ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Parçalı Bulutlu
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 13 Aralık 2012 Perşembe 12:24

"BM meşrutiyetini kaybedecek"


Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ''BM sisteminin reforme edilmesi için yeni bir dünya savaşını beklememiz gerekiyor. Bu günkü dünyada meşruiyeti ciddi bir şekilde sorgulanıyor. Tüm dünyanın insanlık adına vicdan azabı çektiği konularda Güvenlik Konseyi işleri kitleyebiliyor'' dedi
    
Uluslararası İşbirliği Platformu'nun Çırağan Sarayında düzenlediği Boğaziçi Bölgesel Ortaklık Zirvesi'nin açılışında konuşan Babacan, zirvenin yeni dünya düzenin daha iyi analaşılması ve ülkeler arasında işbirliğinin artırılması konusunda büyük etkisi olacağını belirtti.
    
İçinde yaşanılan ekonomik ve finansal krizin, ''kriz öncesi ve sonrası dünya'' diye iki bölümde yakın tarihimizi inceleyecek kadar önemli olduğunu vurgulayan Babacan, son dönemde yaşanan krizin maliyetinin 2. Dünya Savaşı ile mukayese edildiğini, dünyanın yaşadığı en derin kriz olarak değerlendirildiğini söyledi.
    
Gelişmiş ülkelerin kamu borç stokuna bakıldığında, 2. Dünya Savaşı sonrası borç rakamlarının görülmeye başlandığını vurgulayan Babacan, ''Bütçe açıkları ve kamu borç stokları bazı ülkeler için yıllarca, hatta 10 yıllarca yük olmaya devam edecek. Bu ağır kamu borcu, pek çok ekonominin büyüme potansiyelini aşağıya çekecek. Bu kriz sonrasında dünyada pek çok insan yoksulluk sınırının altına düştü. Kriz, gelir dağılımının bozulmasını beraberinde getirdi'' diye konuştu.
    
Babacan, 1980'de gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisindeki toplam ağırlığı yüzde 37 ikin bugün bu oranın yüzde 50'ye ulaştığını, bu güç kaymasının uluslararası platformlarda da artık kendini hissettirdiğini dile getirdi.
    
     -''Gerekli adımlar zamanında atılmazsa BM meşruiyetini kaybedecek''-
    
 Son 10 yıldır pek çok G-20 Zirvesine katıldığını hatırlatan Babacan, ''Eskiden sadece bakanlar seviyesinde toplanıyordu. 2009'da liderler zirvesi gerçekleştirildi. Çünkü artık anlaşıldı ki, 7 ülkeyi topladığınızda küresel meşruiyet sağlayamıyorsunuz, ekonomik anlamda bir meşruiyet zemini sağlayamıyorsunuz. IMF ve Dünya Bankasının yönetim ve hisse yapıları değişti. Türkiye IMF'nin dünyada en büyük 42. ortağıydı, 20. büyük ortağı oldu. Kriz ve sonrasında önemli yapısal değişimler oldu'' şeklinde konuştu.
    
Aynı değişimin siyasi cephede görülmediğine dikkati çeken Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
    
''BM sisteminin reforme edilmesi için yeni bir dünya savaşını beklememiz gerekiyor. Bu günkü dünyada meşruiyeti ciddi bir şekilde sorgulanıyor. Tüm dünyanın insanlık adına vicdan azabı çektiği konularda Güvenlik Konseyi işleri kitleyebiliyor. 5 ülkeden sadece bir tanesi yüz binlerce kişinin hayatını kaybedeceği olaylarda bile müdahalede karar anlamında engel oluyor.
    

Yeni bir küresel siyasi krizi beklemeden bu adımları atmazsak, BM meşruiyetini kaybetmeye başlayacak. En önemlisi de dünya kamuoyundaki meşruiyetini kaybetmeye başlayacak. İşte bu adımlar atılmalı. Zamanında atılmalı ki, bu kürsel yapılar dünyada barış ve istikrarın korunmasına katkı sağlamaya devam etsin.''
    
     -''AB, ekonomik ve finansal krize kurban edilmesin''-
    
 Babacan, AB'nin ortak siyasi çıkarlar zemininde kurulmuş bir birlik olduğunu vurgulayarak, ''Fakat bu krizde ortak çıkar zemini zayıflamıştır. Ülkeleri birbiriyle kaynaştıran ekonomi ve finans unsuru zayıflamış durumda. İşte böyle zayıf bir zemin üzerinde siyasi birliğin sürüdürülmesi tartışmalı bir konu. Şunu unutmamalıyız ki, AB çok önemli bir barış projesidir. Bu projenin ekonomik ve finansal krize kurban edilmemesi gerekiyor'' çağrısında bulundu.
    
AB'nin hemen yanındaki geniş coğrafyayı kuşatan bölgede kriz sonrası dönemin çok kritik bir dönem olacağını belirten Babacan, bu dönemde bu ülkeler doğru adımları atıp, doğru reformları yapabilirlerse siyasi ve ekonomik cephede çok daha müreffeh ve güçlü bir bölge görülebileceğini söyledi.
    
Babacan, Ortadoğu ve Güney Afrika'nın dünyada ülkelerarası ticaretin en az olduğu bölge olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
   
  ''Bu bölgede mutlaka insanların ve sermayenin daha rahat hareket etmesini sağlayacak tedbirleri almamız gerekiyor. Bu bölgedeki sınırların anlamını yitirmeye başlayacağı bir döneme girmemiz gerekiyor. Eğer bunu bugün yapamazsak tarihi bir imkanı kaçırmış oluruz.
    
Ticaretin ve sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, vize uygulamalarının kolaylaştırılması tüm ülkeler için faydalıdır. Kazan kazan sonucunu elde ederiz. Aksi halde çok zengin ile çok fakirlerin birlikte yaşadığı bir mahallenin huzurlu olması mümkün olmayacaktır. Ekonomik bağımlılık ne kadar çoğalırsa karşılıklı olarak, siyasi istikrar ve güvenlik için güçlü bir zemin oluşmuş olacak.''

KAYNAK:
AA
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER