ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL27°C
Parçalı Bulutlu
DÜNYATÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 25 Nisan 2013 Perşembe 00:56

"İslam diyalog dini, radikalizm ise içimizde fitne çıkarma projesidir"


Tunus`ta devrim sonrası iktidara gelen Nahda Hareketi’nin lideri Raşid Gannuşi, İslam’ın radikalizm tehdidi altında olduğunu vurgulayarak, "iç savaş ve fitne çıkarma projesi" olan radikalizmin İslam dünyasına birlik ve istikrar getiremeyeceğini vurguladı.

İstanbul'da hafta sonu düzenlenecek “Ortak Yol Haritası: İcma ve Kollektif Şuur Sempozyumu”na davet edilen; ancak ameliyat olması sebebiyle gelemeyecek olan Tunus devriminin kilit ismi Raşid Gannuşi önemli değerlendirmeler yaptı. Gannuşi, Türkiye’nin siyaset anlayışı ve Hizmet Hareketi ile ilgili açıklamalar da yaptı.

İSLAM DİYALOG DİNİDİR; RADİKALİZMDEN HAYIR BEKLENMEZ

Aşırılık, radikalizm düşüncesinin Müslümanların birbirlerini öldürmelerine yol açtığını belirten Gannuşi, “Çağımızda İslam, radikalizm tehdidi altındadır” dedi. Radikalizmin ümmeti birleştiremeyeceğini ifade ederek şöyle devam etti: “Radikalizm ümmetin içerisinde iç savaş çıkarma projesidir. İslami terimle, fitne çıkarma projesidir. Radikalizmden hayır beklenemez, Müslümanlara tekfir damgası vurmaktan hayır beklenemez. Kelime-i şahadet getiren herkesi Müslüman kabul etmek bizim görevimiz. Radikalizmin ana temel felsefesi, hakikate sadece kendisinin sahip olduğunu, hakikatte ferdiyetçilik iddiasıdır. İslam hakikati adına, sadece kendi konuştuklarının hak olduğunu iddia etmedir. Kendisine bütün muhalif görüşler küfürdür. Radikalist bir kişi kendisine muhalefet edeni cihat adı altında öldürme meşruiyetini görmeye başlaması daha da vahim noktasıdır. Oysa ki cihat bütün bunlardan beridir.”

İslam’ın tevhide davet eden bir din olduğunu ve bütün sorunları diyalogla, müzakereyle çözümü esas aldığını ifade eden Gannuşi, “Dinimiz öldürmeyi, kan akıtmayı kerih görmektedir. Dinimiz takvada ve iyilikte yardımlaşmaya çağırmaktadır. Müslümanlara ve Müslüman olmayanlara hayır yapmaya çağırmaktadır” diyerek Mümtehine Suresi’nin 8. ayetini hatırlattı: “Dininizden ötürü sizinle savaşmayan, sizi yerinizden, yurdunuzdan etmeyen kâfirlere gelince, Allah sizi, onlara iyilik etmeden, adalet ve insaf gözetmeden menetmez. Çünkü Allah âdil olanları sever.”

İCMA İÇİN YÜZDE 51 YETMEZ

İnsanlığın icmayı yeniden geliştirmeye doğru gittiğini kaydeden Gannuşi şunları söyledi: “Bugün beşer icma akidesini, diğer tabirle icma prensibini veya icmanın aslını yeniden ihya etmeye doğru gidiyor diyebiliriz. Çünkü devletlerin siyasetleri azınlıklar üzerine bina edilemez, hatta nisbi çoğunluk olarak kabul edilen yüzde 51 üzerine bina edilemez, bilakis büyük ittifaklar üzerine, icma üzerine veya icmaya yakın 3’te 2 üzerine bina edilmelidir. Çünkü icmada sınır 3’te 2 dir. Efendimiz (sas) Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer efendimize demiştir ki ‘İkiniz ittifak ederseniz size muhalefet etmem’ yani o ikisi 3’te 2’ye tekabül ediyor, çoğunluğun çoğunluğuna yaklaşırsak insanların ekserisine yaklaşırsak hayır daha da artar. Yani bütün Müslümanların icma etmesindedir hayır."

İCMA İLE, FARKLILIKLARIMIZDAN ORTAK BESTE OLUŞTURABİLİRİz

İcma prensibinin ferdiyetçiliğin zıddı olduğunu vurgulayan Gannuşi şöyle devam etti: “Tek olan sadece Allah’tır. Ama beşer ise farklı farklı, çeşit çeşittir. Bu nedenle çokluğu, farklılığı birliğe, vifak ve ittifaka dönüştürmek için şura vardır. Şura diyalogun ve bu farklılığı ortak değerlerde vifak ve ittifaka dönüştürmenin aracıdır. Allah’ın birliği mutlak birliktir, bizlerin birliği ise mutlak birlik olamaz. Bizler için mümkün olan birlik nispi birliktir. Yani küçük farklılıkları koruyarak icmaya yaklaşmaktır. Ama bu farklılıklar bir bahçedeki farklı farklı çiçeklerin çok güzel bir manzara oluşturması gibi bir farklılıktır. Aynı şekilde farklı farklı müzik aletlerinden çıkan nağmelerle çok güzel bir beste, melodi oluşması gibi. Şura, Allah’ın insanları farklı farklı yarattığını kabul edip, ortak, sistematik bir çalışmadır, bu farklılıkların ardından ortak değerlerde ittifak etmeye, icmaya ulaşmayı hedefler. Çünkü diktatörlüğe, otoriterlikteki tekelciliğe, düşüncede ferdiyetçiliğe bir sınır koyalım, hatta servet ferdiyetçiliğine de bir sınır koyalım. Hatta yeryüzündeki bütün beşeri kaynaklara sınır koyalım.”

TÜRKİYE, IRKÇI DEĞİL MÜSLÜMANCA BAKIYOR

Türkiye’deki değişimi “Türkiye yeniden dönüyor, ‘İslamiyet’e dönüyor’ demiyorum. Çünkü hep Müslüman’dı. Müslümanlığıyla gurur duymaya onur duymaya tekrar dönüyor” sözleriyle özetleyen Gannuşi, Türk ve Arap araştırmacıların Arapça olarak yayınladığı Hira dergisi üzerine de önemli değerlendirmeler yaptı. Gannuşi, böyle bir derginin Türklerin Arapçaya ırkçılık, milliyetçilik nazarıyla değil İslami açıdan baktıklarının da göstergesi olduğunu kaydederek, “Bu, Türklerin Arapçaya Kuran dili, İslam medeniyetinin dili olarak baktıklarını gösterir. Türkler Selçuklular olsun, Osmanlılar olsun Arapçaya çok büyük hizmet etmişlerdir. Türk milletinin, Osmanlının, Arapların eserleri hepsi Arapça harflerle yazılmıştır. Türklerin İslam medeniyetinin geliştirilmesinde, Arapça harflerinin hattının geliştirilmesinde çok büyük katkısı olmuştur. Türkler Mushaf yazımında harikalar ortaya koymuşlardır. Mushaf yazımını sanatlaştırmışlar. Arapçaya ve Arapça harflerine aşık olmuşlardır. O harflerden çok harika sanat eserleri ortaya çıkarmışlardır. Bu nedenle bugün Türklerin dili Arapça olan bir dergi çıkarmaları garipsenecek bir durum olmayıp, yeni Türkiye’nin büyük İslami tarihi uzantısını devam ettirdiğinin delilidir” ifadelerini kullandı.

FETHULLAH GÜLEN, ASİL İSLAMI TANITIYOR

Gannuşi, Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketi ile ilgili de şu değerlendirmeyi yaptı: “Fethullah Gülen Hocaefendi’nin medeni, İslami faaliyetlerine çok kıymet veriyoruz. Aynı şekilde onun yönlendirmesiyle açılan eğitim kurumlarını ve basın yayın kurumlarını da çok değerli buluyoruz. Kur'an ve sünnete uygun asil İslam’ı tanıtan bazı eserlerini okudum. Bu aydınlık fikir, İslamiyet’in asaleti ile çağın modernliğini birleştiriyor. Gürültüsüz, medeni bir şekilde genişleyen, İslamiyet’in ve İslam medeniyetinin aydınlık yüzünü bu asırda gösteren bu gayretleri biz çok büyük bir sevinçle karşılıyoruz."

Hafta sonu gerçekleştirilecek olan sempozyum için de "İslamiyet’in bu asırda ak yüzünün ortaya çıkartılması adına çok önemli bir çalışma" diyen Gannuşi, "Öyle bir zamanda yapılıyor ki bir tarafta İslamiyet’in aydınlık yüzü gözleniyor, mübarek devrimler yaşanıyor ama diğer taraftan ise fikri ayrılıklar, radikalleşmeler, çatışmalar yaşandığı bir dönem. Hatta bu ayrılıklar Müslüman’ın Müslüman’ı öldürmesine kadar varabiliyor, oysa ki bir Müslüman’ın öldürülmesi küfürden sonra en büyük cinayettir." dedi.

Yeni Ümit ve Hira dergilerinin 27-28 Nisan'da İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenleyeceği uluslararası 'icma' sempozyumuna 80’e yakın ülkeden 4 bin civarında din adamı, akademisyen ve kanaat önderi katılacak. Sempozyuma Prof. Dr. Ahmed Abbâdi, Muhammed Saad Ebu Bekir, eski Mısır Müftüsü Prof. Dr. Ali Cuma, Prof. Dr. İsam Beşiri, Prof. Dr. Muhammed İmara, Selman el- Hüseynî en-Nedvi gibi İslam dünyasında önemli bir yere sahip çok sayıda isim iştirak edecek. Tebliğler Türkçe, Kürtçe, Arapça, İngilizce ve Fransızcaya anlık çevrilecek. 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER