değer bir süre" daha faiz oranlarının düşük tutulacağı sinyalini vermişti. Tahvil alımının sona ermesinin ardından piyasalar, Fed'in politika faizini ne zaman artıracağına yönelik sinyalleri takibe aldı.

Küresel ekonomideki zayıflık ve düşük seyreden enflasyon ABD ekonomisi için tehdit olarak kabul edilirken, uzmanlar Fed'in faiz artırımını 2015'in ikinci yarısı veya sonuna kadar erteleyeceği görüşünde birleşiyor. 16 Aralık 2008 tarihinde faiz oranlarını yüzde 1'den yüzde 0,25'e çeken Fed'in faiz yükseltmesi, küresel kriz sonrası gelişmekte olan ülkelere yönelen küresel likiditenin rotası bakımından da büyük önem taşıyor.

Fed'in faiz artırımının ardından doların değer kazanması da beklenirken, söz konusu değerlenmenin Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerin ihracatını olumlu katkı yapması bekleniyor. Uzmanlar, faiz artırımının, gelişmekte olan piyasalardan para çıkışına yol açmasının da düşük bir olasılık olduğuna işaret ediyor.

Tahvil alımını başlatan süreç

AA muhabirinin yaptığı derlemeye göre, 2008'de sinyallerini vermeye başlayan küresel kriz etkisini ilk ABD'de göstermişti. Dönemin Fed Başkanı Ben Bernanke, bu süreçte krize karşı tahvil alımları kartını açmış, banka, 25 Kasım 2008'de başlayan parasal genişlemenin ilk bölümünde 500 milyar dolarlık mortgage piyasasına dayalı tahvil satın alımına başlamıştı.

Bu dönemde mortgage devlerinin borç yükümlülüklerinin 100 milyar dolarlık kısmı da Fed tarafından satın alınmış, finans devleri ekonomik açıdan rahatlatılmıştı.

Fed, süreç içerisinde mortgage tahvil alımlarını, 750 milyar dolar daha genişleterek, 1,25 trilyon dolarlık tahvil alımına imza attı. Fed, parasal genişlemenin ikinci fazında ise aylık 85 milyar dolarlık uzun vadeli hazine tahvili satın alacağını duyurmuştu.

Her ay 40 milyar dolar mortgage destekli tahvil ve 45 milyar dolar da hazine tahvili olmak üzere 85 milyar dolarlık varlık alımı yapan banka, tahvil alımlarını bu yılın ocak ayından başlayarak azaltmaya başladı. Fed, bu süreçten itibaren tahvil alımlarını 10'ar milyar dolar düşürmeye başladı ve yedi toplantıda sözkonusu miktarı 15 milyar dolara kadar düşürmüştü.  Yapmış olduğu varlık alımlarının ardından Fed'in bilançosu 4,5 trilyon doların üzerine çıktı.

ABD krizden hızlı çıktı

ABD ekonomisi, küresel ekonomik krizin hissedilmeye başlandığı 2008'de ciddi bir darbe almış, ülke ekonomisi birçok makro ekonomik gösterge açısından parlak günlerinin gerisinde kalmıştı. ABD'nin gayrisafi yurtiçi hasılası (GSYH) 2008'de 14,7 trilyon dolar seviyesindeyken, bu rakam bir sonraki yıl 14,4 trilyon dolara gerilemişti.

Alınan önlemler ve uygulanan politikalarla ekonomisini toparlama eğilimine giren ABD'nin GSYH'si 2013'te ise 16,7 trilyon dolara yükselirken, ABD ekonomisinin bu yıl 17,4 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşması bekleniyor.

Söz konusu iyileşme diğer makro ekonomik göstergelerde de paralellik gösterdi. Ülkenin kriz sonrasında yüzde 9,3 seviyesine yükselen işsizlik oranı son rakamlara göre yüzde 6,3'lere kadar gerilerken, ABD'de kişi başına gelir de söz konusu dönemde 46,9 bin dolardan, 54,6 bin dolara yükseldi.

Bu dönemde iyileşme yaşanan göstergelerden biri de tasarruf oranı oldu. ABD'deki tasarruf oranının GSYH'ye oranı 2009'da yüzde 14,3 olurken, bu rakamın 2014 yılı sonunda yüzde 17,3'e yükselmesi bekleniyor.

ABD ekonomisindeki toparlanma etkisini büyüme üzerinde de gösteriyor, yarın açıklanacak rakamlara göre ülkenin 3. çeyrekte yüzde 3 civarında bir büyüme göstermesi bekleniyor.

"Paranın fonlama maliyeti artacak"

Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Üyesi Prof. Dr. Necat Coşkun, Fed kararlarının ardından dünyada artık eskisi gibi likidite bolluğu olmayacağına işaret etti.

Fed'in faiz artırımı konusunda 2015'in ortalarını beklemeyeceğini kaydeden Coşkun, "Fed faiz artırımını tahmin edilenin de önüne çekebilir. Gelişmekte olan ekonomiler, dünyada daralan likidite sonucunda fonları eskisi kadar kolay bulamayacak. Fonlama maliyetleri artacak" dedi.

Coşkun, Fed kararlarının uluslararası küresel düzeyde faiz hareketliliğine sebep olacağını vurgulayarak, bu durumun uzun vadeli yararlı olacağını dile getirdi.

Fed'in faiz artırımına gitmesi halinde dünyadaki likidite rotasının da değişeceğini söyleyen Coşkun, "Fed'in faiz artırımı sonrasında güvenilir liman arayan fonlar, rotalarını ABD'ye çevirecek" diye konuştu.

Güle güle parasal genişleme

Fed, ABD finans sistemindeki çöküşü önlemek amacıyla piyasaya likidite pompalayarak tüketimi ve üretimi canlandırmak ve para bolluğu sayesinde faizlerin ucuzlamasının önünü açmak için 2008 yılının aralık ayından bu yana sürdürdüğü üç aşamalı varlık alım programına noktayı koydu.

ABD piyasalarından yayılarak "mortgage krizi" adıyla anılan likidite krizinin, 2006 sonlarında başlayıp daha sonra tüm dünyayı etkisi altına almasının ardından,Fed, para basma ve tahvil alımı yoluyla parasal genişleme politikası izleyerek krizin etkilerini azaltmaya çalışmıştı.

Fed, parasal genişlemeye ilk kez 2008 yılının aralık ayında başladı ve 2010 yılının ortasına kadar devam etti. İlk parasal genişleme döneminde (QE1), toplam 1,3 trilyon dolarlık hazine bonoları ve ipoteğe dayalı menkul kıymetleri, piyasadan satın alarak finans sistemine fon aktarıldı.

Kasım 2010 ile 30 Haziran 2011 arasında gerçekleşen ikinci parasal genişlemede (QE2) 600 milyar dolarlık tahvil alım programı gerçekleştiren Fed, ekonominin daha güçlü bir şekilde toparlanmasına destek olmaya çalıştı.

Fed, Eylül 2012'de başlayan üçüncü parasal genişleme sürecinde (QE3) ekonomi düzelene kadar, her ay 40 milyar dolar mortgage destekli tahvil ve 45 milyar dolar hazine tahvili olmak üzere aylık 85 milyar dolarlık varlık alımı yapacağını duyurdu.

Dönemin Fed Başkanı Ben Bernanke ilk kez 21 Mayıs 2013'de parasal genişlemenin 2013 sonuna kadar azaltılacağı ve 2014 yılında sonlandırılabileceğini açıkladı. Böylece QE3'de de sona yaklaşıldığının sinyalleri verildi.

Gerçek bir para politikası sıkılaştırma sürecinden bahsetmek güç

Kasım 2008'de başlayan parasal genişleme esnasında yüzde 6,8 olan ABD'deki işsizlik oranı, Eylül 2014'de yüzde 5,9 seviyesini gördü. Enflasyon oranı ise bir önceki yıla göre yüzde 1,7 oranında artış gösterdi. Böylece, eylül ayında yüzde 1,7 seviyesinde gerçekleşen yıllık enflasyon, Fed'in yüzde 2'lik hedefinin altında kalmayı sürdürmüş oldu.

Varlık alım programı bitmesine rağmen enflasyon oranının düşük kalabileceği Fed üyeleri tarafından tartışılan bir konu olurken, gerileyen işsizlik oranınında, iş gücüne katılım oranının azalmaya devam etmesi neden olarak gösterildi. Bu yılın başından itibaren önemli bir ivme yakalayan istihdamdaki güçlü duruşun devam edip etmeyeceği de büyük önem taşıyor.

Uygulanan üç varlık alım programı sonrası Fed'in bilançosu 4,4 trilyon dolara kadar ulaşırken, analistler,Fed'in bilançosunun kademli bir şekilde azaltılmadığı takdirde, gerçek bir para politikası sıkılaştırma sürecinden bahsetmenin güç olabileceğini belirtiyor.

Analistler, varlık alım programı sonlandırılmış olsa da etkilerinin uzun yıllar boyu sürebilecek ve ekonomik duraksama dönemlerinde yeniden başvurulabilecek önemli bir silah olarak kullanılmaya devam edeceğini ifade ediyor.

Fed, bu yılın son toplantısı öncesinde "tamam" dedi

Fed'in para politikalarını belirleyen Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) dün sona eren ekim ayı toplantı sonucunda, QE3'ün bu ay sonlandırmasına ve politika faiz oranının "kayda değer bir süre" daha yüzde 0 ile 0,25 aralığında tutulmasına karar verildi.

ABD ekonomisinin ölçülü bir büyüme gösterdiği ifade edilen sonuç bildirisinde, işgücü piyasasının da güçlü istihdam artışı ve düşen işsizlik oranıyla biraz daha iyileştiği vurgulandı. FOMC üyeleri, kısa vadede gerileyen enerji fiyatlarıyla düşük seyretmeye devam etmesi beklenen enflasyonun, uzun vadede ise yüzde 2 hedefinin altında kalma olasılığının yılın başına kıyasla azaldığı öngörüsünde bulundu. Ayrıca, ABD ekonomisinin hala desteğe ihtiyacı olduğunun altı çizildi.

Böylece Fed, 16-17 Aralık tarihlerinde gerçekleşecek yılın son FOMC toplantısı öncesinde, 6 yıllık parasal genişleme serüvenini noktalamış oldu. 

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

Petrol fiyatlarına kanmayın

SONRAKİ HABER

Yeni dönem: Köprü Bank Sistemi