ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Çok Bulutlu
AJANSTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 20 Ağustos 2013 Salı 16:19

'Türkiye’de yabancı dil algısı değiştirilmeli'


 Zirve Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Şaban Çepik, dilin yaşayan bir varlık olduğunu ve sürekli değiştiğini söyleyerek, normal bir ders olarak algılanmasının onu stabil hale getirdiğini ve ders dışında kullanımını olumsuz etkilediğini vurguladı.

Çepik; “Dilin, dil bilgisi kurallarından oluştuğu bu kuralları öğrenince bir dilin kolaylıkla konuşulup yazılacağı düşünülmektedir. Halbuki, dil, sadece dil bilgisi kurallarından oluşmamaktadır. Bu anlayış dil bilgisine odaklanıp dil kullanarak hiçbir şey üretememekle sonuçlanıyor. Bu konuda Cem Yılmaz’ın son gösterisindeki esprilerden örnek verilebilir. Bir turist bize soru sorduğunda hemen present perfect tense mi kullansam, olay geçmişte başlamıştı ve şu ana kadar geldi, o zaman onu kullanmalıyım şeklinde bir diyalog içerisinde kendimizi bulduğumuzu belirtmişti, Bu durum kastedilen noktayı güzel bir şekilde açıklamaktadır.” dedi.

Türkiye’de yabancı dil kullanma ihtiyacının sadece eğitim ya da kariyerle sınırlı olmadığını belirten Çepik, “Yapılan sınavlar dili kullanma yeterliğinden ziyade dil bilgisi birikimini ölçtüğünden, dil öğrenimini olumsuz etkiliyor. İnsanlar, dili bu alanlar dışında kullanmaya ihtiyaç duymadıkları için dil kullanımı sadece okulla sınırlı kalmakta ve bu da dilin üretken kullanımını kısıtlamaktadır.”diye konuştu.

"DERS SAATLERİ YETERSİZ"

Eğitim sistemindeki yabancı dil eğitim ve öğretim konusundaki mevcut bazı sorunlara da değinen Çepik, şunları kaydetti: “Dil öğrenimindeki sorunlar yetersiz ders saatleri, kalabalık sınıflar, teknik yetersizlikler ve öğretmenlerin dil öğretimine tutumlarından kaynaklanmaktadır. Haftalık 4 ya da 6 saatlik yabancı dil dersi ile öğrencilerin bir dili öğrenip akıcı şekilde konuşup yazmaları oldukça zordur. İdeal bir dil sınıfının 17 ya da 20 öğrenciden oluşması gerekirken, Türkiye’de sınıflardaki öğrenci mevcudu 30’u geçmektedir ki bu yaygın dil öğretim yönetimi olan iletişimsel yaklaşımın (communicative approach) ilkelerinin tam olarak uygulanmasını zorlaştırmakta, öğretmeni dil eğitiminin merkezinde tutmakta, iletişimsel çalışma teknikleri olan grup çalışmasının (group work) etkili olarak kullanımını zorlaştırmaktadır. Öğretmenlerin dile yönelik tutumları da bu durumu etkilemektedir ki öğretmen eğer klasik dil yaklaşımlarını benimsemişse öğrenci sadece dersi dinlemekte, ödevini yapmakta; ama kendini yetiştirecek bir ortam bulamamaktadır.”

“KONUŞMA FOBİSİNİ YENMELİYİZ”

Yabancı dil öğrenenlerde ortaya çıkan konuşma fobisinin aşılması gerektiğine de değinen Yrd. Doç. Dr. Şaban Çepik, hazırlık okuyacak öğrencilere tavsiyelerde bulundu; “Öğrencilerimizin edinmesi gereken en temel becerilerden bir tanesi duyduğunu anlama becerisi. Yani öğrenci dersi dinlerken not tutabilmeli, öğretim elemanları ve arkadaşlarıyla sağlıklı bir iletişim gerçekleştirebilmesi için konuştuğu kişiyi anlayabilmeli. İletişimin devam edebilmesi için öğrencilerin konuşma becerilerini geliştirmeleri gerekmektedir. İngilizce anlama ve konuşma becerilerini geliştirmeleri için öğrencilerimize verebileceğimiz en önemli tavsiye her fırsatta ingilizce konuşmaları, konuşmaktan ve hata yapmaktan korkmamaları. Dil kullanılırsa öğrenilir.”

 

KAYNAK:
CİHAN
ETİKETLER:
ÖNCEKİ HABER

SONRAKİ HABER