ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL25°C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
DÜNYATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 29 Ekim 2013 Salı 18:41

'Tabana uygun İslam’ı önemsiyoruz'


Alman Akademiler Birliği’nin Berlin’deki yıllık toplantısında, İslami teşkilatlar ve İslam bölümlerindeki akademik özgürlük konusu da tartışıldı. Osnabrück’ten Dr. Kathrin Klausing kendilerinin tabana uygun bir İslam anlayışını önemsediklerini söyledi. Münih’ten Prof. Friedrich Wilhelm Graf da, akademik özgürlük tartışmalarının yeni olmadığını ve her zaman olacağını ifade etti.

İslam Bilimci Dr. Kathrin Klausing, Osnabruck İlahiyat Bölümü olarak tabana uygun bir İslam anlayışını önemsediklerini söyledi. Alman Bilimler Akademileri Birliği’nin Berlin’de düzenlenen ‘Akademi Günü’ çerçevesinde ‘Dini teşkilatların talepleri üniversitelerdeki akademik özgürlüğü kısıtlıyor mu?’ başlığı ile düzenlenen tartışma programında konuşan Kathrin Klausing, kendilerinin tabanın dini anlayışını önemsediklerini ve çalışmalarına bu yönde devam ettiklerini vurguladı. Klausing, İslam Din Dersi öğretmeni yetiştirecek ilahiyat bölümü olarak kendilerinde okuyan öğrencilerin tabana yabancılaşmasını istemediklerini söyledi ve bunun anayasanın öngördüğü ilahiyat eğitimi şekli olduğunu kaydetti.

Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi Protestan İlahiyatı Bölümü’nden Prof. Friedrich Wilhelm Graf ise dini teşkilatlar ile üniversitelerde çalışan akademisyenlerin akademik özgürlüğü konusunda tartışmaların her zaman olacağını ifade etti.

Katolik Kilisesi’nin resmi öğretisine uymadığı için ilahiyat bölümünde görev yapma ehliyeti elinden alınan ilahiyatçı Hans Küng'un durumuna dikkat çeken ve Protestan tarafından da benzer vakaların olduğunu hatırlatan Graf, Alman anayasasına göre dini cemaatlerin ve kiliselerin dinin içeriği konusunda yetkili muhatap olduğunu ve bu hakkın gerek anayasa gerekse uluslararası hukuk niteliği taşıyan anlaşmalarla sabit olduğunu belirtti.

Graf, kiliselerin ilahiyat bünyesinde çalışanları değerlendirirken inanç ve hayat tarzı kriterlerine göre hareket ettiklerini kaydetti. Ancak dinin insan aklı ile çelişen veya insan aklını aşan irrasyonel bir yönü olduğunu ve aynı zamanda büyük bir güç oluşturduğunu ifade eden Graf, tarihi olarak ilahiyat bölümlerine devlet üniversitelerinde yer vermenin arkasındaki amacın ise bu gücü aklın kontrolünde tutmaya yönelik olduğunu söyledi.

Graf, zamanın Alman Bilim Konseyi’nin Almanya’da İslam İlahiyat Bölümleri kurulmasını tavsiye ederken kendisinin de bu konseyde yer aldığını ve bir tartışma ve fikir alışverişi olması için bu bölümlerin güçlü Hıristiyan İlahiyat bölümleri ve geleneğinin olduğu üniversite şehirlerinde kurulmasını da önerdiklerini belirtti.

İslam’ın her ne kadar tek olsa da farklı ülkelerde farklı görüntülere sahip olduğuna da işaret eden Graf, “Almanya’da da bu ülkenin şartlarına uygun ve Almanya’nın damgasını taşıyan bir İslam şeklinin ortaya çıkacağından eminim.” dedi.

Alman Bilim Akademiler Birliği bünyesinde sekiz bilim akademisini barındırıyor. Birlik her yıl belli bir ana konu etrafında bir akademi günü düzenliyor.

Bu yılki akademi gününü ana konusu ‘Günümüzde Aydınlanma’ şeklinde belirlenmişti. Almanya´da geçmişten günümüze kilisenin öğretisine uymadığı için ilahiyat bölümünden uzaklaştırılan Hans Kung ve Gerd Lüdemann gibi ilahiyatçı bilim adamı örnekleri yaşanmıştı.Ancak son zamanlarda Münster’de İslam İlahiyat Bölümü olarak faaliyet gösteren ve tabanın dini anlayışını eleştiren Muhanat Hurşit'e tepki gösterilmesi tekrar dini teşkilatlar ve akademik hürriyet konusunu gündeme taşımıştı.

Hurşit’in bulunduğu görevde daha önce Müslüman olduğunu açıklayan Sven Kalisch bulunuyordu. Kalisch daha sonra Hz. Muhammed’in (s.a.s.) yaşayıp yaşamadığı ile ilgili şüphelerinin olduğunu açığa vurmuş ve görevden alınmıştı.

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER