ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL29°C
Parçalı Bulutlu
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 01 Mayıs 2013 Çarşamba 11:39

"BES sektörün itici gücü olmaya devam edecek"


 Ak Portföy Genel Müdürü Alp Keler, "Önümüzdeki 10 yıllık bir perspektifte sektörde yönetilen varlık büyüklüğünün yaklaşık yüzde 70'lik kısmının bireysel emeklilik yatırım fonlarından oluşacağını tahmin ediyoruz" dedi.
     Portföy yönetim şirketlerinin 2013 yılı beklentilerini, sektörde yaşanan son gelişmeleri ve Türkiye ekonomisindeki güncel konuları AA muhabirine değerlendiren Keler, sektörün 2013 yılına oldukça motive başladığını belirterek, gerek yeni Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) mevzuatı gerekse bireysel emeklilik sistemi (BES) konusundaki düzenlemelerin sektörde gelecek döneme ilişkin beklentileri pozitif etkilediğini kaydetti.
     Düşen faiz ortamının da sektördeki büyümeyi desteklediğine dikkati çeken Keler, "2013 yılı bir anlamda taşların yerine oturduğu ve hızlı büyüme sürecinin başladığı yıl olacaktır görüşündeyiz" öngörüsünde bulundu.
     BES'in sektördeki büyümenin motoru olmaya devam ettiğini ifade eden Keler, devlet katkısı ve artan yatırımcı ilgisi ile 2013 yılında yüzde 50'lik bir büyüme söz konusu olacağını ve ayrıca genel faiz düzeyindeki gerilemenin de alternatif getiri arayışı ile yatırım fonlarına ve özel portföy yönetimine olan talebi artırmasını beklediklerini dile getirdi.
    
     -"Portföy yönetim sektörü yaklaşık 62 milyar lira büyüklüğe ulaştı"-
    
     Türkiye'de portföy yönetim sektörünün yaklaşık 62 milyar lira büyüklüğe ulaştığı bilgisini veren Keler, son 5 yıllık dönemde sektörde yönetilen toplam varlık büyüklüğünün yaklaşık yüzde 90 büyüdüğünü vurguladı.
     Büyümenin temel kaynağının bireysel emeklilik sektörü olduğunu aktaran Keler, sektörün lokomotifi niteliğindeki bu iş kolunda 2007 yılından bu yana yönetilen varlık büyüklüğünün yaklaşık 4 katına çıktığını ve Ak Portföy olarak bu alanda yaklaşık yüzde 23 pazar payı ile pazarın lideri konumunda olduklarını söyledi.
     Yatırım fonlarında ise likit dışındaki katma değeri daha yüksek olan fonlarda büyümenin hızlandığını gözlemlediklerini belirten Keler, "Özellikle düşen faiz ortamında yenilikçi ve yatırımcıların risk-getiri beklentilerini karşılayan fonlar ön plana çıkıyor. Bu alanda trendleri belirleyen, yenilikçi ve ürün yelpazesi en geniş kurumlardan birisi olmaya devam edeceğiz. 2015 yılı itibariyle sektörün 100 milyar lira büyüklüğe ulaşmasını bekliyoruz. Orta dönemde de portföy yönetimi sektöründe yönetilen varlıkların gayri safi milli hasılanın (GSMH) yüzde 10'una kadar ulaşmasını bekliyoruz. Kurum olarak 2015 yılında 18-20 milyar seviyelerinde varlık yönetmeyi hedefliyoruz" değerlendirmesini yaptı.
    
     -"Yatırım fonları bu dönemde öne çıkacak"-
    
     Yurt içinde faizlerin tek haneye gerilemesi ve sektöre yansımalarına da değinen Keler, faizde hem global hem de yurt içindeki gerilemenin sürmesinin alternatif getiri talebini gündeme getirdiğini ve dolayısıyla bireysel ve kurumsal yatırımcılarda bu yönde giderek artan bir arayış olduğunun rahatlıkla söylenebileceğini ifade etti.
     Dolayısıyla "bireysel ve kurumsal portföy yönetimi" hizmetine yönelik talebin hızla arttığını ve artmaya da devam edeceğini söyleyen Keler, şunları kaydetti:
     "Ak Portföy olarak büyük ölçekli bireysel ve kurumsal müşterilere yönelik doğrudan portföy yönetim hizmeti veriyoruz. Yatırım fonları da bu dönemde ön plana çıkacak. Özellikle farklı stratejili, yatırımcının risk-getiri beklentilerini karşılayan katma değerli yatırım fonları öne çıkacaktır. Ak Portföy olarak ürün yelpazemiz çok geniş, uluslararası ve Türkiye hisse fonlarımız, korumalı fonlar, serbest fon, altın-emtia fonları ve özel sektör tahvili fonlarımız son dönemde yatırımcılarımızın en çok ilgi gösterdikleri ürünlerimiz arasında yer alıyor."
    
     -"BES sektörün itici gücü olmaya devam edecek"-
    
     BES'in gelecek dönemde de sektörün itici gücü olmaya devam edeceğine işaret eden Keler, devletin BES desteğinin açıklanmasının ardından katılımcıların ilgisinin arttığının rakamlarda da açıkça görüldüğünü, sözleşme ve katkı payı anlamında geçen yılların aynı dönemine oranla oldukça yüksek artışların söz konusu olduğunu ifade etti.
     Keler, 2015 yılı itibariyle sektörün 100 milyar lira büyüklüğe ulaşmasını beklediklerini aktararak, "Orta dönemde de portföy yönetimi sektöründe yönetilen varlıkların gayri safi milli hasılanın (GSMH) yüzde 10'una kadar ulaşmasını bekliyoruz. Önümüzdeki 10 yıllık bir perspektifte sektörde yönetilen varlık büyüklüğünün yaklaşık yüzde 70'lik kısmının bireysel emeklilik yatırım fonlarından oluşacağı tahmin ediyoruz. Sadece BES fon büyüklüğünün 10 yıl sonra 200 milyar lira büyüklüğe ulaşmasını bekliyoruz."
    
     -"TL cinsi varlıklarda potansiyelin devam edeceğini söyleyebiliriz"-
    
     Daha önceki tecrübelerin gelişen ülkelerde ilk "yatırım yapılabilir" kredi notunun ardından 6-12 ay içerisinde diğer kredi derecelendirme şirketlerinden de benzer adımların geldiğini gösterdiğini hatırlatan Keler, geçen günlerde Moody's'in de benzer tonda bir açıklamasının olduğunu anımsattı.
     Bu durumun TL cinsi enstrümanlara yönelik ilginin sürmesini sağladığını kaydeden Keler, "O nedenle Türkiye'nin kredi notunun diğer kuruluşlar tarafından da yatırım yapılabilir seviyeye çekileceği beklentisi fon akımlarını beraberinde getiriyor. Orta vadeli bir bakış açısıyla hisse senetleri piyasası başta olmak üzere TL cinsi varlıklarda potansiyelin süreceğini, aşağı yönlü risklerin ise sınırlı kalmaya devam edeceğini söyleyebiliriz." yorumunu yaptı.
     "Fitch, Türkiye ekonomisine ilişkin olarak en son açıklamasında portföy yatırımlarının kırılganlık unsuru yarattığını belirtmişti. Siz bu görüşe katılıyor musunuz-" şeklindeki soruya ilişkin olarak ise Keler, şunları ifade etti:
     "Bahsettiğim beklentilerin kısa vadeli fon akımlarını beraberinde getirdiği doğru. Örneğin tahvil piyasasında yabancı payı yüzde 27,5 ile tüm zamanların en yüksek düzeyine ulaştı. Ancak Merkez Bankasının bu konuda çok hassas olduğunu ve bu durumun para politikasının temel önceliklerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
     Bu sebeple fon akımlarının makro dengeleri tehdit edecek bir düzeye ulaşması durumunda Merkez Bankasının gerekli önlemleri alacağını düşünüyorum. Kaldı ki MB'nin, son dönemde para politikası önceliklerini bu doğrultuda şekillendirdiğini görüyoruz."
    
 

KAYNAK:
AA
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER