ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL27°C
Parçalı Bulutlu
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 01 Kasım 2013 Cuma 14:19

Ekim ayı ihracat rakamları açıklandı


Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, "Bu yıl ihracatın büyümeye katkısı arzuladığımız düzeye ulaşamadı. Buna rağmen ağırlıklı olarak iç talep etkisiyle yılın ilk yarısında ekonomimiz yüzde 3,7 büyüdü" dedi.
Büyükekşi, Çorum'da bir otelde düzenlediği toplantıda, ekim ayı ihracat rakamlarını açıkladı. Büyükekşi, burada yaptığı konuşmada, toplantıyı Anadolu'nun geçmişi en köklü şehirlerinden biri olan Çorum'da düzenlemekten büyük mutluluk duyduklarını söyledi.
29 Ekim'de Cumhuriyetin kuruluşunun 90'ıncı yıl dönümünü coşkuyla kutladıklarını anımsatan Büyükekşi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda coşkularını artıran önemli bir gelişmenin de "asrın projesi" olarak addedilen 150 yıllık bir rüyanın, "Londra-Pekin arasındaki en kısa bağlantının kurulduğu Marmaray projesinin" açılışının gerçekleştiğini belirtti.
Büyükekşi, Cumhuriyetin 90'ıncı yılında, 100'üncü yıl hedefleri yolunda emin adımlarla yürüyen Türkiye'ye yürekten inanan ihracatçılar olarak özveriyle çalışarak 2023 hedeflerine ulaşmak istediklerini kaydetti.
- Dünya ekonomisindeki gelişmeler
Dünya ekonomisinin bu yılı yavaş büyüme ve kademeli toparlanmalarla bitirdiğini aktaran Büyükekşi, şöyle konuştu:
"2013 büyüme beklentileri yeniden aşağı yönlü revize edildi. 2013 küresel büyüme tahmini hem Dünya Bankası hem IMF tarafından yüzde 2,3 olarak öngörülüyor. 2014 yılında ise küresel ekonomik toparlanmanın biraz hız kazanması ve küresel büyümenin yüzde 3 olması öngörülüyor. IMF tarafından açıklanan son rapora göre bu yılın tamamı için gelişmiş ülkelerde yüzde 1,2 ve gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 4,5 büyüme bekleniyor. Dünya ticaretinin büyümesi ise halen zayıf seyrediyor, ana ithalat pazarlarının 3'te 2'sinin ithalatı geriledi. ABD, Fransa, İngiltere, Hollanda ve Japonya'nın ithalatı ilk 8 ayda azaldı. Buna paralel olarak yılın ilk 8 ayında ihracata baktığımızda, Çin hariç ilk 69 ekonomide, ihracat artışı yüzde 0,6 olarak gerçekleşti."
Dünya ticaretindeki durağanlığa rağmen, hemen hemen dünyanın tüm bölgelerinden ağırlıklı iç talebe bağlı büyüme yönünde toparlanma işaretleri aldıklarını ifade eden Büyükekşi, ABD cephesinde, konut ve navlun endeksinde ciddi toparlanma olduğunu gördüklerini, ABD'de işsizlik oranının eylül ayında yüzde 7,2'ye gerilediğini, bütçe uzlaşmazlığı ve borç tavanı krizinin de geçici olarak aşılarak Şubat 2014'e ertelendiğini açıkladı.
- "Kısa vadede küresel mali risk iştahı artarken, dolar zayıflıyor"
FED'in parasal genişlemeden çıkışı yeni yıla bırakmasıyla, yeni küresel koşullarının oluşumunun ötelendiğini belirten Büyükekşi, şöyle devam etti:
"Dolar likiditesi gelişen ülkelere kısmen dönüyor. Kısa vadede küresel mali risk iştahı artarken, dolar zayıflıyor. Bono ve tahvil faizleri ise geriliyor. Bu durum, gelişen ülkeler için kısa dönemli bir rahatlama ortamı yaratsa da yeni belirsizlikler ve buna bağlı dalgalanma ortamı hala devam ediyor. Avrupa'da ise 2011 yılının sonlarında başlayan resesyon, bu yılın ikinci çeyreğinde sona erdi. Reel sektörde görünüm iyileşiyor. AB-28'de Ağustos ayında işsizlik ilk kez azalmaya başladı. Ekonomi yeniden büyümeye başladı ancak yine de bu yılın tamamı için yüzde 0,4'lük küçülme tahmini devam ediyor. Bu küçülmenin sona ermesi ile Avrupa'nın 2014'ten itibaren tekrar büyümesini öngörüyoruz. Önümüzdeki yıl AB'de yüzde 1,3, Euro Bölgesi'nde yüzde 1'lik büyüme bekleniyor. En önemli ihracat pazarlarımız olan AB ülkelerinin toparlanmasını, önümüzdeki dönemde ihracat büyümemizin sürekliliği açısından olumlu karşılıyoruz."
Çin ekonomisinin ise yılın 3. çeyreğinde bu yılki en iyi büyümeyi kaydederek yüzde 7,8 büyüdüğünü anlatan Büyükekşi, bu büyümenin yarıdan fazlasının yatırımlardan geldiğini ancak Çin'in ihracatının yavaşladığını anlattı.
- Türkiye ekonomisi
Bu ortamda, Türkiye'nin mal ihracatının artmaya devam etmesini memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren Büyükekşi, kısa vadede Avrupa'daki toparlanmanın güçlenmesi ve avro/dolar paritesinin de artmasının, ihracattaki ağırlıklı gelir kaleminin avro olması sonucu ihracata katkı sağladığını, ihracat ithalat dengesini olumlu etkilediğini belirtti.
Geçen yıl Türkiye ekonomisinde dengelemenin temel hedef olduğunu anımsatan Büyükekşi, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ekonomimiz 4,1 olan net ihracat katkısı ile yüzde 2,2 büyüyebilmişti. Bu yıl da hedefimiz, hem iç talep hem de ihracat bazlı, yani çift kanatlı büyümeydi ancak bu yıl ihracatın büyümeye katkısı arzuladığımız düzeye ulaşamadı. Buna rağmen ağırlıklı olarak iç talep etkisiyle yılın ilk yarısında ekonomimiz yüzde 3,7 büyüdü. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz ay içerisinde 2014-2016 Orta Vadeli Program açıklandı. 2013 için büyüme hedefi geçen seneki OVP'de yüzde 4 iken bu rakam yeni OVP'de yüzde 3,6 olarak revize edildi. 2014 yılı için yüzde 4 olarak açıklandı. Genel anlamda baktığımızda 2023 hedeflerimiz ile pek eşgüdümlü değil. Orta ve uzun vadede ihracata dayalı büyümeye mutlaka daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor. Programda ihracatta da aşağı yönlü revizyonlar yapıldı. 2013 ihracat hedefi öngörülerimize paralel şekilde, 153,5 milyar dolar olarak revize edildi. 2015 için ihracat hedefi 184, 2016 için ise 202,5 milyar dolar oldu. Bizler müteakip 2 senede OVP hedefinin üstünde bir ihracat rakamına ulaşacağımıza inanıyoruz."
2023 hedeflerinden sapmamak için yüzde 12'lik ihracat artış temposuna geri dönülmesi gerektiğini vurgulayan Büyükekşi, 2014-2016 programına göre ihracatta 2014 yılında yüzde 8,5, 2015 ve 2016 yıllarında ise yüzde 10,5 artış hedeflendiğini söyledi.
- "Türkiye'nin geleceği katma değer ve inovasyon"
Kişi başı milli gelire bakıldığında, Türkiye'nin "Orta Gelir Tuzağı" eşiğinden uzaklaşmak için büyüme temposunu hızlandırması gerektiğine değinen Büyükekşi, Türkiye'nin tasarruf açığı olduğunu, ihracatçılar olarak tasarrufların mutlaka artırılması gerektiğine inandıklarını kaydetti.
İç talebin kontrol edilmesi ve tasarrufların artırılmasıyla, tıpkı Asya'daki ekonomik modellerin başardığı gibi "ihracata dayalı büyüme modeli izlendiğinde", Türkiye ekonomisinin daha güçlü atılımlar yapacağına inandıklarını aktaran Büyükekşi, "Büyüme temposuna hız vermenin reçetesi de belli. Biz Türkiye'nin geleceğinin katma değer ve inovasyon olduğuna inanıyoruz" dedi.
Türkiye'nin milli geliri içinde Ar-Ge harcamalarının payının yüzde 1 bile olmadığına dikkati çeken Büyükekşi, bu oranın AB ülkelerinde yüzde 2, ABD'de ise yüzde 3 olduğuna değindi. Büyükekşi, hedeflerinin, 2023 yılında bu payı yüzde 3'e çıkarmak olduğunu kaydetti.
Ar-Ge'yi teşvik etmek, firmaları inovasyona yönlendirmek zorunda olduklarını dile getiren Büyükekşi, TİM olarak bu konuya büyük önem verdiklerini, inovasyon konusunda Türkiye'de gündem oluşturma gayreti içinde olduklarını açıkladı.
Bu yıl 28-30 Kasım tarihleri arasında Türkiye İnovasyon Haftası'nı daha kapsamlı ve görkemli bir şekilde düzenleyeceklerini de belirten Büyükekşi, yurtdışından gelen inovasyon gurularının, öğrencilerin ufkunu açan konuşmalar yapacağını, İnovasyon Haftası'nda birçok üniversite, bilim-teknoloji merkezi, ve tekno-kent projelerini, ürünlerini ve çözümlerini sergileyeceğini söyledi.
- Yeni anayasa çalışmaları
Yeni anayasa sürecini ihracatçılar olarak yakından takip ettiklerini vurgulayan Büyükekşi, bu konuda bir anket çalışması yaptıklarını, ihracatçıların yeni anayasadan beklentilerini kamuoyu ile paylaştıklarını hatırlattı.
Anket çalışmasında ihracatçıların yüzde 96'sının, yeni anayasanın girişim özgürlüğü ile yenilikçi ve rekabetçi ekonomi karşısında engel oluşturmayacak esneklikte olması gerektiğini ifade ettiğini bildiren Büyükekşi, şöyle dedi:
"Dolayısıyla yeni anayasada girişimcimizin önünü açacak, Türkiye'nin girişimci potansiyelini açığa çıkaracak düzenlemeler olması gerektiğine inanıyoruz. Her ne kadar yeni Anayasa süreci, beklediğimizin altında bir hızla sürse de bu sürecin önemli olduğuna inanıyoruz. Geçtiğimiz günlerde yeni Anayasa çalışmalarında 4 partinin üzerinde uzlaştığı 60 maddenin yasalaşması gündeme geldi. Bu gelişmeyi son derece önemli buluyoruz. Temennimiz, üzerinde uzlaşılan madde sayısının artması ve Türkiye'nin yeni bir anayasaya en kısa sürede kavuşması yönünde. Bu anayasada girişimciliğin cesaretlendirilmesi ile ilgili maddelerin de bulunması en büyük dileğimiz."
- Türkiye-AB ilişkileri
Türkiye-AB ilişkilerinde de önemli gelişmeler yaşandığına dikkati çeken Büyükekşi, AB Komisyonu'nun, 2013 Türkiye ilerleme raporunu geçtiğimiz ay yayımladığını hatırlattı.
Raporda vize serbestliğinin başlamasının önemine değinildiğini ifade eden Büyükekşi, ayrıca AB Komisyonu'nun bu yıl sonunda çalışmayı sonlandırmak üzere Gümrük Birliği değerlendirme çalışması başlattığını aktardı.
Bu kapsamda, başlangıcından bu yana 18 yıl geçen Gümrük Birliği'nin, AB ve Türkiye'ye etkileri ve bu alanda olası yeni fırsatlarının inceleneğini anımsatan Büyükekşi, diğer taraftan 3 yıl aradan sonra ilk kez AB'ye üyelik sürecinde bir fasıl açıldığını kaydetti.
- Ekim ayı ihracat rakamları
Ekim ayı ihracat rakamlarını açıklayan Büyükekşi, "Ekim ayında ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,5 artışla 11 milyar 865 milyon dolar oldu. Yılın ilk 10 ayında toplam ihracatımız ise yüzde 0,2 azalarak 124 milyar 357 milyon dolar oldu. Birlik kaydından muaf ihracat kalemleri hariç, net mal ihracatına baktığımızda, ilk 10 aydaki kümüle artış performansımız yüzde 5,2 oldu. Son 12 aylık genel ihracatımız yüzde 1,7 artarak 150 milyar 716 milyon dolar oldu" dedi.
- Ekim ayında ihracatını en fazla artıran sektör savunma ve havacılık sanayii
Ekim ayında en fazla ihracatı, 1 milyar 751 milyon dolarla, otomotiv sektörünün gerçekleştirdiğini açıklayan Büyükekşi, şöyle devam etti:
"Bu sektörü, kimyevi maddeler ile hazır giyim ve konfeksiyon sektörleri takip etti. Ekim ayında ihracatını en fazla artıran sektör, yüzde 68 artışla savunma ve havacılık sanayii oldu. Bu sektörü, yüzde 47 ihracat artışıyla zeytin ve zeytinyağı sektörü ile yüzde 40 artışla gemi ve yat sektörü takip etti."
İller bazında bakıldığında en fazla ihracat yapan ilk 10 il arasında ihracatını en fazla artıran ilin, yüzde 95 artışla Sakarya olduğunu dile getiren Büyükekşi, Sakarya'yı yüzde 20 artışla Ankara ve yüzde 7 artışla İzmir'in takip ettiğini anlattı.
"Gaziantep'in ihracatı yüzde 6 artarken, Denizli yüzde 4, Manisa yüzde 2 ihracat artışı yakaladı. İstanbul'un ihracatı değişmezken, Adana'nın ihracatı yüzde 5, Bursa'nın yüzde 6, Kocaeli'nin yüzde 15 düştü" diyen Büyükekşi, Çorum'un ihracatının ise Ekim ayında yüzde 3 artarak 12,8 milyon dolar olduğunu belirtti.
Ekim ayında, AB pazarındaki ihracat artışımızın sürdüğüne değinen Büyükekşi, sözlerini şöyle devam ettirdi:
"AB'ye ihracatımız Ekim ayında yüzde 4 arttı. Ekim ayında BDT ülkelerine yüzde 10, Ortadoğu'ya yüzde 5, Okyanusya ülkelerine yüzde 3 ihracat artışı yakaladık. Afrika'ya ihracatımız yüzde 20, Kuzey Amerika'ya ise yüzde 14 düşüş kaydetti. Ekimde ön plana çıkan ülkeler ise şöyle oldu, Suriye'ye ihracatımız yüzde 135, Malezya'ya yüzde 91, Birleşik Arap Emirlikleri'ne yüzde 88, Litvanya'ya ve Pakistan'a yüzde 79, Yemen'e yüzde 49 artış gösterdi."
- Soru-cevap
TİM Başkanı Büyükekşi, toplantının ardından soruları yanıtladı.
Bir katılımcının "altın ihracatındaki düşüş" ile ilgili sorusunu değerlendiren Büyükekşi, geçen yıl altından dolayı ihracatta 14 milyar dolar mertebesinde önemli bir fark oluştuğunu söyledi.
Geçen yıl altın ithalatının az, ihracatının ise fazla olduğunu açıklayan Büyükekşi, "Şu anda altın ithalatımız daha fazla ama ihracatımız daha az. İlk 9 ayda altın ihracatında yüzde 75 düşüş yaşandı ama mal ihracatımızda yüzde 5 artış var. Aslında Türkiye'nin gerek sanayisi gerek katma değeri açısından olumsuz bir gidişat yok" ifadelerini kullandı.
Altının geçen yıl cari açığa olumlu etki yaparken bu yıl cari açığı olumsuz etkilediğini dile getiren Büyükekşi, şöyle konuştu:
"Özellikle haziran ayından itibaren Amerika'nın İran'a uygulamış olduğu ambargodan dolayı bu rakamlar maalesef yaklaşık her ay 1 ile 2 milyar dolar arasındaki altın ihracatı şu anda intikaya uğramış durumda. Altın ihracatı yapılamıyor. O yüzden de bizim geçen sene baktığımızda toplam yüzde 5,5-6 civarında mal ihracat artışımız vardı. Yüzde 6 civarında da altından gelen bir artış vardı. Toplam yüzde 13'lük bir artış vardı. Bu yıl ise zaten biliyorsunuz orta vadeli programda 158 milyar dolarlık bir 2013 hedefi vardı. Hatta biz onu 160 milyar dolara çıkarırız diye açıklamalarımız vardı ama altın ihracatından dolayı bu, olumsuz etkilendi. 153,5 milyar dolara revize edildi. Bu fark da oradan geliyor. Bence daha sağlıklı altın ihracatı, neticede ithal edilip tekrar ihraç edilen bize fazla bir katma değer bırakmayan, içeride istihdama bir katkısı olmayan, karlılıkta büyük bir faydası olmayan bir ihracattı ama dış ticaret rakamlarımız açısından istatistiklere giriyordu. Şu andaki artış yüzde 5 civarında. Bu artışlar bizi hedefimize yaklaştırmıyor. Bizim önümüzdeki yıldan itibaren yüzde 12'lik ihracat artış hedefimize tekrar odaklanmamız gerekiyor. O konuda daha fazla çalışıp o eksikliği, özellikle Avrupa Birliği'ndeki toparlanmayla gerçekleştirmemiz gerekiyor."
Büyükekşi, "Gerek Avrupa'da gerek Ortadoğu'da, başta Suriye olmak üzere daha sonra Mısır'da, Irak'ta, İran'da yaşanan sıkıntılar da ihracatımıza olumsuz etki yapıyor. Avrupa'da toparlanma başladı. Diğer ülkelerde de benzeri toparlanmalar olursa ihracat artışımızın yüzdesel artışı daha fazla olacak diye ümit ediyoruz" ifadelerini kullandı
- Türkiye ihracatında 10 yılda yüzde 14 artış
"Eximbank sigortalı olmak kaydıyla, ihracat alacakları teminata kabul edilebilir mi" sorusunu da yanıtlayan Büyükekşi, Eximbank'ta gerek teminat mektubu gerekse avel konusunda çalışmaların aynı şekilde devam ettiğini belirterek, "Siz eğer yaptığınız ihracatı Eximbank'a sigorta ettirirseniz ve yüklemeyi yapmış olursanız, yani ihracatı gerçekleştirmiş olursanız şu anda Eximbank onu teminat olarak kabul ediyor. Bu uygulama başladı" dedi.
Büyükekşi, şunları kaydetti:
"İhracatın teşvik edilmesi, ihracata pozitif ayrımcılık yapılması lazım. Bunu hep gündeme getiriyoruz. Bayramdan önce Sayın Başbakanımıza bu konuda 2 saatlik bir sunum yaptık. Sağ olsunlar çok dikkatli şekilde not aldılar. Daha sonra Kalkınma ve Maliye bakanlarımızla dün yine Yatırım Danışma Konseyi vardı, toplantı yaptık. Orada da bu konular gündeme geldi. Bu görüşmelerimiz devam ediyor. Bizim sadece bu ÖTV değil birçok konuda taleplerimiz var. Bunları görüşüyoruz. Yaklaşım pozitif. Bizim için en önemli konu, yıllardan beri bir şey söylüyorduk. Merkez Bankası ile hep olumsuz ilişkilerimiz vardı. Halbuki son 3 yıldan beri son derece olumlu ilişkilerimiz var. Çünkü kur konusunda şikayetçiydik, onu aştık. Diğer konuları da takip ediyoruz. İnşallah olumlu gelişmeler olacak."
Türkiye ihracatının geçtiğimiz 10 yılda ortalama yüzde 14 artış gösterdiğini vurgulayan Büyükekşi, ihracatın 5 kat arttığını, 30 milyar dolardan 150 milyar dolara çıktığını anlattı.
"Güney Kore'nin ihracatı 12 yıl önce 130 milyar dolar. Şu anda bizim 2012 yılı sonu itibarıyla 152,5 milyar dolar. Onların geçen yıl itibarıyla ihracatı 554 milyar dolar. Yani 12 yılda Güney Kore bunu gerçekleştirmiş. Bu mümkün. Ama nasıl yapmış, önemli çalışmalar yapmış. Katma değeri artırmış" diyen Büyükekşi, şunları söyledi:
"Biz bundan sonra konteynerlerimizin içinde yükte hafif, pahada ağır mallar satmamız lazım. Bilgiyi, yeniliği, teknolojiyi, tasarımı satacağız. Bugün markalı bir tişört almaya kalktığınızda 500 dolardan başlıyor, markasızı 10 dolara alabiliyorsunuz. İkisi arasında maliyet farkı o kadar da büyük değil. Geri kalanı üzerine eklenen katma değer."
- "Avrupa ülkesine ihracatımız çift haneli olarak artıyor"
Bir gazetecinin, "Dünyadaki dalgalanmalar, son gelişmeler Türk ihracatçısını nasıl etkileyecek" sorusu üzerine ise Büyükekşi, şunları kaydetti:
"Biz endişeli değiliz. Geleceğe ümitle bakıyoruz. Özellikle 2014 yılından itibaren Avrupa'da toparlanmanın başlaması ve büyüme yolunda önemli belirtiler var. Son 4 aydan beri birçok Avrupa ülkesine ihracatımız çift haneli olarak artıyor. O nedenle ümidimiz var. Kaldı ki biz yeni pazarlarda da önemli adımlar atıyoruz. Bu kadar olumsuzluğa rağmen mal ihracatımızda yüzde 5'lik bir artış var. Aradaki farkı kapatabilmek için bundan sonra daha fazla ihracatımızı artırmamız gerekiyor ki bunu da geçtimiz zaman yaptık. Yeni teşvik sistemiyle özellikle bunun da gerçekleşeceğine inanıyoruz. Yerli ve yabancı yatırımcıların yatırımlarını da artırmasıyla Türkiye'nin hedeflerine ulaşması konusunda önemli bir engel olduğunu düşünmüyoruz.
Belirsizlikler konusuna bakınca da Türkiye şu anda özellikle kurla ilgili zaman zaman 1,90 ile 1,95 arasındaki dolar bazındaki bir kurun ve parite olarak da özellikle bizim açıklamalarımızda paritenin bu şekilde devam etmesinin ihracatımız için faydalı olduğunu söyledik. Bizim daha çok ithalatımız dolar, ihracatımızın ağırlığı avro. Bu da bizim lehimize bir gelişme. Bunları üst üste koyunca kur konusu, gerek cari açık gerek ithalat açısından çok düşmesi uygun değil. Bu seviyelerde devam etmesi ve istikrarlı olmasının faydalı olduğunu düşünüyoruz."
Çorum Valisi Sabri Başköy, AK Parti İstanbul Milletvekili Nureddin Nibati, Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü, Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Başaranhıncal ve çok sayıda yetkilinin de katıldığı toplantı, Çorum'daki başarılı ihracatçılara plaket verimesinin ardından sona erdi.
(bitti)
 

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER