ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu
AJANSTÜMÜ
  • GÜNCELLEME: 24 Kasım 2014 Pazartesi 12:12

Resim aşkıyla hastalığına kafa tutuyor...

Mutluluğun resmini çiziyorlar

İzmir’de, 43 yaşındaki fallot hastası ressam Atike Soğukpınar, resim aşkıyla hem hastalığına kafa tutuyor hem de zihinsel engelli ve suça eğilimli çocukları resimle rehabilite ediyor.


İzmir’de, 43 yaşındaki fallot hastası ressam Atike Soğukpınar, resim aşkıyla hem hastalığına kafa tutuyor hem de zihinsel engelli ve suça eğilimli çocukları resimle rehabilite ediyor.

Kalp damarlarında darlık, kulakçıklarında sekiz delik olan ve fallot tetralojisi olarak bilinen adıyla bilinen kalp hastalığına sahip Soğukpınar, resimle hayata tutundu. 5 yaşından beri resim yapan Soğukpınar, üç yıldır çocuklara resim çizmeyi öğretiyor. Belediye bünyesinde kurulan ücretsiz resim atölyesinde özellikle dezavantajlı grupta bulunan çocuklara resim çizmeyi öğreten Soğukpınar, resmin hem kendisini hem de çocukları iyileştirdiğini söyledi.

DEZAVANTAJLI ÇOCUKLAR

Özellikle dezavantajlı guruplarda bulunan 6-11 yaş arası çocuklara resim çizmeyi öğreten Soğukpınar, “Öksüz, yetim, maddi gücü iyi olmayan ama resme yeteneği olan çocuklara resim çizmeyi öğretiyorum. Bu öğrencilerimin içinde Down sendromlu, cezaevinden çıkmış, şizofreni, dikkat dağınıklığı bulunan öğrencilerim var. Hem doktor, hem aile desteği hem de resimle güzel izlenimler almaya başladık. Öğrencilerimi gizli tutuyorum. Özel ders veriyorum. Toplum içine çıkmaya çekiniyorlar. Cezaevinde olan öğrencim, cezaevinde bulunduğu sekiz yıl boyunca dışarıda da zamanın geçmediğini düşünüyormuş. Resme başladıktan sonra gülmeye başladı, espriler yapmaya başladı. Resim bir terapi aslında. 1700’lü yıllarda akıl hastalarını resimle tedavi ediyorlardı. Resim bütün sanatın ilk tarihidir” dedi.

“MUTLULUĞUN RESMİNİ HAYATIMA ÇİZDİM”

Doğuştan tedavisi olmayan fallot rahatsızlığı olduğunu ve kendi döneminde bu hastalığa yakalanan diğer altı kişinin hayatını kaybettiğini söyleyen Soğukpınar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Benim dönemimde bugüne kadar yaşamayı başaran tek fallot benim. Şimdi tıp ilerledi ve şuanda fallot hastaları ölmüyor. Ayrıca, akciğer ve kalp nakli olmam gerekiyor. Dört senedir nakilden kaçıyorum. 26-27 yaşındaydım, cep telefonu almaya özeniyordum. Ritim bozukluğum vardı. Kalbime pil takılırsa cep telefonundan yararlanamayacaktım. Bana holter cihazı takıldı. Holteri 24 saat taşıyacağım ve onun sonucuna göre pil takılacaktı. Atölyeye kapandım. Hayatımda ilk kez bir günde sanatsal bir tablo bitirdim. Ertesi gün holteri teslim ettim. Sonuç negatif çıktı. Şimdi kalbimde en ufak çarpıntı olsa resim yapıyorum. Normalde yolda yürürken bayılabilen bir insanım. Resim yaptığımda ne bayılma ne stres kalıyor. Önceleri 15 günde bir hastaneye yatıyordum. Resim yapmaya ağırlık verdiğim son 15 yıldır bir iki kez hastaneye gittim. Ben mutluluğun resmini hayatıma çizdim. Tek aşkım resim. Hayatıma başka hiçbir şeyi sokmayı düşünmedim.”

Ücretsiz resim kursunda eğitim gören 11 yaşındaki Zeynep Ünal da, eskiden dikkat dağınıklığı bulunduğunu ve resim sayesinde bu sorunu yendiğini belirtirken, 9 yaşındaki Nezih Ege Erguncu da “Önceden düz çizgi bile çizemiyordum ama şimdi çok güzel resim yapıyorum” diye konuştu.









 

KAYNAK:
İHA
ÖNCEKİ HABER

Elif Zeynep'e anlamlı ziyaret

SONRAKİ HABER

Her şey bir "su kabağı" ile başladı..