ÖNE ÇIKANLAR :
EKONOMİTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 26 Aralık 2012 Çarşamba 17:52

"2013’te düşük kur sorunuyla uğraşmayalım"


Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Celal Sönmez, bu yıl iç pazardaki durgunluğun kendilerini zayıflattığını belirterek, yeni yılda düşük kur sorunuyla uğraşmak istemediklerini söyledi.

        Celal Sönmez, yaptığı açıklamada, 2012 yılını değerlendirdi, 2013 yılından beklentilerini dile getirdi. 2012’nin zor geçtiğine dikkat çeken Sönmez, “Küresel ekonomi, hiç olmadığı kadar ciddi bir büyüme sıkıntısı yaşadı. Dünya için öngörülen yüzde 4’lük büyümenin ancak yüzde 3 civarında gerçekleşebileceği neredeyse kesinleşti. Küresel ticaret daraldı. Çin ve Japonya ekonomileri yavaşladı. Avrupa Birliği, güven krizini azaltıcı adımlar atıp mali kaostan kurtulma yoluna girmeyi bir türlü beceremedi. Amerika’da Obama’nın yeniden seçilmesi ve bu ülke siyasetindeki yumuşama nispi bir güven sağlasa da 600 milyar dolarlık mali uçurum tehdidi henüz ortadan kalkmış değil. Brezilya, Endonezya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkeler de küresel ekonomik aktivitedeki daralmadan olumsuz etkilenmeye devam ediyor." dedi.

        Bu yıl yüzde 4 büyümeyi planlayan Türkiye’de büyüme rakamlarının, tıpkı dünya ekonomisi gibi yüzde 3’ün altında kalacak gibi göründüğüne işaret eden Sönmez, bu yılı iç piyasadaki daralma ve dışarıda yeni pazarlar bulma arayışının yönlendirdiğini ifade etti.

        Sönmez, şöyle devam etti: “Geçen yıl alınan ekonomiyi soğutma önlemleri, yılın ilk çeyreğinden itibaren iç piyasada kendini hissettirmeye başladı. Hane halkı tüketimi ve özel sektör yatırım harcamaları, stok etkisiyle birleşerek büyümeye büyümeyi aşağı çeken bir performans sergiledi. Üçüncü çeyrek itibariyle yıllık olarak baktığımızda kamu yatırım harcamaları artışı yüzde 11,2 olurken özel sektör yatırım harcamalarındaki daralma derinleşerek yüzde 11,1’i buldu. Sanayi sektöründeki büyüme ilk iki çeyrekte yüzde 3,5 ve yüzde 3,9 olarak gerçekleştikten sonra üçüncü çeyrek performansı yüzde 1,7’ye indi.”

        Tek kanatlı kuşların uçamayacağına dikkat çeken Sönmez, iç ve dış talep dengesini sağlam kuramayan ülke ekonomilerinin de istenen ölçüde büyüyemeyeceğini vurguladı.

        "Bir yandan küresel krize rağmen ihracatta ülke ve ürün çeşitlemesine giderek dış ticaretimizi artırırken diğer yandan iç piyasada ayağımızı hep frende tuttuk." diyen Sönmez, "Sonuçta ekonomi yılın ilk üç çeyreğinde dış talebin katkısıyla büyürken, iç talebin büyümeye etkisi 2009’dan bu yana ilk kez eksiye düştü. Merkez Bankası’nın yıl ortasında attığı adımlarla üçüncü çeyrekten itibaren iç talebin hareketleneceği beklentisinin ise henüz istenen oranda gerçekleşmediğini görüyoruz. Özellikle özel sektör yatırımlarında ne yazık ki geriye gidişin sürdüğünü gözlemliyoruz. Sonuç olarak, iç talebi baskılayan bir ekonomi politikası büyümeyi yüzde 3’ün altına çekerken cari açığın hala milli gelirin yüzde 7– 7,5’i oranında seyretmesi düşündürücü. Sürdürülebilir bir büyüme için iç ve dış talebin desteği aynı anda ve paralel oranlarda sürdürülmeli.” ifadelerini kullandı.

        "TÜRKİYE'NİN NOTU FİİLEN ARTTI"    

        Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in, Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir ülke seviyesine çıkarmasını hatırlatan Sönmez, son 10 yılda 100 milyar doların üzerinde doğrudan dış yatırım çeken Türkiye’nin notunun fiilen arttığına dile getirdi.

        Sönmez, yapılması gereken reformlar konusunda şu bilgileri verdi: “İş ortamının iyileştirilmesinden kayıt dışılığın azaltılmasına, finansal sistemin geliştirilmesinden ulaşım ve enerji altyapısının iyileştirilmesine, Ar-Ge ve inovasyon seferberliğinden verimli tarımı büyütecek düzenlemelere, sanayi ve hizmetlerde yüksek katma değerli üretime geçiş adımlarından işgücünün niteliğini artırıcı girişimlere, eğitimin kalitesinin yükseltilmesinden sosyal güvenlik sisteminin rehabilite edilmesine, bölgesel gelişmişlik farkını azaltacak adımlardan adalet başta olmak üzere kamu hizmetlerinin kalite ve etkinliğinin artırılmasına kadar yapılması gereken bir dizi önemli iş var.”

        Dünya patinaj yaparken bu dönüşümün yapılması gerektiğinin altını çizen Sönmez, “Büyüme başta olmak üzere tüm önemli rakamsal hedefler doğal olarak gerçekleşir. Ama reform yapmak yerine bürokratik oligarşiye teslim olur, bir işçi çalıştıran işyerine bile hekim istihdam etme zorunluluğu getirmeye kalkarsak işimiz zor. Evet, 2012 yılının temel belirleyicisi, iç talepte öngörülenden daha fazla gerçekleşen yavaşlama oldu. 2013 yılının temel tartışma konusunun da daha şimdiden Türk lirasının değerlenmesi olacağı anlaşılıyor. Küresel risk iştahı, Türkiye gibi gelişen ve fırsatların yüksek olduğu ekonomilere kaynak girişini artırıyor. Bu güçlü akıma bir de enflasyon hesabı girince Türk lirasındaki değerlenme, bir risk unsuru olarak karşımız çıkıyor. İç piyasanın yavaşladığı, en büyük pazarımız olan Avrupa Birliği’nin (AB) durduğu bir dönemde küresel pazarda rekabet etmek zaten zorken, sanayicinin bir de kur tartışmalarıyla vakit kaybetmemesi lazım. Bu nedenle Merkez Bankası’nın 2013 yılı para politikasının proaktif olması şart.” açıklamasında bulundu.
 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER