ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL16°C
Sağanak Yağışlı
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 01 Mayıs 2013 Çarşamba 12:27

"Büyüme potansiyeli yüksek bir ülkeyiz"


Ak Portföy Genel Müdürü Alp Keler, "Ekonomide ılımlı toparlanma beklentisi ve bunu destekleyen para politikaları, hisse senedi piyasasını olumlu etkilemeye devam edecektir görüşündeyiz" dedi.
     Portföy yönetim şirketlerinin 2013 yılı beklentilerini, sektörde yaşanan son gelişmeleri ve Türkiye ekonomisindeki güncel konuları AA muhabirine değerlendiren Keler, geçen yıl İMKB-30 endeksinin yüzde 60'a yakın bir artışla gerçekten etkileyici bir performans gösterdiğini hatırlatarak, endeksin, yıl başından bu yana da gelişmekte olan ülke endeksleri ile karşılaştırıldığında net bir şekilde olumlu ayrıştığının görüldüğünü söyledi.
     Aynı dönemde Çin, Brezilya, Rusya gibi önemli gelişen piyasalarda görünümün pek iç açıcı olmadığını ifade eden Keler, "Bu ayrışma özellikle kredi notu konusundaki olumlu beklentilerin yanı sıra başarılı bütçe performansı, etkin ekonomi yönetimi ve Merkez Bankasının etkileyici para politikası uygulamalarından kaynaklanıyor" görüşünü paylaştı.
     Merkez Bankasının son dönemde büyüme konusunu tekrar "kadraja alması"nın ve fon akımlarının yaratacağı riskleri de göz önüne alarak faizde öngörülenin ötesinde indirime gitmesinin hisse senetlerini destekleyen bir faktör olduğuna dikkati çeken Keler, bu durumun bankacılık sektörünün faiz marjlarını, dolayısıyla karlılığını olumlu etkilemesinin beklenebileceğini, ayrıca ekonomik faaliyetlerde toparlanma beklentisinin de özellikle perakende, otomotiv ve beyaz eşya gibi sektörlere olumlu yansıyabileceğini vurguladı.
    
     -"Büyüme potansiyeli yüksek bir ülkeyiz"-
    
     Türkiye'de BES yatırımlarının sadece yaklaşık yüzde 17'sinini hisse senetlerinde olduğu bilgisini veren Keler, "Halbuki bireysel emeklilik sisteminin uzun yıllardır uygulandığı gelişmiş ülkelerde bu rakam yüzde 50'lerin üzerinde. Türkiye'de bu oranın hızla yükselmesini bekliyorum" diye konuştu.
     Bugün Türkiye'de 1 milyon civarında hisse senedi yatırımcısı varken bireysel emeklilik fonları sayesinde 2023 yılında dolaylı yoldan 5 milyon hisse senedi yatırımcısına ulaşılacağını tahmin eden Keler, "BES gibi sistematik yatımlarda hisse senetleri potansiyel getiriyi belirleyen önemli bir faktör. 'Büyüme' mevcut ekonomik konjonktürde çok değerli bir kavram. Büyüme potansiyeli yüksek bir ülkeyiz. Kendimize, şirketlerimize güvenmeli, birikimlerimizin belirli bir kısmını orta ve uzun vadeli bir perspektifle sistematik olarak hisse senetlerine aktarmaktan çekinmemeliyiz" değerlendirmesinde bulundu.
     Türkiye'de toplam gerçek kişi mevduat miktarının Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre 440 milyar lira düzeyinde olduğunu dile getiren Keler, "Bireysel emeklilik fonlarında toplam 22,5 milyar lira var. Nemalandırma (likit) fonlar dahil olmak üzere toplam yatırım fonu büyüklüğü ise 32 milyar lira düzeyinde. Türkiye'de fiziki altın yatırımının düzeyi konusunda ise 100 ile 300 milyar lira arasında değişen tahminler mevcut. Sanırım bu rakamlar tasarruf düzeyi hakkında biraz fikir verecektir ancak tasarruf oranlarımız gelişen ve gelişmekte olan ülke ortalamalarının oldukça altında" ifadelerini kullandı.
    
     -"Altının bir süre 1.350-1.500 dolar bandında hareket etmesini bekliyoruz"-
    
     Likit fonlar haricindeki yatırım fonlarının toplam büyüklüğünün yaklaşık 10 milyar lira düzeyinde olmasının Türkiye'deki birikim sahiplerinin yatırım profilinin daha çok sabit getirili ve mevduat ağırlıklı olduğunu gösterdiğini kaydeden Keler, "Potansiyeli daha yüksek olan hisse senetlerine ise ilginin oldukça düşük olduğunu söyleyebiliriz. Düşen faiz ortamında yenilikçi ve getiri potansiyeli olan ürünlere ilginin yavaş yavaş başladığını söyleyebiliriz" dedi.
     Altınının diğer varlık sınıflarından farklı fiyatlama dinamikleri sebebiyle önemli bir alternatif enstrüman olduğuna değinen Keler, geçen haftalarda yaşanan sert düzeltme öncesi son 2 yılda altının yaklaşık olarak 1.530 dolar ile 1.800 dolar arasında yatay seyrettiğini ve 1.530 dolar seviyesini aşağı yönde kırıldıktan sonra altının bir süre 1.350-1.500 dolar bandında hareket etmesini beklediklerini aktardı.
     Son dönemde sistemik risklere yönelik endişelerin azalmakta olmasının altında güvenli liman talebini azaltan bir faktör olduğuna dikkati çeken Keler, küresel anlamda uygulanan destekleyici para politikalarına rağmen enflasyonun kontrol altında olduğu algısının, enflasyondan korunma amaçlı altın talebini de sınırladığını söyledi.
     Buna karşın fiziki altın talebindeki kıpırdanma ve merkez bankalarının alımlarının altın fiyatlarını kısmen dengelemiş göründüğünü ifade eden Keler, "Yatırımcıların birikimlerinin bir kısmını altına yönlendirme kararı vermeleri halinde bunu orta ve uzun vadeli bir bakış açısıyla ve risk algıları paralelinde gerçekleştirmelerini öneririm" tavsiyesinde bulundu.
    
     -"Gösterge faizin yatay bir bantta seyretmesi daha mümkün görünüyor"-
    
     Mevcut koşulların yatırımcıların farklı varlık sınıfları ve enstrümanlara yönelmesine neden olduğunu dile getiren Keler, şunları kaydetti:
     "Ancak hiçbir yatırım ürünü ya da varlık sınıfı tek başına yatırımcının alternatif getiri talebini ve ihtiyaçlarını karşılayamaz. Bu sebeple tasarruf sahiplerinin yatırım tercihlerini değiştirirken farklı varlık sınıfları ile birlikte değişen risk düzeyleri konusunda farkındalıklarını geliştirmeleri önemlidir.
     Mevduat ve benzer sabit getirili yatırım araçları dışındaki enstrümanlara yapılan yatırımların kısmen daha uzun vadeli bir perspektif gerektirdiği de açıktır. Bireysel tasarruf sahiplerinin, yatırımcı profili ve risk tercihleri paralelinde farklı varlık sınıfları içeren bir strateji ile portföylerin çeşitlendirilerek potansiyel getirinin artırılması ve riskin dağıtılması doğru bir yaklaşım olacaktır."
     Yatırımcıların, güvendikleri kurumlardan finansal tavsiye ve yatırım danışmanlığı hizmeti almalarını öneren Keler, "Ancak bu hizmetlerin yatırımcıya standart ve kaliteli bir biçimde sunulması çok önemli. Biz Ak Portföy olarak yaklaşık 2 yıldır 'yatırım danışmanlığı' konusuna yatırım yapıyoruz. Yatırım Danışmanlığı bölümümüzle farklı yatırımcı profilleri paralelinde, banka ve bireysel emeklilik müşterilerine kaliteli bir finansal tavsiye hizmeti sunuyoruz" şeklinde konuştu.
     Keler, küresel anlamda ve yurt içindeki görünümün, faiz dostu, -diğer bir deyişle faizde aşağı beklentinin devam edeceği ve yukarı yönlü risklerin sınırlanacağı- konjonktürün devam ettiğini gösterdiğini anlattı.
     Merkez Bankasının son dönemde büyüme konusunu tekrar gündemine almasının ve küresel sermaye akımlarının yaratabileceği riskler konusundaki hassasiyetin faizde yukarı yönlü beklentiyi sınırladığını söyleyen Keler, mevcut koşullarda gösterge faizin yatay bir bantta seyretmesinin daha mümkün göründüğünü aktardı.
     TL cinsi enstrümanlara yönelik risk algısının olumlu seyretmesinin hisse senetlerini desteklediğini aktaran Keler, "Diğer gelişen piyasalarla karşılaştırıldığında, hisse senetlerinin değerleme kriterleri açısından pahalı seviyelerde olduğu söylenemez. 'Yatırım yapılabilir' seviyedeki kredi notu da değerlemelerin daha yukarıda bir seviyede normalize olmasını sağlayabilir" beklentisini dile getirdi.
     Keler, "Yılın 2. çeyreğinden itibaren öne çıkan ve Merkez Bankasının da vurguladığı yurt içinde 'ekonomide ılımlı toparlanma' beklentisi ve bunu destekleyen para politikaları da hisse senedi piyasasını olumlu etkilemeye devam edecektir görüşündeyiz" ifadelerini de kullandı.
    

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER